Çin hakkında çok sayıda kitap yazdı.He wrote a lot of books on China.
Kelebekler hakkında çok fazla şey biliyor.He knows a lot about butterflies.
O, hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about animals.
O vahşi hayvanlar hakkında çok şey bilir.He knows a lot about wild animals.
O, hayvanlar hakkında hikayeler yazmaya devam etti.He kept on writing stories about animals.
Japonya hakkında çok şey bilmez.He doesn't know a lot about Japan.
Onun Japonya hakkında her şeyi bildiğini düşündüm.I thought that he knew everything about Japan.
O, Japonya'nın içişleri hakkında iyi bir bilgiye sahip.He has a good knowledge of the internal affairs of Japan.
Onun yaşı hakkında yalan söyledi.He lied about his age.
O mobilya hakkında onlarla bir pazarlık yaptı.He made a bargain with them about the furniture.
Onların planı hakkında bir şey bilmediğini inkar etti.He denied knowing anything of their plan.
Onun hakkında söylediklerini geri aldı.He took back what he had said about her.
O hatası hakkında onu ikna edemedi.He couldn't convince her of her mistake.
Onların ona davranış tarzı hakkında söylendi.He grumbled about the way they treated him.
Ben onun kötü sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his poor health.
Annesi onun hakkında endişeli.His mother is worried about him.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.He is anxious about his mother's health.
O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor.He travels about the world gathering facts about little known countries.
O varlıklıdır, bu yüzden para hakkında endişe etmez.He is well off, so he doesn't worry about money.
Onun ebeveyninin sağlığı hakkında endişelidir.He is concerned about his parent's health.
Onun hakkında söyleyecek daha fazla sözüm yok.I have nothing more to say about him.
Onların öyle yapma hakkı var.They have the right to do so.
Onun planının başarısı hakkında şüphelerim var.I have doubts about the success of their plan.
Onların planı hakkında bir şey bilmiyorum.I am quite ignorant of their plan.
Onlar çöpü dışarıya taşımak için kimin sırası olduğu hakkında tartıştılar.They disputed about whose turn it was to take the trash out.
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Onlar para ile ne yapmaları gerektiği hakkında konuştular.They talked about what they should do with the money.
Konu hakkında bir tartışma başlattılar.They entered into a discussion about the issue.
Onlardan her biri gördüğü hakkında bir rapor yazmak zorunda.Each of them has to write a report about what he saw.
Onlar aşk hakkında konuştular.They talked about love.
Onlar müzik hakkında konuşuyorlar.They are talking about music.
Nükleer silahlar hakkında endişeleniyor gibi görünüyorlar.They seem to be worrying about nuclear weapons.
Okulumuz hakkında konuşmak zorunda değillerdi.They didn't have to speak about our school.
Onlar mülkiyet payları hakkında tartışıyor.They are arguing about their share of the property.
Onlar onun yokluğunda kaptan hakkında kötü konuştu.They spoke ill of the captain in his absence.
Politik konular hakkında tartışmayı seviyorlardı.They liked to argue about political issues.
Onlar düşük ücretleri hakkında şikayet ettiler.They complained about their low wages.
Onlar hava hakkında sohbet ettiler.They chatted about the weather.
Beynin fonksiyonu hakkında çalışıyorlar.They study about the function of the brain.
Geçmiş deneyimleri hakkında bilgi aldılar.They inquired about his past experience.
Onun ne yapmayı planladığı hakkında hiçbir fikrim yoktu.I had no idea of what she intended to do.
Sağlığınız hakkında çok endişeli.She is very anxious about your health.
Onun geçmişi hakkında her türlü söylenti yükseldi.All sorts of rumors rose about her past.
Ben onun bir piyanist olması dışında onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I know nothing about her except that she is a pianist.
Onun hakkında garip bir şey vardı.There was something strange about her.
Ne söylediğim hakkında hiçbir fikri yoktu.She had no idea what I said.
Shota onu görme hakkında utangaç olduğunu söyledi.Shota said that he was shy about seeing her.
Onun hakkında şüphelenmeye başladı.He began to get suspicious about her.
Keşke onun hakkında fikrini söylemese ve sadece onun ne demek istediğini söylese.I wish she wouldn't pussyfoot about it and just say what she means.
Onun hakkında neyi seviyorsunuz?What do you like about her?
Onun evine gitme hakkında dikkatli olsan iyi olur.You'd better be careful about going to her house.
Onun ailesi hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I don't know anything about her family.
Aslında ailesi onun arkadaşları hakkında hiç bir şey bilmiyordu.Her family, as a matter of fact, knew nothing about her friends.
Onun söylediği hakkında ne hissediyorsunuz?How do you feel about what she said?
Onun şiiri hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think of her poem?
Onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor.He claims he knows nothing about her.
Onun huzurunda sana konu hakkında konuşmamanı söyledim.I told you not to talk about the matter in her presence.
O, gürültünün ne hakkında olduğunu sormak için üst kattan seslendi.She called down from upstairs to ask what the noise was about.
O her zaman bir şey hakkında şikayet ediyor.She is always complaining about something or other.
O, her zaman başkaları hakkında kötü konuşur.She always speaks ill of others.