Tom'a hafif bir yatıştırıcı verdim.I gave Tom a mild sedative.
Görsel hafızam var.I have a photographic memory.
Tom Mary'den birkaç paund daha hafif.Tom is a few pounds lighter than Mary.
Onun söylediği hafif bir abartıydı.What he said was a slight exaggeration.
Onun harika bir güçlü hafızası vardı.He had a wonderfully powerful memory.
Köpek hafifçe havladı.The dog barked softly.
Ben seni hafife aldım, Tom.I underestimated you, Tom.
Ben uykusu çok hafif olan bir kimseyim.I'm a very light sleeper.
Tom bir hafif yiyici.Tom is a light eater.
Tom hafifçe horlayarak yatakta uyuyordu.Tom was asleep in bed, snoring slightly.
Tom hafifçe rahatsız görünüyor.Tom looks slightly uncomfortable.
Tom hafiften deli gibi görünüyordu.Tom seems slightly distracted.
Tom kapıyı hafifçe açtı.Tom opened the door slightly.
Tom hafifçe bıkkın görünüyor.Tom looks slightly disgusted.
Tom hafifçe kafası karışmış görünüyor.Tom seems slightly confused.
Hafifletici bakıma ihtiyacım var.I need palliative care.
Sorunu hafife almamak için dikkatli olun.Be careful not to underestimate the problem.
Hafif bir sorun daha var.There's another slight problem.
Hafif bir ikindi güneşi, dalların arasından süzülüp pencereden içeri giriyordu.The soft afternoon sun came in through the branches of the tree and then the window.
Bu kutu hafif.This box is light.
Tom hafif bir cilde sahip.Tom has a light complexion.
Tom fotoğrafik bir hafızaya sahip.Tom has a photographic memory.
Biz girdiğimizde, odada hafif bir müzik duyuldu.Quiet music was heard in the room we entered.
Tom Mary'yi dudaklarından hafifçe öptü.Tom kissed Mary lightly on the lips.
Tom Mary'nin kapısını hafifçe çaldı.Tom knocked lightly on Mary's door.
Tom hafifçe topallar.Tom limps slightly.
Tom Mary'ye hafifçe başını salladı.Tom nodded slightly to Mary.
Tom hafif bir aksanla konuşur.Tom speaks with a slight accent.
Tom hafif bir Fransız-Kanadalı aksanıyla konuşur.Tom speaks with a slight French-Canadian accent.
Tom gerilimi hafifletmeye çalıştı.Tom tried to ease the tension.
Tom Mary'ye hafifçe fısıldadı.Tom whispered softly to Mary.
Hafif bir yağmur kaldırımları ıslattı.A light rain made the sidewalks wet.
Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.Pour the dressing over the salad and toss gently.
Tom'un hafif bir nezlesi var.Tom has a slight cold.
Tom Mary'nin omzuna hafifçe vurdu.Tom tapped Mary on the shoulder.
Hafızamı kaybettiğimi hatırlamıyorum.I don't remember losing my memory.
Tom hafifçe gülmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but smile slightly.
Tom hafif bir kalp krizi geçirdi.Tom had a mild heart attack.
Benim de kötü bir hafızam var.I also have a bad memory.
Hafızamda yanlış bir şey yok.There's nothing wrong with my memory.
Hafif bir biranız var mı?Do you have a light beer?
Hafif bir kış yaşıyoruz.We're having a mild winter.
Hafif bir gecikmemiz vardı.We had a slight delay.
Onun iyi bir hafızası var.She has a good memory.
Hafızam beni yanıltmıyorsa bu birbirimizle ilk tanıştığımız yer.If memory serves me right, this is where we first met each other.
Hafızam beni yanıltmıyorsa, Tom ve Mary 2003 yılının ekim ayında evlendi.If my memory serves me right, Tom and Mary got married in October of 2003.
Tom'un olağanüstü bir hafızası var.Tom has a remarkable memory.
Tom hafif üşüttüğünü söyledi.Tom said he had a slight cold.
Onların kötü bir hafızaları var.They have a poor memory.
Kahve seçmek ve para üstünü almak için hafifçe eğildim.I slightly bent over to choose a coffee and get the change.
Tom, hafif çatlaktır.Tom is a little crazy.
Seni hafife aldım.I underestimated you.
Tom zor bir durumu hafife aldı.Tom made light of a difficult situation.
Bu ilaç ağrıyı hafifletecek.This medicine will ease the pain.
Hangisi daha hafiftir, bir kilogram altın mı yoksa bir kilogram gümüş mü?Which weighs less, a kilogram of gold or a kilogram of silver?
İtalya'da yapılan bu titanyum bisiklet inanılmaz hafiftir.This titanium bicycle made in Italy is incredibly lightweight.
Tom müzikle hafifçe sallanıyor.Tom is swaying slightly with the music.
Tom'un yüzünde hafif bir gülümseme vardı.Tom had a slight smile on his face.
Tom bana arkadan hafifçe vurdu.Tom patted me on the back.
Alerjini hafifletmek istiyorsan, bunu dene.If you want allergy relief, try this.