Bu otel rehber kitabın verdiği dört yıldızı hak etmekten uzaktır.This hotel is far from deserving the four stars the guidebook gives it.
Bunu hak etmek için ne yaptım?What did I do to deserve this?
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.Search for a Living Fossil.
Hak etmekle alakasý yok.You have time until the sunrise
2012 senesinde oyumu hak etmek için nelere imza attınız?2008. What have you done or accomplished to earn my vote in 2012?
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımI must have committed a terrible sin in a previous life to deserve such suffering.
Diplomanızı hak etmek için çok sıkı çalıştınız.Diplomanızı hak etmek için çok sıkı çalıştınız.
Halk bunu hak etmektedir ve buna ulaşılabilir."The people deserve it. It is within reach."
SuRSEZ'in son 5 yıldaki performansı takdiri hak etmektedir.The track record of SuRSEZ in the last 5 years speaks for itself.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.Così la morte ha raggiunto tutti gli uomini e, a causa della morte, tutti peccano.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.Он говорит: грех чрез одного вошел в мiр и грехом смерть, и таким образом смерть во всех вошла.
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.Zij worden door hun kenmerkende fossiele fauna herkend.
Ona göre bütün evren Omnitrix'i bir silah olarak gördüğünden yok olmayı hak etmektedir.Wel vertelt ze Ben dat de ontploffing van de Omnitrix bijna het hele universum zal treffen.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.W ten sposób na wszystkich ludzi przyszedł grzech i śmierć.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.Iisus, Viața, Gustând moartea acum, Pe toți oamenii de moarte i-a izbăvit Și viața tuturor le-a dăruit.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.Näin synnin seuraus, kuolema, levisi kaikkiin ihmisiin.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.Slik er døden sluppet inn i verden og alt levende blitt underlagt dødens lov.
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.Det er bare beskrevet ni fossile arter.
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.本屬生物通稱為瘧原蟲。
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.네발동물의 특징과 매우 유사하다.
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.Nuostabioji velvičija laikoma gyvąja fosilija.
2012 senesinde oyumu hak etmek için nelere imza attınız?2008. Was haben Sie getan oder erreicht, um meine Stimme im Jahr 2012 zu verdienen?
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımMusiałam straszliwie zgrzeszyć w poprzednim życiu, żeby zasłużyć na to cierpienie.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımAku pasti telah melakukan dosa yang begitu besar dalam hidupku sebelumnya untuk disiksa seperti ini
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımChắc ta kiếp trước phải phạm tội ác kinh khủng nên giờ mới phải chịu đau khổ thế này.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımDebo haber cometido un gran pecado en otra vida para merecer tanto sufrimiento.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımDevo aver commesso un peccato tremendo in una vita precedente per meritare tante pene.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımDevo ter cometido um terrível pecado numa vida anterior para merecer tal sofrimento.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımIch muß eine Schreckliche Sünde im vorerigen Leben begangen haben, um solche Leiden zu verdienen.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımJag måste gjort något fruktansvärt i ett tidigare liv för att förtjäna detta.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımJ'ai dû commettre un terrible péché dans une précédente vie pour mériter tant de souffrances!
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımJá jsem musela v minulém životě spáchat strašlivý hřích, že musím snášet takové utrpení.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımSzörnyű bűnt követhettem el előző életemben, hogy ilyen szenvedést érdemeltem.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımTein varmaan kamalan synnin edellisessä elämässä, kun minua siitä niin rangaistaan.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımTrebuie să fi păcătuit groaznic în altă viaţă ca să merit asemenea suferinţă.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımТрябва да съм извършила ужасен грях в предишен живот, за да заслужа такова страдание.
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımבטח חטאתי קשות בגלגול קודם אם עליי לסבול סבל שכזה. לולא נשאתי ברחמי את בניו של ראמה,
Böyle bir acıyı hak etmek için, bir önceki hayatımda korkunç bir günah işlemiş olmalıyımラーマの息子を身篭ってなければ この身を川に投げ込むのに
Kýzým bu iţin hak etmekle ne alakasý var? Seni sevenlerin baţýna ne geliyor sanýyorsun?Doughter what's it got to do with it loved this job? what do you think happened to the people who love you?