haftayı ile cümle
haftayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Biz sadece iki haftayı ayrı geçirdik.We've just spent two weeks apart.
Tüm bir haftayı kaybetmek istemez.He doesn't want you to lose a whole week.
Bütün haftayı Boston'da harcadım.I spent the whole week in Boston.
Tüm haftayı o rapor üzerinde çalışarak geçirdim.I spent the whole week working on that report.
Ben bütün haftayı yalnız geçirdim ve ben konuşmayı özledim.I spent the whole week alone, and I longed for conversation.
Boston'da birlikte geçirdiğimiz o haftayı hatırlamıyor musun?Don't you remember that week we spent together in Boston?
Tanrı evreni altı günde yarattı. Beş gün haftayı sadece insanlar icat etti.God created the universe in six days. Only humans invented the five-day week.
Bütün haftayı bu konuda harcadım.I spent all week on this.
Ligde ise ilk 14 haftayı mağlubiyetsiz geçirmeyi başarmıştı.Before so, the Oman had failed to win a single match in the 14 years prior.
Haftayı ise toplam 81 milyon $ elde ederek kapattı.A year later he sold $81 million worth of real estate.
İki haftayı kulaklıksız geçirmiştin.Two weeks you went without headphones. Remember that?
Hepsini bileştirdiğimiz haftayı ayrıntılarıyla hatırlıyorum.I remember vividly the week it all came together.
Ama en azından bir haftayı birlikte geçirdik.But at least we had a week together
Şimdi, hepimiz bu büyülü, dağ üzerindeki haftayı sona erdirmek üzereyiz, ve dünyaya geri dönüyoruz.Now, we're all about to end this magical, on-the-mountain week, we're going back into the world.
Bir haftayı geçti.It's been over a week.
& Haftayı yazdırPrint & week
Bir kısım basın bunun Cuma günü olabileceğini öne sürerken, diğerleri gelecek haftayı uygun görüyor.Media reports suggested this could happen as early as Friday, or some time next week.
İlk galibiyeti alması ise dördüncü haftayı buldu.C'est au cours de sa 4e semaine d'exploitation qu'il atteint la première place.
Bu haftayı nasıl değerlendiriyorsunuz?Как ты оценишь эту неделю?
Bu durumda 12 saat gerektiren nakliyat bir haftayı bulmaktaydı.ولكنها كانت تحتاج إلى عشرين ساعة، من المواصلات، في ذلك الوقت.
Çoğu belirtinin giderilmesi genellikle birkaç haftayı alır.Często potrzeba jednak kilku tygodni, by ustąpiła większość objawów.
Çoğu belirtinin giderilmesi genellikle birkaç haftayı alır.Часто для повного зникнення симптомів потрібно декілька тижнів.
Çoğu belirtinin giderilmesi genellikle birkaç haftayı alır.Odeznění většiny symptomů většinou trvá několik týdnů.
Samsunspor 29. haftayı bay geçmiş, ertesi hafta ise Bucaspor'u konuk etmiştir.Biskupské svěcení přijal 29. června a vzápětí se ujal správy diecéze.
Çoğu belirtinin giderilmesi genellikle birkaç haftayı alır.Συχνά, τα περισσότερα συμπτώματα υποχωρούν μετά την πάροδο μερικών εβδομάδων.
Haftayı ise toplam 81 milyon $ elde ederek kapattı.Toàn bộ số tiền đóng góp được 81 triệu đồng.
Gebelik 42 haftayı aşarsa anne ve bebekte komplikasyon gelişme riski belirgin şekilde artar.Khi một lần thai nghén vượt quá 42 tuần (294 ngày), nguy cơ biến chứng cho phụ nữ và thai nhi gia tăng mạnh.
26. haftayı 9. olarak bitiren takım, bu haftadan sonra galibiyet alamadı.8月26日午前の秘密会議も午後の第9回本会議も成果なく終わった。
Çoğu belirtinin giderilmesi genellikle birkaç haftayı alır.Većina simptoma obično nestaje nakon nekoliko tjedana.
Haftayı ise toplam 81 milyon $ elde ederek kapattı.Dosad je zaradio preko 81 milijun dolara.
Çoğu belirtinin giderilmesi genellikle birkaç haftayı alır.Pogosto traja nekaj tednov, da večina simptomi izgine.
Londra'daki misyonu yaklaşık 12 hafta sürmüştür; New York'ta ise bu süre 16 haftayı bulmuştur.Näiteks Londonist New Yorki lendamiseks kulus endise 18 tunni asemel 12 tundi.
Ama en azından bir haftayı birlikte geçirdik.Mais j'ai pu vivre avec lui une semaine.
Amerika'daki zamanlardan bahsediyorum. İki haftayı kulaklıksız geçirmiştin.Estoy hablando de cuando salimos por... dos semanas y olvidaste los audífonos.
Amerika'daki zamanlardan bahsediyorum. İki haftayı kulaklıksız geçirmiştin.Estoy hablando de cuando salimos por... dos semanas y olvidaste los audífonos.
Amerika'daki zamanlardan bahsediyorum. İki haftayı kulaklıksız geçirmiştin.Причам о ономе када смо отишли у САД... на две недеље и када си заборавио слушалице.
Bir haftayı geçti.A trecut mai mult de o saptamana.
Bir haftayı geçti.Ca fait plus d'une semaine.
Bir haftayı geçti.Det är över en vecka.
Bir haftayı geçti.Hơn 1 tuần rồi.
Bir haftayı geçti.일주일이 지났잖아.
Bir haftayı geçti.Lebih dari seminggu.
Bir haftayı geçti.Meer dan een week.
Bir haftayı geçti.Più di una settimana!
Bir haftayı geçti.Ponad tydzień.
Bir haftayı geçti.Über eine Woche
Bir haftayı geçti.Už je to přes týden.
Bir haftayı geçti.Už je to viac ako týždeň.
Bir haftayı geçti.Yli viikko jo.
Bir haftayı geçti.Že več kot teden dni.
Bir haftayı geçti.Πάνω από μια εβδομάδα.
Bir haftayı geçti.Неделя уже прошла.
Bir haftayı geçti.כבר יותר משבוע.
Bir haftayı geçti.أكثر من أسبوع.
Bir haftayı geçti.そうだ これ彼女の電話番号だよ
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Izpolni njen teden; potem ti damo tudi ono za službo, ki jo boš opravljal pri meni še drugih sedem let.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››이를 위하여 칠일을 채우라 우리가 그도 네게 주리니 네가 그를 위하여 또 칠년을 내게 봉사할지니라
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››La nu Leas bryllups-uke gå til ende, så vil vi også gi dig den andre, hvis du vil tjene hos mig i syv år til.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Vyplň týden této; dámeť potom i tuto za službu, kterouž sloužiti budeš u mne ještě sedm let jiných.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Vyplň týždeň tejto, a potom ti dáme i túto za službu, ktorú budeš slúžiť u mňa, ešte druhých sedem rokov.