halımız ile cümle
halımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Restáuranos, oh Dios de nuestra salvación; haz cesar tu ira contra nosotros
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Sinä panit kaiken kiivastuksesi pois ja lauhduit vihasi hehkusta.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!tröste uns, Gott, unser Heiland, und laß ab von deiner Ungnade über uns!
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!U hebt Uw verontwaardiging laten varen en U afgekeerd van Uw grote toorn.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Uśmierzyłeś wszystek gniew twój, odwróciłeś od zapalczywości popędliwość twoję.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Vend tilbage, vor Frelses Gud, hør op med din Uvilje mod os!
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Zdržels všecken hněv svůj, odvrátils od zůřivosti prchlivost svou.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Επιστρεψον ημας, Θεε της σωτηριας ημων, και καταπαυσον τον καθ' ημων θυμον σου.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!Върни ни, Боже спасителю наш, И прекрати негодуванието Си против нас.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!שובנו אלהי ישענו והפר כעסך עמנו׃
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!ارجعنا يا اله خلاصنا وانف غضبك عنا.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!拯 救 我 們 的 神 阿 、 求 你 使 我 們 回 轉 、 叫 你 的 惱 恨 向 我 們 止 息
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir, Bize karşı öfkeni dindir!拯救 我 們 的 神阿 、 求 你 使 我 們回轉 、 叫 你 的 惱恨 向 我 們 止息
Halımız bu.Det her er vores tæppe.
Halımız bu.Dit is ons tapijt.
Halımız bu.Esa es nuestra alfombra.
Halımız bu.우리가 구해야하는 너비가 있는 카펫입니다
Halımız bu.To je náš koberec.
Halımız bu.To jest nasz dywan.
Halımız bu.Toto je náš koberec.
Halımız bu.Това е нашия килим.
Halımız bu.Це наш килим.
Halımız bu.هذه هي السجادة
Halımız bu.対角線の長さは
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Bo wierzę, że nigdy nie jesteśmy piękniejsi niż wtedy, gdy najbardziej odstręczamy.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Denn ich glaube wirklich, dass wir nie schöner sind, als dann, wenn wir am hässlichsten sind.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Ik geloof werkelijk dat we nooit mooier zijn dan wanneer we op ons lelijkst zijn.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.왜냐하면 전 우리가 가장 흉측할 때 가장 아름답다고 생각하기 때문입니다.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Mert igazán hiszem, hogy sosem vagyunk szebbek annál, mint mikor a legcsúfabbak vagyunk.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Parce que je pense sincèrement que nous ne sommes jamais aussi beau que lorsque nous sommes le plus laid.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Pentru că eu cred cu adevărat că nu suntem niciodată mai frumoşi ca atunci când suntem cei mai urâţi.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Perché in realtà credo che non siamo mai così belli ... ...come quando siamo molto brutti.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Porque acredito mesmo que nunca somos mais belos do que quando somos mais feios.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Porque de verdad creo que nunca somos más bellos que cuando somos más feos.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Vì tôi tin rằng chúng ta không khi nào đẹp hơn là khi chúng ta xấu xí nhất.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Защото наистина вярвам, че никога не сме по-красиви, отколкото когато сме най-грозни.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Потому что я верю, что самыми красивыми мы бываем тогда, когда мы наиболее уродливы.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Тому що я вірю в те, що найкрасивішими ми є тоді, коли ми найбільш потворні.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.כי אני באמת מאמין שאנו יפים ביותר בשעה שאנו מכוערים ביותר.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.لأنني فعلاً أؤمن أننا في قمة جمالنا، حينما نكون في قمة القبح.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.本当に信じているからです それは その瞬間にこそ 僕らが本当に何で出来ているかを 知る瞬間だからです
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.A gdy Jezus odchodził stamtąd, szli za nim dwaj ślepi, wołając i mówiąc: Synu Dawidowy! zmiłuj się nad nami.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.A když šel odtud Ježíš, šli za ním dva slepí, volajíce a řkouce: Smiluj se nad námi, Synu Davidův.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.A keď išiel odtiaľ Ježiš, išli za ním dvaja slepí, ktorí kričali a hovorili: Zmiluj sa nad nami, Synu Dávidov!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.És mikor Jézus tovább ment onnét, két vak követé õt, kiáltozva és ezt mondva: Könyörülj rajtunk, Dávidnak fia!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Étant parti de là, Jésus fut suivi par deux aveugles, qui criaient: Aie pitié de nous, Fils de David!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.In ko gre Jezus dalje odtod, prideta za njim dva slepca in vpijeta, rekoč: Usmili se naju, sin Davidov!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Ja kun Jeesus kulki sieltä, seurasi häntä kaksi sokeaa huutaen ja sanoen: "Daavidin poika, armahda meitä".
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.예수께서 거기서 떠나 가실쌔 두 소경이 따라 오며 소리질러 가로되 다윗의 자손이여 우리를 불쌍히 여기소서 하더니
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Mentre Gesù si allontanava di là, due ciechi lo seguivano urlando: «Figlio di Davide, abbi pietà di noi»
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.När Jesus gick därifrån, följde honom två blinda som ropade och sade: »Davids son, förbarma dig över oss.»
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Og da Jesus gikk derfra, fulgte der ham to blinde, som ropte: Miskunn dig over oss, du Davids sønn!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Partindo Jesus dali, seguiram-no dois cegos, que clamavam, dizendo: Tem compaixão de nós, Filho de Davi.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.І як вийшов Ісус ізвідтіля, ійшліо слїдом за Ним двоє слїпих, і, порикуючи, казали: Сину Давидів, помилуй нас.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Когда Иисус шел оттуда, за Ним следовали двое слепыхи кричали: помилуй нас, Иисус, сын Давидов!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.ויעבר ישוע משם וילכו אחריו שני אנשים עורים והמה צעקעם ואמרים חננו בן דוד׃
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.وفيما يسوع مجتاز من هناك تبعه اعميان يصرخان ويقولان ارحمنا يا ابن داود.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.耶 穌 從 那 裡 往 前 走 、 有 兩 個 瞎 子 跟 著 他 、 喊 叫 說 、 大 衛 的 子 孫 、 可 憐 我 們 罷
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.耶穌從 那 裡 往前 走 、 有 兩個 瞎子 跟著 他 、 喊叫說 、 大衛 的 子孫 、 可憐 我 們罷
İstesek bile, bu halimizle görmemiz imkanız.Anche se fosse, non potremmo mai, in queste condizioni.