1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti.1948 - Verdenserklæringen om Menneskerettighederne underskrives i FN.
1856'da Yahudilere ve diğer gayrimüslimlere eşit haklar sağlandı.1657 - Jøderne i Amsterdam opnår samme rettigheder og privilegier som andre borgere.
Garret Anderson da kadınların seçme ve seçilme hakları hareketinde(deviniminde) etkin bir rol aldı.Garrett Anderson deltog aktivt i kampen om kvindelig stemmeret.
İnsan ticareti, uluslararası sözleşmeler tarafından insan hakları ihlali olarak nitelendirilmektedir.Retten til kollektive forhandlinger er anerkendt via internationale menneskerettighedskonventioner.
Suudi Arabistan'da insan hakları Suudi Arabistan Temel Kanununun 26. maddesinde belirtilmektedir.Flaget er beskrevet i sektion 15 i Østtimors grundlov.
1882) 1858 - Emmeline Pankhurst, İngiliz kadın hakları savunucusu (ö.1858 - Emmeline Pankhurst, engelsk kvindesagsforkæmper (død 1928).
Uyanık bir şekilde Etiyopya sivil hakların koruyuculuğunu yapıyoruz.Dette førte til, at den etiopiske kampmoral forsvandt.
Brunei'de LGBT hakları ^ "Brunei Tourism"."LGBT historie i Danmark". lgbt.dk.
Haklarında fazla şey bilinmez.Og få kender nok til deres rettigheder.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Selv om han måtte bøje sig, så vedblev han at arbejde for indianernes rettigheder.
1928) 2005 - Rosa Parks, Amerikalı insan hakları savunucusu (d.1913 - Rosa Parks, amerikansk borgerrettighedsforkæmper (død 2005).
1315 yılında kasaba haklarını almıştır.I 1345 fik byen købstadsrettigheder.
Sivil haklar, her ülkede yaşayan insanların yasalara dayanarak sahip olduğu haklar.Statens forfatning er gyldig for alle, som bor på dets territorium.
İnsan hakları doğal hukuk kuramına göre değerlendirilir.Menneskerettighederne kan ses som en udmøntning af naturretten.
Mendoza görevinin ve mesleki haklarının geri verilmesini istiyordu.Alexandra dedikerede sin tid til sine børn og sine sociale pligter.
Ardından siyasî hakları olmayan vatandaşlar, en sonda da vatandaş olmayanlar gelirdi.Der var ingen politiske partier, og borgerne fulgte ikke bare politikerne blindt.
30 Ağustos - Uluslararası Af Örgütü Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'na bir rapor gönderdi.10. december – FN's generalforsamling vedtager Verdenserklæringen om Menneskerettighederne.
Meclis İnsan Hakları Komisyonu, incelediği olayı meclise taşıdı.Det var kommunen selv der foretog anmeldelsen.
İngilizler bu haklarını daha sonra Güney Denizi Şirketi'ne geçirmişlerdir.Hermed havde briterne stadig overtaget til søs.
Devlet tüm petrol ve maden haklarının sahibidir.Ifølge den nigerianske grundlov ejes alle mineraler, olie- og gasressourcer i landet af den nigerianske stat.
Takımların 15 kişiye kadar yedek oyuncu bulundurma hakları vardır.Damesingleturneringen havde deltagelse af 15 spillere.
Tüketiciler Birliği, kazazedelerin haklarıyla ilgili bir rapor hazırladı.Tillidsmændene udarbejder en rapport over skyldneres status.
Ayrıca kadın haklarıyla ilgilenmeye başladı ve cüzzama yakalanmış kişilere yardım eden bir aktivist oldu.Her kom hun i kontakt med en organisation, der hjalp politiske fanger.
Nevers vatandaşları, 1194 yılında ve 1231'de haklarını almışlar.Innbyggerne i Nevers fikk privilegier i 1194 og 1231.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.Den europeiske menneskerettsdomstolen.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Dens hovedformål er å sikre rettighetene og velferden til flyktninger.
Bartlett'in elinde Familiar Quotations kitabının hakları vardı.Det opptrer i sitatboken Bartlett's Familiar Quotations.
Dönemin hayvan hakları savunucuları halkı Sovyet büyükelçiliklerinde protesto yapmaya davet etti.Dyrerettighetsgrupper den gang oppfordret allmennheten til å protestere utenfor sovjetiske ambassader.
Birlikte insan hakları için çalıştılar.Arbeid for menneskets rettigheter.
Ülkenin başlıca ilke ve ülküleri İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde açıklanmıştır.Landets hovedidealer framlegges i Erklæringen om menneskets og borgerens rettigheter.
İlk kadın hakları toplantısı New York, Seneca Falls'da 1848 yılında yapılmıştır.De organiserte den første konferansen om kvinnesaken i Seneca Falls i 1848.
1997-2002 arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği yaptı.Fra 1997 til 2002 var hun FNs høykommissær for menneskerettigheter.
1989 - Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edildi.1989 – FN vedtar FNs konvensjon om barns rettigheter.
Haftada bir yayımlanan derginin işletme hakları Prometheus Global Media'ya aittir.Magasinet utgis ukentlig av Prometheus Global Media.
Dilara Aliyeva, Azerbaycan Kadın Haklarını Koruma Derneği kurucularından ve yöneticilerinden biri olmuştur.Dilara Alijeva grunnla Aserbajdsjan Foreningens beskyttelse av kvinners rettigheter.
Bazı insan hakları organizasyonları ve hükumetler Kuzey Kore'yi insan hakları ihlalleri nedeniyle suçladırlar.FN og menneskerettighetsorganisasjoner har fordømt brudd på menneskerettighetene innad i Nord-Korea.
BBC daha sonra haklarını TWI'ya sattı.I 1982 overtok BBC rettighetene, som de igjen solgte til TWI.
1963 - Martin Luther King, Alabama'da sivil haklar yürüyüşüne öncülük ettiği gerekçesiyle tutuklandı.1965 – Martin Luther King begynner borgerrettsmarsjen i Alabama.
Bu karar birçok insan hakları örgütü tarafından eleştirildi.Beslutningen om å komme med denne loven ble kritisert av Human Rights Watch.
Bu gruplar farklı insan hakları hareketlerini bir araya getirmeyi başardı.Disse skriftene har påvirket ulike aktivister og politiske bevegelser.
Sahiplerin köleleri dövme ya da öldürme gibi bir hakları yoktu.Slaveeierne hadde ikke lov til å slå eller drepe sine slaver.
Astrud aynı zamanda sıkı bir hayvan hakları savunucusudur.Bentham var også en tidlig forkjemper for dyrs rettigheter.
1968 yılında insan haklarını savunmadaki katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştür.Han ble tildelt Nobels fredspris i 1968 for sitt arbeide med Menneskerettighetserklæringen.
Sivil haklar hareketi döneminde 1963'ün yaz aylarında bir dizi şiddet olayı yaşandı.Under bokseropprøret ble legasjonsområdet beleiret i flere måneder sommeren 1900.
1789 - Fransa Meclisi, "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi"ni kabul etti.1789 – Erklæringen om menneskets og borgerens rettigheter blir vedtatt av den franske nasjonalforsamlingen.
Dana ayrıca insan hakları organizasyonunda da çalışmaktadır.Bawer har også jobbet for organisasjonen Human Rights Service.
Camus, 1950'lerde kendini insan haklarına adadı.Simone engasjerte seg i borgerrettighetsbevegelsen i 1960-årene.
Ford Motor Company $40 milyon ödeyerek stadyumun isim haklarını 20 yıllığına satın aldı.Navneretten eier Ford, som betaler 40 millioner dollar 20 år for å ha navnet sitt på stadion.
Romalılar ayrıca Ermeni krallığındaki haklarını da Perslere bıraktılar.Romerne måtte også oppgi sine interesser i Kongedømmet Armenia til fordel for perserne.
Cercle Social dönemin ünlü kadın hakları savunucusu Sophie de Condorcet'in evinde buluşurdu.Foreningen hadde tidvis møter hos feministen Sophie de Condorcet.
İşçi sınıfı, yoğunluğuna karşın ekonomik ve siyasal haklardan mahrumdu.Staten hadde klassekarakter – styrt av økonomiske og sosiale interesser.
1315 yılında kasaba haklarını almıştır.Byen fikk byrettigheter i 1543.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi'ne bağlıdır.Brudd på Den europeiske menneskerettskonvensjonen kan ankes til Den europeiske menneskerettsdomstolen.
Her ikisi de birbirlerine haklarını helal ederler.Disse to er gjensidig avhengige av hverandre.
Yahudilerin kendi bayraklarını dalgalandırma hakları bulunuyordu.Portvokterne måtte jødene selv betale for.
MGM filmin haklarını satın almak için artı 400 bin dolar önermiştir.MGM betalte 1000 dollar for å få bruke 250 politiuniformer i filmen.
Dahası, İsveçliler Lehistan tahtındaki haklarını hatırladılar.De og deres etterkommere tapte også retten til å arve den svenske tronen.
Bu insan haklarının ihlali.Respekt for menneskerettighetene.
Obinler gizemli bir uzaylı türüdür ve haklarında pek az şey bilinmektedir.Namakwanus-artene er sjeldne og lite er kjent med sikkerhet om biologien deres.
Uzun yıllar kadın haklarıyla ilgili konularla ilgilendi.Hun har mange år vært engasjert i problemstillinger knyttet til menneskerettigheter for sexarbeidere.