O, Amerikan demokrasisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir.He doesn't have any knowledge about American democracy.
O sürekli bir şey ya da başka bir şey hakkında şikayet ediyor.He complains about one thing or another all the time.
O her zaman küçük şeyler hakkında kendini rahatsız eder.He always troubles himself about minor things.
O her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet ediyor.He is always complaining about the way I do things.
Her zaman niyetleri hakkında muğlak.He is always vague about his intentions.
Onun her zaman, dünya hakkında büyük bir merakı oldu.He has always had a great curiosity about the world.
O, her zaman onun hakkında iyi konuşur.He always speaks well of her.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
Kızı hakkında her zaman endişeleniyor.He's always worrying about his daughter.
Kız kardeşini o adam hakkında uyardı.He warned his sister about that man.
Elektronik hakkında bir şey bilmez.He knows nothing about electronics.
O, madeni paraların tarihi hakkında kitap yayınladı.He published the book about the history of coins.
Erkek kardeşi ile önemsiz şeyler hakkında sık sık tartışır.He often quarrels with his brother about trifles.
O, ormandaki maceraları hakkında bir kitap yazdı.He wrote a book about his adventures in the jungle.
Onun İspanya hakkında çok şey bildiği söyleniyor.He is said to know a lot about Spain.
Olay hakkında yalan söylemekle suçlandı.He was accused of having lied about the affair.
Onun hakkında bir şey bildiğini inkar etti.He denied knowing anything about it.
O, konu hakkında bir şey bilmediğini açıkladı.He explained that he knew nothing about the matter.
Konu hakkında hiçbir şey bilmiyor gibi.He seems to know nothing about the matter.
Konu hakkında bir şey bilmiyor gibi görünüyor.He seems to know nothing about the matter.
O, plan hakkında bir şey bilmiyor.He knows nothing about the plan.
O oyun hakkında birkaç eleştiri yazdı.He has written several criticisms of that play.
Sonuç hakkında sinirlendi.He felt nervous about the result.
O sonuç hakkında karamsar.He's depressed about the result.
O, sonuç hakkında endişelidir.He is anxious about the result.
O, köpek hakkında bir hikaye uydurdu.He made up a story about the dog.
O, o olay hakkında bir şey biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows something about that incident.
O, gürültü hakkında şikâyet etti.He complained about the noise.
O, gürültü hakkında şikâyette bulundu.He complained about the noise.
O, o hayvan hakkında neredeyse bir şey bilmiyor.He knows almost nothing about that animal.
Sorun hakkında onun tavsiyesini istedi.He asked her advice about the problem.
Sorun hakkında düşünüyor.He is thinking about the problem.
O, o gece arkadaşı Jesse Jackson'la toplantı hakkında konuşuyordu.He was chatting with his friend Jesse Jackson about the meeting that night.
O, onun hakkında bir kelime söylemedi.He didn't say a word about it.
O, onun hakkında bir soru sordu.He asked a question about it.
O, onun hakkında biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows about it.
Karısının onu niçin terk ettiği hakkında hiçbir fikri yoktu.He had no idea why his wife left him.
Fransızca hakkında iyi bir okuma bilgisi var.He has a good reading knowledge of French.
O, Ben hakkında bazı bilgileri ele geçirdi.He acquired some knowledge about Ben.
Daha iyi tedavi hakkına sahiptir.He is entitled to better treatment.
O, iyi bir fikir hakkında düşündü.He thought of a good idea.
O, komitenin kararı hakkında bilgilendirilmediğinden şikayet etti.He complained that he had not been informed of the committee's decision.
Kral hakkında bir hikaye uydurdu.He made up a story about the king.
Olacaklar hakkında korkuyordu.He was afraid about what was going to happen.
Bir şey hakkında endişeli görünüyor.He seems to be worried about something.
O, yapmak istediği şey hakkında kararsız görünüyordu.He seemed vague about what he wanted to do.
O ne hakkında çok öfkeli?What is he so angry about?
Her şey hakkında çok titizdir.He is very thorough about everything.
Onun Japonya hakkında düzinelerce kitabı var.He has dozens of books about Japan.
O, çiçekler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about flowers.
Benimle ne zaman karşılaşsa arabası hakkında övünür.Every time he meets me, he brags about his car.
Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about foreign affairs.
O, yurt dışındaki deneyimi hakkında çok sayıda kitaplar yazdı.He has written lots of books about his experience abroad.
O, yurtdışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.He has changed his mind about going abroad.
O, çevreyi koruma hakkında taktire şayan bir konuşma yaptı.He made an admirable speech about protecting the environment.
Tatil planları hakkında konuşmak için bana telefon etti.He phoned me to talk about his holiday plans.
O, para hakkında dikkatsiz.He is careless about money.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
O hava yoluyla yurt dışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.He has changed his mind about going abroad by air.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.