haksız ile cümle

haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Böyle haksız bir öneriyi reddetmen gerekirdi.You should have refused such an unfair proposal.
Yabancı ürünlere haksız tarifeler uygulanmaktadır.Unfair tariffs are imposed on foreign products.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.Ill-gotten gains are short-lived. The only way to make real money is to earn every penny.
Biz ona çok kötü davranırsak, haksızlık olur.It would be unfair if we treated him so badly.
Haksız avantaj, Bill'in zayıflığındandır.Unfair advantage was taken of Bill's weakness.
George III, tarihçiler tarafından haksız yere kötü muamele gördü.George III has been unfairly maligned by historians.
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do such an unfair thing.
Bizi ona haksızlık etmekle suçladı.He accused us of wronging him.
Haksız şekilde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained that he was unfairly treated.
Haksız biçimde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained of having been treated unfairly.
Haksızlığa karşı yüksek sesle konuşmalısın.You must speak out against injustice.
Haksızlığa karşı haykır!Cry out against injustice!
Haksız eleştirine karşı kızgınlık hissediyorum.I feel resentment against your unwarranted criticism.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Ill-gotten gains are short-lived.
Öğrenciler haksız sınavı protesto ettiler.The students protested against the unfair exam.
Haksız kazançların kimseye faydası olmaz.Ill-gotten gains never benefit anyone.
Birçok haksız şeyler oldu.Many unfair things happened.
Onlar onun saldırılarından bazılarının haksız olduğunu sezinlediler.They felt that some of his attacks were unjust.
Aslında o haksızlıktan dolayı suçlu muydu?Was he, in fact, guilty of wrongdoing?
Hakimler için eski seçim süreci çok haksızdı.The old selection process for judges was very unfair.
Tom'a kesinlikle haksız muamele gördü.Tom definitely got a raw deal.
Tom Mary'ye haksız davranıyor.Tom pushes Mary around.
Bu konuda Tom pek de haksız sayılmaz.Tom has a point here.
Öyle haksız bir öneriyi reddetmeliydin.You should've rejected such an unfair proposal.
Haksız bir barış, haklı bir savaştan daha iyidir.An unjust peace is better than a just war.
Tom haksız sayılmaz.Tom is not far off the mark.
Bire karşı üç her koşulda haksızdır.Anyway, three against one is unfair.
Bu son derece haksızlık.It's extremely unfair.
Haksızlık olurdu.That would be unfair.
Ona haksızlık ettiğimi düşünüyor.She thinks that I wronged her.
Tom haksız.Tom is unfair.
Sen haksızsın.You're unfair.
Haksızlık ediyorsunuz.You're being unfair.
Haksız oluyoruz.We're being unfair.
Onlar haksızdı.They were unfair.
O haksızdı.That was unfair.
Çok haksızca.That's so unfair.
O haksız.That's uncalled for.
Şimdi haksız olduğumu görebiliyorum.I can see now I was wrong.
Ben hâlâ Tom'un haksız olduğunu düşünüyorum.I still think Tom is wrong.
Hayat bazen o kadar haksızdır ki.Life is so unfair sometimes.
Bu kutularda yedi yerine sadece beş parça sardalya olması haksızlık.It's unfair that one of the cans had only five, instead of seven, pieces of sardines.
Haksızlıklar affedilebilirler ama unutulmazlar.Injuries may be forgiven, but not forgotten.
Tom'a haksız şekilde davranıldı.Tom has been treated unfairly.
Tom'un haksız yere suçlandığını düşünüyorum.I think Tom has been wrongfully accused.
Çok haksız davranıyorsun, Tom.You're being very unfair, Tom.
Tom'un haksız olduğunu mu düşünüyorsun?Do you think Tom is unfair?
Beni haksız çıkardın.You proved me wrong.
Haksız olduğumu mu düşünüyorsun?Do you think I'm wrong?
O konuda haksız sayılmazsın.You've got a point there.
Haksız olduğumuzu mu düşünüyorsun?Do you think we were wrong?
Haksız olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?Do you think we were wrong?
Görünüşe göre, ben haksızdım.Apparently, I was wrong.
Tom asla haksız değildi.Tom was never unfair.
Bunun çok haksız bir tartışma olduğunu düşünüyorum.I think this is a very unfair debate.
O biraz haksız.That's a little unfair.
Onlar onu haksız yere suçladılar.They accused him unfairly.
Onlar onu haksızca suçladılar.They accused him unfairly.
Senin tenkidin çok haksız.Your criticism is very unfair.
Mary neredeyse 10 yıl haksız yere hapis cezasına çarptırılmıştı.Mary was wrongly imprisoned for nearly 10 years.

İlgili Sayfalar