Halası olduğunu düşündüğü kadın bir yabancıydı.The woman who he thought was his aunt was a stranger.
Köpeğine gündüz halası bakıyor.His aunt takes care of his dog during the day.
Halasının üç kedisi vardır.His aunt has three cats.
Halası ile birlikte yaşadı.He boarded with his aunt.
O, halası ile kalıyor.He is staying with his aunt.
Elizabeth'e halasının adı verildi.She was named Elizabeth after her aunt.
Dün halasının evini ziyaret etti.She visited at her aunt's yesterday.
Babam bana halasının adını verdi.My father named me after his aunt.
Mary, Tom'un halasıdır.Mary is Tom's aunt.
O, halasını görmek için Paris'e gitti.She went to Paris to see her aunt.
O, çocuğunun bakımını halasına emanet etti.She entrusted the care of her child to her aunt.
Tom halası ve amcası tarafından getirildi.Tom was brought up by his aunt and uncle.
Dan en genç halası Linda'yla sapkın bir cinsel ilişkiye başladı.Dan began an erratic sexual relationship with his youngest aunt, Linda.
Tom kızını halası Mary'ye gönderdi.Tom sent his daughter to her aunt Mary.
Halasının evinde yatıya kaldı.He slept at his aunt's.
O, halasının evinde yaşıyor.He lives in his aunt's house.
Tom'un halası Mary'nin ve Tom'un evliliğinin sürmeyeceğini biliyordu.Tom's aunt knew Mary's and Tom's marriage wouldn't last.
Ben Tom'un halasıyım.I'm Tom's aunt.
Leyla halasıyla konuşuyordu.Layla was talking to her aunt.
Sami halasıyla birlikte yaşıyordu.Sami lived with his aunt.
Tom'un Mary isminde bir halası var.Tom has an aunt named Mary.
Tom'un Mary adında bir halası var.Tom has an aunt named Mary.
Frances de la Tour, Imogene rolünde, Alice'in halası.Frances de la Tour as Imogene, Alice's aunt.
Halası, Constance Mary Lloyd, İrlandalı şair Oscar Wilde ile evliydi.His father's sister, Constance Mary Lloyd, was married to Irish poet Oscar Wilde.
Halası aktris Anjelica Huston, amcası Danny Huston'dır.His paternal aunt is actress Anjelica Huston, and his paternal uncle is actor Danny Huston.
Maide Erkoç (Hümeyra) - Harun'un halasıdır.Fakhr al-Din Qara Arslan (or Kara Arslan) (r.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.Bless the food You have provided us and save us from the punishment of the hellfire.
Hicaz genel valisi olan Prens Faysal, İffet ile halasını Türkiye'ye geri götürdü.Prince Faisal, who served as viceroy of the Hijaz, took Iffat back to Turkey with her aunt.
Halası Carol Winstead Wood ise Hollywood'da çalışan bir set tasarımcısıdır.His sister, Carol Winstead Wood, is a former Hollywood production designer.
1876 yılında Porter, halası Evelina Maria Porter'nın ilköğretim okulundan mezun oldu.Porter graduated from his aunt Evelina Maria Porter's elementary school in 1876.
Halası Mabel Alvarez yağlı boyada kendini geliştirmiş Kaliforniyalı bir artist idi.His aunt, Mabel Alvarez, was a California artist specializing in oil painting.
Babasının halası Vibia Sabina, İmparatoriçe ve Roma İmparatoru Hadrianus'un karısıydı.Her half-sister Vibia Sabina was to become empress and wife of the Roman emperor Hadrian.
Halası Prenses Perizat Osmanoğlu'dur.Princess (Omumbejja) Besemerese Hana Dimbwe.
Ertesi gün evine sığınmak için geldiği halası tarafından reddedilir.On next day, he comes at her home for forgiveness.
Efsun'öz, Bahar'ın üvey halası.Founder, Haygrove Fruit.
Jan HalasaJan Halasa
Birkaç yıl geçer ve Deok-soo'nun halası ölür.A few years pass, and Deok-soo's aunt dies.
Elizabeth Hill, daha sonra Marlborough Düşesi olacak olan Sarah Jennings'in halasıydı.Elizabeth Hill was an aunt of Sarah Jennings, later Duchess of Marlborough.
Babam bana halasının adını verdi.Mein Vater hat mir den Namen meiner Tante gegeben.
Ayrıca, büyük annesi İmparatoriçe Maria Anna aynı zamanda halasıdır.Fast zeitgleich wird die Hohenpriesterin Ana ebenfalls schwanger.
En sonunda savaşa katılmak üzere evden ayrılacağını halasına açıklar.Er möge doch bitte aus der Schlacht heimkehren.
Necmiye Karaylı - Ayaz'ın deli halası.Grand-Slam-Siegerin – das tönt verrückt.
Halası Mabel Alvarez yağlı boyada kendini geliştirmiş Kaliforniyalı bir artist idi.Seine Großtante Mabel Alvarez war eine bekannte kalifornische Malerin.
Halasıyla yaşamaktadır.Bei dir zu Hause sein.
Enheduanna onun halasıydı.Deren Vorstand gehörte er an.
Çocukluğunda halasının oğluyla yazma eskizlerine başlayan Süreya, bunları kimseyle paylaşmamıştır.Er fing – wenn er für Kinder schrieb – mit dem Komponieren nicht von vorne an.
Onun halası Londra'da yapayalnız.Sa tante est toute seule à Londres.
Maide Erkoç (Hümeyra) - Harun'un halasıdır.C'était le compagnon préféré d'Hârûn.
Bir gün halası ona büyüdüğünü söyler, Wendy biraz düşününce büyümek istemediğini anlar.Au moment de se coucher, Wendy annonce à sa mère qu'elle ne souhaite pas grandir.
Gelzer Sezar'ın quaestor olduktan sonra halası Julia'nın onuruna bir söylev verdiğinden bahseder.Gelzer ensuite dit que César, après être entré en fonction, fit une prière en l'honneur de sa tante Julia.
Efsun'öz, Bahar'ın üvey halası.Isabella; or, The Pot of Basil.
Amcası ve halası onu büyüttü; kendileri genç yaşta çocuklarını kaybetmişlerdi.Son frère, sa sœur et lui ont été abandonnés par leur père dans leur jeunesse.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.¡Cogedle y llevadle en medio del fuego de la gehena!
Halası Carol Winstead Wood ise Hollywood'da çalışan bir set tasarımcısıdır.Su tía paterna Carol Winstead Wood es diseñadora de producción en Hollywood.
Ressam bu tablosunda halası ve eşini iki kızlarıyla birlikte betimlemiştir.Ahora me río del caballero con sus dos señoras.
Halası aktris Anjelica Huston, amcası Danny Huston'dır.Tiene dos hermanastros, la actriz Anjelica Huston y el guionista Tony Huston.
Bir süre sonra halasının gelini Behice ile gizli bir ilişki yaşar.Su tía anda too el día detrás de ella con una bayeta.
Necmiye Karaylı - Ayaz'ın deli halası.Locura: cualidad de loco. -voro: Que come.
Amcası ve halası onu büyüttü; kendileri genç yaşta çocuklarını kaybetmişlerdi.El y su hermana, Minori, perdieron a su madre cuando eran jóvenes y a su padre cuando eran más grandes.
Frances de la Tour, Imogene rolünde, Alice'in halası.Laura de Ita, interpreta a Lola, la agente de viajes.