Ana içeriğe geç
Sözlük

haksızlık ile cümle

haksızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Biz ona çok kötü davranırsak, haksızlık olur.It would be unfair if we treated him so badly.
Bizi ona haksızlık etmekle suçladı.He accused us of wronging him.
Aslında o haksızlıktan dolayı suçlu muydu?Was he, in fact, guilty of wrongdoing?
Bu son derece haksızlık.It's extremely unfair.
Haksızlık olurdu.That would be unfair.
Ona haksızlık ettiğimi düşünüyor.She thinks that I wronged her.
Haksızlık ediyorsunuz.You're being unfair.
Bu kutularda yedi yerine sadece beş parça sardalya olması haksızlık.It's unfair that one of the cans had only five, instead of seven, pieces of sardines.
Haksızlıklar affedilebilirler ama unutulmazlar.Injuries may be forgiven, but not forgotten.
Bir haksızlık giderildi.An injustice has been corrected.
Bu bir haksızlık!This is an injustice!
Ben sana ne zaman haksızlık ettim?When have I ever wronged you?
Bir insanı öyle kandırmak haksızlık.It's wrong to trick people like that.
Onlar bunu büyük bir haksızlık olarak düşünecekler.They're going to consider it a great injustice.
Onlar bunun büyük bir haksızlık olduğunu düşündüler.They considered it a great injustice.
Bu korkunç bir haksızlık.This is a terrible injustice.
Tom'a haksızlık etmiyorum.I'm not being unfair to Tom.
Kendime oldukça haksızlık ediyorm.I'm pretty hard on myself.
Biz sana haksızlık ettik.We've wronged you.
Sana haksızlık edenleri affetmelisin.You should forgive those who wrong you.
Zorbalık ve haksızlık almış yürümüştü.He was violently and unjustly truncated.
Drusus öldürülünce bu haksızlıkları ele alan reformlarının çoğu geçersiz ilan edildi.When Drusus was assassinated, most of his reforms addressing these grievances were declared invalid.
Yusuf, Züleyha’ya haksızlık yaptığını anlar.”So Joshua knew that the tribe of Judah had transgressed in the matter of the devoted things.
Avusturya’nın Almanya ile birleşmesinin yasaklanması da haksızlık olarak görülüyordu.Membership was still illegal in Austria.
Cemiyetin amacı ise yaşanan haksızlıklara engel olmaktı.The reasoning behind this was to prevent forgery.
Bunu durdurmak hem haksızlık hem de tehlikeli olurdu.That would have been illegal and unfair.
Bu keyfidir ve haksızlıktır, izleyiciye saygısızlıktır."It's so arbitrary and gratuitous, and it's disrespectful to the audience."
Kral yapabilir o olmadan ne diğerine engel o zalimce kimin haksızlık.The King may do what he will without hindrance from one whom he has cruelly wronged.
Bütün kızların prenses alması haksızlıkRiley: It wouldn't be fair for all the GlRLS to buy princesses
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.I think we tend to do it a little bit of a disservice in our usual maps.
Bu sana karşı haksızlık olmuyor mu?Oppa, to you isn't that such a cruel thing to ask?
- O kadar da haksızlık etme!- That's really unfair.
Ama bu haksızlık!That is totally unfair!
Squidward haklı. Bu gerçekten haksızlık.Squidward's right-- that's totally unfair!
Ama... ...o kız yüzünden bocalamaya başlayınca... ...sana haksızlık ettiğimi... ...fark ettim.But... it was only after that girl stirred my feelings, that I understood... how bad I was to you.
Bunu demem lazım; Bize haksızlık olmuyor mu bu?What I'm saying is, it is unfair to us!
Şimdi, bu biraz haksızlık olur.Now, that's a little unfair.
Sana haksızlık oluyor.It's not fair to you.
Size haksızlık etmeyeceğim. artık eminim ki sıranın ne olduğunu biliyorsunuzdur.I think you know what a row is. I don't want to talk down to you.
Bana baktı, ve, "Ama Aimee, bu haksızlık" dedi.And she looked at me, and she said, "But, Aimee, that's not fair."
İstediğin gibi boyunu değiştirebilmen haksızlık.It's not fair that you can change your height, as you want it.
Mevcut dünya ayrımcıdır ve haksızlık üzerine kurulmuştur.The current world order is discriminatory and based on injustice.
Sana haksızlık yaptık.I have done you an injustice.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- that it's fair to say that American biologists are in a state of war.
Bence bu kurtlar için haksızlık.I think it's a very unfair image for the wolf.
Haksızlık bu.That's not fair.
‹‹ ‹Yargılarken, uzunluk ve sıvı ölçerken, ağırlık tartarken haksızlık yapmayın."'You shall do no unrighteousness in judgment, in measures of length, of weight, or of quantity.
Bir komşuna tarla satar ya da ondan tarla alırsan, birbirinize haksızlık yapmayacaksınız."'If you sell anything to your neighbor, or buy from your neighbor, you shall not wrong one another.
Birbirinize haksızlık yapmayacak, Tanrınızdan korkacaksınız. Tanrınız RAB benim.You shall not wrong one another; but you shall fear your God: for I am Yahweh your God.
Tanrınız RAB bunları yapandan da, haksızlık edenden de tiksinir. ölçek.For all who do such things, all who do unrighteously, are an abomination to Yahweh your God.
Yoksul umutlanır, Haksızlık ağzını kapar.So the poor has hope, and injustice shuts her mouth.
Bırakın artık, haksızlık etmeyin, Bir daha düşünün, davamda haklıyım.Please return. Let there be no injustice. Yes, return again. My cause is righteous.
Tanrı adına haksızlık mı edeceksiniz? Onun adına yalan mı söyleyeceksiniz?Will you speak unrighteously for God, and talk deceitfully for him?
Bilin ki, Tanrı bana haksızlık yaptı, Beni ağıyla kuşattı.know now that God has subverted me, and has surrounded me with his net.
Kötüler için felaket, Haksızlık yapanlar için bela değil mi?Is it not calamity to the unrighteous, and disaster to the workers of iniquity?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Teach me that which I don't see. If I have done iniquity, I will do it no more'?
Ya RAB Tanrım, eğer şunu yaptıysam: Birine haksızlık ettiysem,Yahweh, my God, if I have done this, if there is iniquity in my hands,
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Day and night they prowl around on its walls. Malice and abuse are also within her.
Hayır! Hep haksızlık tasarlarsınız içinizde, Zorbalık saçar elleriniz yeryüzüne.No, in your heart you plot injustice. You measure out the violence of your hands in the earth.
‹‹RAB doğrudur! Kayamdır benim! O'nda haksızlık bulunmaz!›› diye duyuracaklar.to show that Yahweh is upright. He is my rock, and there is no unrighteousness in him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod