Tom sizden haber almayı bekliyor.Tom is waiting to hear from you.
Tom haberi dinliyordu.Tom was listening to the news.
Tom haber dinliyor.Tom is listening to the news.
Tom sizden haber almak istiyordu.Tom wanted to hear from you.
Tom aileden habersiz gece dışarı çıktı.Tom snuck out at night.
Yardıma ihtiyacın olursa, bana haber ver.If you need help, let me know.
Tom ona iyi haberi söylemek için Mary'yi aradı.Tom called Mary to tell her the good news.
Tom acı çektiğini arkadaşlarına asla haber vermez.Tom never let his friends know that he was in pain.
Tom acı içinde olduğunu arkadaşlarına asla haber vermez.Tom never let his friends know that he was in pain.
Tom ondan habersiz görünüyordu.Tom seemed to be unaware of that.
Birkaç kötü haberim daha var.I have some more bad news.
Sami'nin Leyla için bazı haberleri vardı.Sami had some news for Layla.
Sami kaydedildiğinden habersizdi.Sami was unaware he was being recorded.
Sami ondan haberdardı.Sami was very aware of that.
Sami şok edici haberi duydu.Sami heard the shocking news.
Tom, Mary'nin yalan söylediğinden habersizdi.Tom was unaware that Mary had lied.
Tom'un arabasını ne zaman aldığından haberin var mı?Do you know when Tom bought his car?
Tom, Mary'nin yaptığı şeyden habersizdi.Tom was unaware of what Mary had done.
Sami, Leyla'ya haberi verdi.Sami delivered Layla the news.
Sami, Leyla'nın ölüm haberini onun ailesine verdi.Sami broke the news of Layla's death to her family.
Tom genellikle akşam yemeğini yerken haberleri izler.Tom usually watches the news while he's eating dinner.
Sami ve Leyla'nın haberleşmesi yasaklandı.Sami and Layla were forbidden to communicated.
Sami büyük haberle döndü.Sami returned with big news.
Sami ondan haberdar değildi.Sami was not aware of that.
Sami, Leyla'nın ailesine haberi verdi.Sami broke the news to Layla's family.
Sami, Leyla'nın haberleri izlemesini hiç istemedi.Sami didn't want Layla to watch the news at all.
Sami haftalardır Leyla'dan haber almıyor.Sami hasn't heard from Layla for weeks.
Sami ve Leyla yıkıcı haberle vuruldular.Sami and Layla were hit with devastating news.
Tom'un haberdar edilmesi gerekir.Tom needs to be notified.
Lütfen Boston'da olacağınız zaman bana haber verin.Please let me know when you'll be in Boston.
Senin için bazı haberlerim var.I have some information for you.
Gidip Tom'a iyi haberi söyleyeceğim.I'll go and tell Tom the good news.
Tom hakkında bazı haberlerim var.I have some news about Tom.
Tom habersizce ayrıldı.Tom quit without notice.
Tom haber vermeden çıktı.Tom quit without notice.
Bize haber verdiğin için teşekkürler.Thanks for letting us know.
Tom'un öldüğü haberi herkesi şaşırttı.The news that Tom had died surprised everyone.
Tom'dan dört gözle haber almayı bekliyorum.I'm looking forward to hearing from Tom.
Hazır olduğunda size haber vereceğim.I'll let you know when it's ready.
Tom'un burada mutsuz olduğundan haberim yoktu.I had no idea Tom wasn't happy here.
Radyodaki haberleri sık sık dinler misiniz?Do you often listen to the news on the radio?
Bir şey olduğunda en kısa zamanda size haber vereceğim.I'll let you know as soon as anything happens.
Garip bir şey olursa haber veririm.I'll let you know if anything strange happens.
Haberlerde okuduğunuz ve gördüğünüz şeylerin çoğuna inanıyor musunuz?Do you believe most of what you read and see in the news?
Tom senden haber almak için sabırsızlanıyor.Tom is looking forward to hearing from you.
O zamandan beri Tom'dan haber almadık.We haven't heard from Tom since then.
Haber değeri taşıyor mu?Is this newsworthy?
Neredeyse her gün haberleri izliyorum.I watch the news almost every day.
Tom itfaiyeye henüz haber vermedi.Tom hasn't called the fire department yet.
Bu iyi haber mi?Is this positive news?
Tom size haber verecek.Tom will let you know.
Bunu sadece haberlerde gördüm.I just saw it on the news.
Tom tamamen habersizdi.Tom was completely clueless.
Tom sizi haberdar edecek.Tom will let you know.
Tom'un seni sevdiğimden haberi olduğunu sanmıyorum.I don't think that Tom knows I love you.
Sanırım Tom'un Boston'da olanlardan haberi yok.I suspect that Tom is unaware of what's happening in Boston.
Polise haber verme.Don't call the cops.
Sami'nin bu kızdan daha önce hiç haberi olmadı.Sami never heard about this girl before.
Tom'un benim ne kadar zengin biri olduğumdan haberi yok.Tom doesn't know how rich I am.
Tom itfaiyeye haber verdi.Tom called the fire department.