Tom kesinlikle ne hakkında konuştuğunu biliyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to know what he's talking about.
Tom kesinlikle fikirlerim hakkında ne düşündüğünü bana bildirdi.Tom certainly let me know what he thought of my ideas.
Tom kesinlikle bu konu hakkında benim bildiğimden daha fazla biliyor.Tom certainly knows more about this than I do.
Tom kesinlikle ağaçlar hakkında çok şey bilir.Tom certainly knows a lot about trees.
Tom kesinlikle Mary hakkında çok şey bilir.Tom certainly knows a lot about Mary.
Tom kesinlikle yemek yapma hakkında çok şey bilir.Tom certainly knows a lot about cooking.
Tom Boston hakkında kesinlikle çok şey biliyor.Tom certainly knows a lot about Boston.
Tom kesinlikle onun hakkında örnek bir sporsever.Tom certainly is a good sport about it.
Tom kesinlikle o tür cezayı hak edecek bir şey yapmadı.Tom certainly hadn't done anything that deserved that kind of punishment.
Tom'un kesinlikle onun hakkında düşünecek çok zamanı vardı.Tom certainly had a lot of time to think about it.
Tom'un kesinlikle buradaki şeylerin nasıl işlediği hakkında bir ipucu yok.Tom certainly doesn't have any clue about how things work around here.
Tom aldığı cezayı kesinlikle hak etmedi.Tom certainly didn't deserve the punishment he received.
Tom kesinlikle ödülü almayı hak ediyor.Tom certainly deserves to receive the award.
Tom kesinlikle övgüyü hakediyor.Tom certainly deserves praise.
Tom kesinlikle saygımızı hak ediyor.Tom certainly deserves our respect.
Tom kesinlikle minnettarlığımızı hak ediyor.Tom certainly deserves our gratitude.
Tom kesinlikle bir tur alkış hak ediyor.Tom certainly deserves a round of applause.
Tom Mary hakkında düşünmekten vazgeçemez.Tom can't stop thinking about Mary.
Tom onun hakkında bir şey yapamaz.Tom can't do anything about it.
Tom oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.Tom began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Tom geçimini sağlamak için ne yaptığı hakkında konuşmaya başladı.Tom began talking about what he did for a living.
Tom Mary'ye John hakkında ne düşündüğünü sordu.Tom asked Mary what she thought of John.
Tom Mary'ye kravatı hakkında ne düşündüğünü sordu.Tom asked Mary what she thought of his tie.
Tom Mary'ye beş yaşındayken karıştığı trafik kazası hakkında soru sordu.Tom asked Mary about the traffic accident she was involved in when she was five years old.
Tom Mary'ye Avustralya'daki hayatı hakkında soru sordu.Tom asked Mary about her life in Australia.
Tom Mary'ye ailesi hakkında soru sordu.Tom asked Mary about her family.
Tom toplantı hakkında soru sordu.Tom asked about the meeting.
Tom ve Mary ne olduğu hakkında konuştu.Tom and Mary talked about what had happened.
Tom ve Mary sürekli birbirlerine hakaret eder.Tom and Mary insult each other all the time.
Tom ve Mary aynı şeyler hakkında bile konuşuyorlar.Tom and Mary even talk about the same things.
Hem Tom hem de Mary onun hakkında aynı şeyi hissediyorlar.Tom and Mary both feel the same way about that.
Tom ve Mary olay hakkında hiç konuşmamakta hemfikir oldular.Tom and Mary agreed never to talk about the incident.
Tom neredeyse herhangi bir şey hakkında şikâyet etmez.Tom almost never complains about anything.
Tom'un motorsikletimi çalan kişi olduğu hakkında aklımda hiç şüphe yoktu.There was no doubt in my mind that Tom was the one who stole my motorcycle.
Tom'un cevabı bildiği hakkında aklımda hiç şüphe yoktu.There was no doubt in my mind that Tom knew the answer.
Tom'un seçimi kazanacağı hakkında aklımda hiç şüphe yok.There is no doubt in my mind that Tom will win the election.
Tom'un toplantıya gelmediği hakkında haklıymışım gibi görünüyor.It looks like I was right about Tom not showing up for the meeting.
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.Don't worry about Tom. He can take care of himself.
Tom'un nerede olabileceği hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom might be?
Annen senin hakkında çok endişeli.Your mother is worried sick about you.
Biz sizin hakkınızda konuşuyorduk.We've been talking about you.
Şimdi bu sorun hakkında düşünemeyecek kadar çok yorgunum.I'm too tired to think about this problem now.
Burada durmak ve senin hakaretlerini dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I have better things to do than stand here and take your insults.
Ben onun hakkında konuşmak istemiyorum.I don't want to talk about it.
Birinin haklı diğerinin hatalı olduğunu gerçekten söyleyebileceğimizi sanmıyorum.I don't think we can really say that one is right and the other is wrong.
Köpeğin hakkında üzülme. Ona bakacağım.Don't worry about your dog. I'll take care of him.
Benim hakkımda kim seninle konuşuyor?Who is talking to you about me?
Ben yokken hakkımda konuşma.Please don't talk about me when I'm gone.
Körfez Savaşı hakkında düşüncen nedir?What's your opinion of the Gulf War?
Körfez Savaşı hakkında ne düşünüyorsun?What do you think about the Gulf War?
Öğretmen Romalıların erdemleri hakkında konuşuyordu.The teacher was speaking about the virtue of the Romans.
Tom'un ne zaman varacağı hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea when Tom will arrive?
Tom'un Mary'yi öldürmeye çalıştığı zaman hakkında bir şey duydun mu?Did you hear about the time Tom tried to kill Mary?
Tom, Mary'yle sorun hakkında konuştu.Tom spoke about the problem with Mary.
Bütün bunların ne hakkında olduğunu bildiğini sanıyorum.I believe you know what this is all about.
Bu geçen gün hakkında konuştuğum kişi.This is the person I talked about the other day.
Titanik battığı zaman kaç kişinin öldüğünü hakkında herhangi bir fikrin var mı?Do you have any idea how many people died when the Titanic sunk?
Yaşım hakkında kız arkadaşıma yalan söyledim.I lied to my girlfriend about my age.
Bunun hakkında daha sonra konuşacağız.We'll talk about it later.
Onun hakkında endişeliyim.I'm worried about him.