hafızamı ile cümle
hafızamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Biz yaşlandıkça, hafızamız zayıflar.As we grow older, our memory becomes weaker.
Yaşımız ilerledikçe hafızamız zayıflıyor.The older we get, the weaker our memory becomes.
Yaşlandıkça hafızamız zayıflar.The older we become, the worse our memory gets.
Ne kadar yaşlanırsak, hafızamız o kadar kötüleşir.The older we become, the worse our memory gets.
Hafızamı geliştirmek için bir yol bulmak istiyorum.I'd like to find a way to improve my memory.
Hafızamı kaybettiğimi hatırlamıyorum.I don't remember losing my memory.
Birisi hafızamı yenileyebilir mi?Can someone refresh my memory?
Hafızamı tazeleyin.Refresh my memory.
Hafızamı nasıl geliştirebilirim?How can I improve my memory?
İlişkisel hafızamızın çalışma biçimi çok ilginç.The way our relational memory works is very interesting.
Dün geceyi hatırlayamıyoruz da, hafızamızı kontrol eder misin?We can't remember last night, can you check our memories ?
Konektomdan hafızamızı okumaya çalışalım.Let us attempt to read out memories from connectomes.
Hikayeler bana eşlik eder; varoluş yapıştırıcısı gibi parçalarımı ve hafızamı bir arada tutarlar.Stories accompany me, keeping my pieces and memories together, like an existential glue.
Sahip olduğumuz miras toplumsal hafızamızdan daha büyük bir şeydir. O bizim ortak hazinemizdir.Our heritage is much more than our collective memory -- it's our collective treasure.
Hafızamı dijital dünyaya açmaya başladım ama bilirsiniz, bu beraberinde bir sorun doğuruyor.I've started outsourcing my memory to the digital world, you know? But that comes with a problem.
Ve ben beyinlerimizi hafızamızın ön yargı sahibi sanat galerisi müdürleri olarak nitelendiriyorum.And I rather think of our brains as biased curators of our memory, you know?
Ve eğer teknoloji hafızamız için bir metafor değil ise nedir o zaman?And if technology is not a metaphor for memory, what is it?
Yaşlandıkça hafızamız zayıflar.Lorsque nous vieillissons, notre mémoire baisse.
Yaşlandıkça hafızamız zayıflar.Nuestra memoria empeora a medida que nos hacemos más viejos.
Yaşımız ilerledikçe hafızamız zayıflıyor.Cuanto más avanza nuestra edad, tanto más se debilita nuestra memoria.
Hepsi bu...Hafızamı ona dair hep zorladım.Ezt az emléket mindig megőrzöm.
Hepsi bu...Hafızamı ona dair hep zorladım.Ma olen igavesti tema päralt, ma tean seda.
Ben doğrudan bir test öneriyorum. Konektomdan hafızamızı okumaya çalışalım.Bueno, propongo una prueba directa: tratemos de leer recuerdos de los conectomas.
Ben doğrudan bir test öneriyorum. Konektomdan hafızamızı okumaya çalışalım.Proponuję bezpośredni test: spróbujmy odczytać wspomnienia z konektomu.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.E questo vale sia per le storie che vengono dai ricordi che per le storie che inventiamo
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Et c'est vrai des histoires qui nous sont fournies par notre mémoire, comme des histoires que l'on fabrique.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Isto é verdade para as histórias que a memória nos dá, assim como para as histórias que inventamos.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.이야기는 사실 기억이 우리에게 가져다 준다는 것이고 또 사실 이야기라는 것은 우리가 만들어 내는 것입니다.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Och det stämmer för historierna som minnet ger oss och även för historierna vi hittar på.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.O príbehoch platí, že nám ich dodáva pamäť, a o príbehoch je pravda tiež to, že si ich vymýšľame.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Şi e valabil pentru poveştile pe care ni le furnizează memoria, dar şi pentru poveştile pe care le inventăm.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Sprawdza się to w odniesieniu do historii, którymi karmi nas pamięć, i do tych, które wymyślamy sami.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Tämä on totta tarinoista, jotka muisti tuo meille, ja se on myös totta tarinoista, jotka keksimme.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.И това е вярно за историите, които ни доставя паметта, вярно е също и за историите, които си измисляме.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.И это применимо к историям, которые нам предоставляет память, а также к историям, которые мы придумываем.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.Це справедливо щодо історій, які пропонує нам пам'ять, а також до історій, які ми вигадуємо.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.וזה נכון לסיפורים שהזיכרון מעביר לנו, וזה נכון גם לגבי הסיפורים שאנחנו ממציאים.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.وذلك ينطبق على القصص التي ترسلها الذاكرة لنا، وهو كذلك صحيح على القصص التي نصنعنها.
Bu, hafızamızın bize sunduğu hikayeler kadar kendi uydurduğumuz hikayaler için de geçerlidir.我々が作り上げる話にも共通したことです 話を明確にするものは 変化であり 決定的な瞬間であり 結末なのです
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.A zsebkések lassan kisodródnak a kulturális tudatunkból, ami szerintem borzalmas dolog.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Bricegele încep să dispară încet din conștiința noastră culturală, ceea ce e un lucru groaznic.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Dao bỏ túi là những thứ ra đời từ sự tri thức văn hóa của chúng ta một thứ rất tệ hại.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Kapesní nože se jakoby vytrácející z našeho kulturního povědomí, což považuji za hroznou věc.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.주머니칼은 현재 우리 문화에서 점점 사라지고 있는데, 저는 이것이 비극이라고 생각합니다.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Las navajas están empezando a desaparecer de nuestra conciencia cultural, lo cual pienso que es algo terrible.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Lommeknive er ligesom ved at drive ud af vores kulturelle bevidsthed, hvilket jeg synes er en frygtelig ting.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Memiliki pisau lipat seperti penyimpangan dari kesadaran budaya kita, yang saya pikir adalah hal yang buruk.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Scyzoryki powoli odchodzą z naszej świadomości kulturowej i jest to rzecz straszna.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Vreckové nožíky sa pomaly vytrácajú z nášho povedomia, čo je podľa mňa veľká škoda.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Zakmessen verdwijnen uit ons cultureel bewustzijn, en ik denk dat dat een vreselijke zaak is.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Žepni noži počasi izginjajo iz naše kulturne zavesti, kar se mi zdi grozno.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Οι σουγιάδες έχουν απομακρυνθεί από την καθημερινότητά μας κάτι που θεωρώ πολύ αρνητικό.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Джобните ножчета като че ли се изплъзват от нашата културна съзнателност, което според мен е ужасно нещо.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Кишенькові ножі, немовби випали з нашої культурної свідомості, я вважаю, це жахливо.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.Перочинные ножи перестают быть частью нашей культуры, что я считаю ужасным.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.האולר הולך ונעלם מהתודעה התרבותית שלנו, אני חושב שזה נורא.
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.سكاكين الجيب أصبحت بعيدة عن قيمنا الثقافية واعتقد ان هذا شيء فظيع
Çakılar sanki kültürel hafızamızdan yok oluyor gibi. ve bu bence çok berbat birşey.それはひどいことだと思います (笑い)
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.Bil je izredno tragičen primer, a dal mi je vpogled, v kolikšni meri nas naš spomin naredi to, kar smo.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.Jego historia jest niewiarogodnie tragiczna, ale pokazuje, jak bardzo nasze wspomnienia tworzą nas samych.