Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.이것은 저와 당신, 그리고 자연과 과학에 대한 이야기입니다.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.Tämä on tarina sinusta ja minusta, luonnosta ja tieteestä.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.To historia o was i o mnie, o naturze i nauce.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.Una historia sobre ti y sobre mí, naturaleza y la ciencia.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.Είναι μια ιστορία για εσάς και εμένα, τη φύση και την επιστήμη.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.Това е разказ за теб и мен, за природа и наука.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.Эта история о вас, обо мне, о природе и о науке.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.זהו סיפור עליכם ועלי, על הטבע והמדע.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.إنها قصة عنك و عنى، الطبيعة و العلم.
Sizin ve benim hakkımda bir hikaye, doğa ve bilim hakkında.それでは皆さんを
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Adesea, când oamenii află că sunt autism, există un fel de stângăcie din partea lor.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Bardzo często spotykam kogoś kto zna moje możliwości wyczuwalna jest pewna niezręczność Widzę to w ich oczach.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Heel vaak wanneer ik iemand ontmoet en zij dit over mij te weten komen, is er een soort van ongemak.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Hyvin usein, kun tapaan ihmisiä ja kun he kuulevat tilastani, syntyy kiusaantunut tunnelma.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Když se s někým potkám a když se to o mně dozví, často dochází k trapnému tichu.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.때때로, 제가 누군가를 만나고 그들이 저에 대한 이러한 사실을 알게될 때 어떠한 종류의 어색함이 있습니다.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Muy a menudo, cuando conozco a alguien y conocen esta faceta de mí se produce cierta incomodidad.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Nagyon gyakran előfordul, hogy akivel találkozom, és megtudja ezt rólam, egyfajta zavarba jön.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Oft, wenn ich Leute treffe und sie das über mich erfahren, entsteht eine gewisse Art von Unbeholfenheit.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Sangat sering ketika saya bertemu seseorang dan mereka mengetahui kondisi ini ada semacam kecanggungan.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Thường thì khi tôi gặp ai đó khi họ nhận ra điều này ở tôi họ thường tỏ ra lúng túng
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Πολύ συχνά όταν γνωρίζω κάποιον και μαθαίνουν το γεγονός αυτό για μένα υπάρχει ένα είδος αδεξιότητας.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Досить часто, коли при знайомстві люди дізнаються про цю мою особливість, виникає певне зніяковіння.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Много често, когато се запозная с някого, и те научат това за мен, има един вид неловкост.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.Часто, когда я знакомлюсь с кем-то, и они узнают это обо мне, возникает определённая неловкость.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.לעיתם קרובות, כאשר אני פוגש מישהו והם לומדים להכיר אותי, נוצרת מין מבוכה.
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.عادة عندما أقابل شخص ما وهم يعلمون ذلك عني فهناك نوع ما من الغرابة يستشري فيما بيننا
Sıklıkla biriyle tanıştığımda ve hakkımda bunu öğrendiklerinde belli bir tuhaflık oluyor.このことを知られると ある種の気まずさを感じます 相手の目を見ると分かります
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.A nebolo to o mne, a nebol to trest za šoférovanie auta pár kilometrov.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.E não era sobre mim, e não era um castigo por pegar no volante e conduzir durante alguns quilómetros.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.E non ero io il problema, non era una punizione per aver preso il volante e aver guidato qualche chilometro.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.És nem rólam volt szó, és nem büntetés volt, mert a volán mögé ültem és vezettem néhány kilométert.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Het ging niet over mij. Het was geen straf omdat ik aan het stuur was gaan zitten en een paar km had gereden.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.이건 저에 관한 것도 아니고 운전대를 잡고 몇 마일을 운전했기에 받는 처벌도 아니었습니다.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Nebylo to o mě, nebyl to trest za to, že jsem autem ujela několik mil.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Nie chodziło o mnie, nie była to kara za przejechanie za kierownicą kilku kilometrów.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Și nu era vorba despre mine. Nu era o pedeapsă pentru că am pus mâna pe volan și am condus câțiva kilometri.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Và việc đó chẳng phải là về tôi cũng chẳng phải là sự trừng phạt vì đã cầm vô lăng và lái xe đi vài dặm.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Y no era sobre mí, ni un castigo por tomar el volante y conducir algunos kilómetros.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Και δεν αφορούσε εμένα, δεν με τιμωρούσαν επειδή πήρα το τιμόνι και οδήγησα λίγο.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.И дело было не во мне, это было наказанием не за то, что я села в машину и проехала несколько миль.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Не йшлося конкретно про мене, і це була кара не за водіння машини.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.Не ставаше въпрос за мен, не беше наказание затова, че съм хванала волана и съм карала няколко мили.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.ולא היה מדובר בי, וזה לא היה עונש על שלקחתי את הרכב ונסעתי כמה מיילים.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.ولم يكن ذلك عني أنا، ولم يكن ذلك عقابا لأني جلست خلف المقود وقدت لأميال قليلة.
Ve bu benim hakkımda değildi, ya da direksiyonu alıp, birkaç mil sürdüğüm için değildi.ほんの数マイル運転したことへの罰ではなく わざわざ世間に楯ついたことへの罰なのです
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.Có lẽ phần khó nhất về sự kết thúc cuộc đời của tôi
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.Het lastigste aan dat einde van mijn leven, is dat ik iets leerde over mijzelf.
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.그리고 어쩌면 제 인생이 끝남의 가장 어려운 부분은 저에 대해 어려운 무언가를 배웠다는 것입니다
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.Самое трудное в "конце жизни" в том, что я узнала о себе кое-что тяжёлое.
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.ואולי הדבר הקשה ביותר בזה שהחיים שלי נגמרו הוא שלמדתי משהו קשה על עצמי,
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.وربما كان أصعب جزء عن انتهاء حياتي بأني قد تعلمت شيئا صعبا عن نفسي،
Ve hayatımın sona ermesinin en zor kısmı kendim hakkımda zor birşeyi öğrenmem oldu.自分自身の認めたくないところに気づいたことで それは 研究成果を世に出せず
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Ei ketään kiinnosta kuulla tällaisesta.
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Ikke interessant nok... at vide noget om.
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Inte tillräckligt intressant... att veta något om.
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Không thú vị, đủ... để biết bất cứ điều gì về.
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Nic wystarczająco ciekawego... aby o tym cokolwiek wiedzieć.
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Niet interessant genoeg... om iets over te weten.
Yeterince ilginç değilim... Hakkımda bilmeniz gereken önemli bir şey yok.Non abbastanza interessante... per volerne sapere di più.