hakkını ile cümle

hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Door keuze te ondersteunen kunnen we een cultuur van de kans creëren.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.En privilégiant le choix du public, nous pouvons créer une culture d'opportunité.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Indem wir anderen die Wahl lassen, können wir eine Kultur der Möglichkeiten schaffen.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.선택의 자율권으로, 우리는 기회의 문화를 만들 수 있습니다.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Permițând libertatea de expresie, putem crea o cultură a oportunităților.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Permitiendo la elección, podemos crear una cultura de oportunidad.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Posílením volby tvoříme kulturu příležitostí.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Tým, že dáme na výber, môžeme vytvoriť kultúru príležitosti.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Ved at give et valg, kan vi skabe en kultur med muligheder.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Όταν ενισχύουμε τις επιλογές, μπορούμε να δημιουργήσουμε μια νέες ευκαιρίες.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Забезпечуючи свободу вибору, ми створюємо середовище відкритих можливостей.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Като упълномощим избора, ние можем да създадем култура на възможности.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.Обеспечивая свободу выбора, мы создаём среду открытых возможностей.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.דרך העצמת אפשרויות הבחירה, אנו יכולים ליצור תרבות של הזדמנויות.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.بتعزيز الخيار، يمكننا صنع ثقافة الفرصة.
Seçim hakkını öne çıkararak bir fırsat kültürü oluşturabiliriz.変える必要があったのは
Seçim hakkınız yok.N-aveþi de ales.
Seçim hakkınız yok.Ni har inget val, förresten. Kom nu. Skratt
Seçim hakkınız yok.Sie haben sowieso keine andere Wahl. Kommen Sie.
Seçim hakkınız yok.Usted no tiene elección.
Seçim hakkınız yok.Vous n'avez pas le choix. Venez.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.A riekli: Cisárov. Vtedy im povedal: Tedy dajte, čo je cisárovo, cisárovi, a čo je Božie, Bohu.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.De sier til ham: Keiserens. Da sier han til dem: Gi da keiseren hvad keiserens er, og Gud hvad Guds er!
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi."가로되 가이사의 것이니이다 이에 가라사대 그런즉 가이사의 것은 가이사에게, 하나님의 것은 하나님께 바치라 하시니"
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Řekli mu: Císařův. Tedy dí jim: Dejtež, co jest císařova, císaři, a co jest Božího, Bohu.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Reko mu: Cesarjeva. Tedaj jim reče: Dajte torej cesarju, kar je cesarjevega, in Bogu, kar je Božjega.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Responderam: De César. Então lhes disse: Dai, pois, a César o que é de César, e a Deus o que é de Deus.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Rzekli mu: Cesarski. Tedy im rzekł: Oddawajcież tedy, co jest cesarskiego, cesarzowi, a co jest Bożego, Bogu.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Говорят Ему: кесаревы. Тогда говорит им: итак отдавайте кесарево кесарю, а Божие Богу.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Кажуть йому: Кесареве. Тодї рече до них: Віддайте ж кесареве кесареві, а Боже Богові.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Казват му: Кесарев. Тогава им казва: Като е тъй, отдавайте Кесаревите на Кесаря, а Божиите на Бога.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.ויאמרו אליו של הקיסר ויאמר אליהם לכן תנו לקיסר את אשר לקיסר ולאלהים את אשר לאלהים׃
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.قالوا له لقيصر. فقال لهم اعطوا اذا ما لقيصر لقيصر وما للّه للّه.
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.他 們 說 、 是 該 撒 的 。 耶 穌 說 、 這 樣 、 該 撒 的 物 當 歸 給 該 撒 、 神 的 物 當 歸 給 神
‹‹Sezarın›› dediler. O zaman İsa, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.他 們說 、 是 該撒 的 。 耶穌說 、 這樣 、 該撒 的 物當歸給該 撒 、 神 的 物當歸 給神
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Am auzit deja destul.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Ich habe schon so viel gehört.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Ik heb al zoveel gehoord .
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Jag har redan hört så mycket.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Jeg har hørt så meget allerede.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.J'en ai déjà beaucoup entendu.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Počula som už toľko veľa.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Saya sudah mendengar banyak.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Tyle o was słyszałam.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum.얘길 얼마나 많이 들었는지. 쭉 알고 지낸것같아요.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum.Ne ho sentite già così tante che mi sembra di conoscervi da tempo.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum.Tôi nghe nói nhiều rồi Nên giờ có cảm giác như chúng ta quen nhau từ lâu rồi vậy.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum.Научих толкова много.Вече имам чувството,че сме били заедно толкова много време.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum..שמעתי כבר כל כך הרבה. אני מרגישה כאילו אנחנו מכירים המון זמן
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum.لقد سمعت الكثير بالفعل أشعر اننا كنا مع بعضنا لمدة طويلة
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum. Uzun zamandır birlikteymişiz gibi hissediyorum.ニュースを見て俺より この人が 先にお前を探せって言ったんだ
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Έχω ήδη ακούσει τόσα πολλά.
Şimdiden hakkınızda çok şey duydum.Я уже столько знаю.
Size gerçekten doğru dürüst bir zaman vermeliyiz. Bu sefer üç kelime hakkınız var.Nous vous donnons donc encore plus de temps cette fois-ci vous avez droit à trois mots.
Sizin hakkınızda heyecanla yazmış insanlar olur.Ai parte de sute de oameni care scriu cu entuziasm despre tine.
Sizin hakkınızda heyecanla yazmış insanlar olur.Attirate centinaia di estranei a scrivere entusiasti su di voi.
Sizin hakkınızda heyecanla yazmış insanlar olur.Budú o vás s nadšením písať stovky ľudí.
Sizin hakkınızda heyecanla yazmış insanlar olur.Des centaines d'étrangers écrivent avec enthousiasme à votre sujet.
Sizin hakkınızda heyecanla yazmış insanlar olur.Du får hundratals främlingar att skriva om dig.
Sizin hakkınızda heyecanla yazmış insanlar olur.Habrá cientos de extraños entusiastas escribiendo sobre uno.

İlgili Sayfalar