Hakim mesleği gereği bu hükmü bilmektedir).Moosese raamat 3:12; 18:15]] kuulub Jumalale.
21 Temmuz 2005'te, Denia şehrinden bir hâkim, lezbiyen bir çifte evlilik cüzdanı vermeyi reddetti.21. juulil 2005 keeldus Dénia linna kohtunik lesbipaarile abielutunnistust väljastamast.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde hakimdir.Ta on ad hoc kohtunik Euroopa Inimõiguste Kohtus.
En yüksekteki küre Brüksel'in panoramik görüntüsüne hakimdir.Kõige ülemisest kerast avaneb Brüsseli panoraam.
Bilgelik doğaya kulak vererek hakikati söylemek ve doğru olanı yapmaktır.""Õige teadvus on suurim voorus ning tarkus on öelda tõde ning toimida looduse järgi, seda kuulatades."
Bu hâkimiyet Floransalıların kendi topraklarını tehdit niteliği taşımaktaydı.Seda aga nägi Veneetsia ohuna oma maismaavaldustega seotud huvidele.
Hâkim olarak görev yaptı.Ta on töötanud kohtunikuna.
Bırakın hakiki fıtratınız zuhur etsin.Teenis välja tõelise riiginõuniku aukraadi.
Galyalıların asimilasyonunun ardından Galya-Roma karışımı bir kültür bölgeye hakim olacaktır.Seejärel sai Galliast Rooma provints ning gallialased assimileeriti galloromaani kultuuri.
Önce İkdam’da tercümanlık ve düzeltmenlik, ardından Tercüman-ı Hakikat’de yazarlık yaptı.Tõlkimise käigus on tehtud parandusi ja täpsustusi, mistõttu tõlge on usaldusväärsem originaalist.
İki kere, hakimiyet kraliçelerin kontrolüne geçti.Pärimuse järgi kahekordistas ta vahtkonna kuningatalus.
Yapıda hakim malzeme kesme taştır.Raad on magistraadi lühem vorm.
Merkezi bölgeye iki dev eliptik gökada, NGC 4874 ve NGC 4889 hakimdir.Parve tsentris domineerivad kaks ülisuurt elliptilist galaktikat NGC 4874 ja NGC 4889.
Böylece Uzakdoğudan Ortadoğuya kadar hâkimiyet kurdu.Nendelt levis see oskus mujale Lähis-Itta.
Gelecekteki yükümlülükler emeklilik açığının hakimiyeti altındadır.Soome ametiasutused vahendavad sel juhul pensionitaotluse Eestisse.
Bir hakimin oğluydu.Ta oli kohtuametniku poeg.
Cosimo, Floransa Cumhuriyeti’ne hâkim oldu.Sinjoriia oli Firenze Vabariigi valitsusorgan.
1802 yılında Cisalpin Cumhuriyeti İtalyan Cumhuriyeti hakimiyetine girdi.1802 – Tsisalpiini vabariik nimetati ümber Itaalia vabariigiks.
Onun hakimiyeti antik çağ boyunca sürmüştür.See debatt kestis kogu antiikaja vältel.
1336 yılında Memlûklular bölgeyi hâkimiyetleri altına almışlardır.1366 tegid nad katse linn öösel ära vallutada.
Amaç dünyada tanrı iradesini hakim kılmaktır.Ühtlasi juhatab Jumal taevast kohut.
İnsanın kendini kontrol edebilmesi için, kendinden emin, kendine hâkim olması gerekir.Eesmärgi saavutamiseks peab subjekt ennast ise kontrollima.
Belçika bölge üzerindeki hakimiyetini 1922 yılından 1962 yılına kadar sürdürmüştür.Tutside võimu toetas Belgia aastani 1962.
Ülkede kargaşalık hakimdi.Mõra Nõmme valitsuses.
1434, 1438 ve 1470'da İmola Milano'da hakim olan Sforza'lara verildi.1483. või 1484. aastal on Josquin teadaolevalt olnud Milanos Sforza perekonna teenistuses.
Sonraları bu yetkililer hakim konumuna yükseltilmiştir.Selle ajani on tema volitused riigikohtunikuna peatunud.
Yönetime daha çok bu kabileler hakim oluyordu.Tema õukonnas domineerisid majordoomused.
Bu imtiyaz İzmir'de demiryolu sanayisini hızlıca hakim kıldı.Jaapanisse tulnud budismi võttis õukond kiiresti omaks.
Erkeklerde bağlama hakimdir.Kollektiivseid otsuseid langetavad mehed.
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Tõde on antud müstilises tajus.
1803 yılına girerken, Napolyon, İngilizierin denizlerdeki hakimiyetinin iyice arttığını farkediyor.1803년에 들어서고 있었습니다. 나폴레옹은 그레이트 브리튼이 바다를 지배하고 있다는 사실을
1803 yılına girerken, Napolyon, İngilizierin denizlerdeki hakimiyetinin iyice arttığını farkediyor.Нали помните, че си бяха съставили нов, революционен календар.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.1 settimana dopo Il giudice del processo di Pirate Bay e' stato accusato di faziosita'.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Acusan al juez del juicio contra The Pirate Bay por ser parcial.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.A Pirate Bay ügy bíróját összeférhetetlenséggel vádolják.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dem Richter im Pirate Bay Prozess wird ein Interessenkonflikt vorgeworfen.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dem Richter im Pirate-Bay-Prozess wird ein Interessenkonflikt vorgeworfen.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.De rechter in de the Pirate Bay rechtszaak is beschuldigd van vooringenomenheid.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.De rechter in de The Pirate Bay rechtszaak is beschuldigd van vooringenomenheid.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Domaren i målet anklagas för jäv.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dommeren i Pirate Bay sagen bliver anklaget for at være inhabil.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Hakim di persidangan Pirate Bay berat sebelah dalam memberi dakwaan.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Judecătorul din cazul TPB este acuzat a fi părtinitor.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Le juge du procès de The Pirate Bay est accusé de partialité.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Sędzia został oskarżony o stronniczość.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Soudce v případu Pirate Bay je obviněný z předpojatosti.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Thẩm phán xét xử Pirate Bay bị cáo buộc thiên vị.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Thẩm phán xét xử TPB bị cáo buộc thiên vị.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.The Pirate Bay -oikeudenkäynnin tuomaria on moitittu puolueellisuudesta.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.TPB 재판의 담당판사는 판결에 있어 편향되었다는 의혹을 받고 있습니다.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Судья в суде Pirate Bay обвиняют в предвзятости.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.[שבוע אחר-כך] השופט במשפט מפרץ הפיראטים .נחשד בהטייה
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor."القاضي في محاكمة موقع "قراصنة الخليج مُتهم بالإنحياز
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.判決に偏見があると 人々が再審を求めています
2.Avrupa Adalet Divanı Üye Ülke başına bir hakimden oluşur ve bunlarakanun sözcüleri yardımcıolur.(1)A Bíróság az Európai Bíróságból, a Törvényszékből és szakosodott törvényszékekből áll.
2.Avrupa Adalet Divanı Üye Ülke başına bir hakimden oluşur ve bunlarakanun sözcüleri yardımcıolur.2.La Corte di giustizia europea è composta da un giudice per Stato membroed è assistita da avvocati generali.
2.Avrupa Adalet Divanı Üye Ülke başına bir hakimden oluşur ve bunlarakanun sözcüleri yardımcıolur.2.La Cour de justice européenne est formée d’un juge par État membre et estassistée d’avocats généraux.
2.Avrupa Adalet Divanı Üye Ülke başına bir hakimden oluşur ve bunlarakanun sözcüleri yardımcıolur.Trybunał Sprawiedliwości zapewnia poszanowanie prawaw wykładni i stosowaniu Konstytucji.
2.Avrupa Adalet Divanı Üye Ülke başına bir hakimden oluşur ve bunlarakanun sözcüleri yardımcıolur.ΟΥ p i ο υρ γός Εξωτερικών ασκεί την κοινή εξωτερική p i ο λ ι τική και p i ο λ ι τική ασφάλειας της Ένωσης.
2.Avrupa Adalet Divanı Üye Ülke başına bir hakimden oluşur ve bunlarakanun sözcüleri yardımcıolur.Той ръководи общата външна политика и политиката на сигурност на Съюза.