ha ile cümle
ha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Jody sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.Jody looks as if she had seen a ghost.
Haydi, Joe. Sadece bir bardak bira zarar vermez.Come on, Joe. Just a glass of beer won't hurt.
Joe zamanının çoğunu spora harcar.Joe spends the majority of his time in sports.
Gösteri harikaydı, ama biletler çok pahalıydı.The show was wonderful, but the tickets were too expensive.
George çalışması hakkında ciddi değildir.George is not serious about his study.
George hayli geveze.George is quite talkative.
George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.George felt the train begin to move.
George III, tarihçiler tarafından haksız yere kötü muamele gördü.George III has been unfairly maligned by historians.
Junko hâlâ yaşam giderleri için anne ve babasına bağlıdır.Junko still depends on her parents for her living expenses.
Julia haberi duyduğunda ağlayacak gibi hissetti.Julia felt like crying when she heard the news.
Judy yarın Japonya hakkında konuşacak.Judy will talk about Japan tomorrow.
Judy aynaya bakarak çok fazla zaman harcıyor.Judy spends a lot of time looking in the mirror.
Ben halıyı temizlemek için bir şey arıyorum.I'm looking for something to clean the carpet with.
Halılar perdeler için iyi bir eşleşmedir.The rugs are a good match for the curtains.
Dinsizin hakkından imansız gelir.Set a thief to catch a thief.
Janet ve Bill haziran ayında evlenecekler.Janet and Bill are going to get hitched in June.
Jack hasta görünüyor.It seems that Jack is sick.
Jack matematik testinde hiç hata yapmadı.Jack made no mistakes in the math test.
Jack kompozisyonunda bir sürü hata yaptı.Jack made a lot of mistakes in his composition.
Jack, istemediğim halde beni oraya gönderdi.Jack made me go there against my will.
Jack'ten ne haber?What about Jack?
Jack her zaman diğerlerinin hatalarını bulur. Herkesin ondan kaçınmasının nedeni budur.Jack always finds fault with others. That's why everybody avoids him.
Jack gezisi hakkındaki hikayeleri ile beni sıkıyor.Jack bores me with stories about his trip.
Jack'in sorunu eşinin onun kazandığından daha fazla harcamasıdır.Jack's problem is that his wife spends more than he earns.
Size patatesleri haşlayacağım.I'll boil you the potatoes.
Hangisini daha çok seversin, Devleri mi yoksa Ejderhaları mı?Which do you like better, the Giants or the Dragons?
Jim öfkesine hâkim olabildi.Jim was able to hold back his anger.
Jim öfkesine hakim oldu ve bir kavgadan kaçabildi.Jim was able to hold back his anger and avoid a fight.
Haber geldiğinde Jim sevinçle sıçradı.Jim jumped for joy when the news came.
Jim geçen hafta bana yazdı ve 2 ay erken geri geldiğini söyledi.Jim wrote to me last week and said he had come back two months before.
Jim haftada en az üç kez koşmaya gittiğini söylüyor.Jim says he goes jogging at least three times a week.
Jim sınava hazırlanırken gece yarılarına kadar çalıştı.Jim burned the midnight oil when he was preparing for the examination.
Jim, benim kompozisyonumda bazı dil bilgisi hatalarına dikkat çekti.Jim pointed out some grammatical mistakes in my composition.
Jim'in bir hata yaptığını düşünüyorduk.We believed that Jim had made a mistake.
Jim, derhal hastaneye yatırılmalı.Jim must be hospitalized at once.
Jim son üç haftadır beni akşam yemeğine çıkarmak için çalışıyor.Jim has been trying to take me out to dinner for the last three weeks.
Onun yokluğunda Jim hakkında kötü konuşma.Don't speak ill of Jim in his absence.
O, odaya girdiğinde biz Jim hakkında konuşuyorduk.We had been talking about Jim when he entered the room.
Jimmy genellikle hafta sonları beni görmeye geliyor.Jimmy often comes to see me on weekends.
Jimmy arabalar hakkında her şeyi biliyor.Jimmy knows everything about cars.
Jimmy benim onu hayvanat bahçesine götürmem konusunda ısrar etti.Jimmy insisted on my taking him to the zoo.
Jimmy benim onu hayvanat bahçesine götürmem için ısrar ediyor.Jimmy insist on my taking him to the zoo.
Jimmy, kahvaltı hazır. Aşağıya gel.Jimmy, breakfast is ready. Come downstairs.
Oh hayır! Dikkat etmiyordum ve cep telefonumu restoranda bıraktım.Oh no! I wasn't paying attention and left my cell phone in the restaurant!
Hatasını fark etmeden önce bir gündü.It was some time before he realized his mistake.
Bir süre sonra, hava karardı.After a while, it grew dark.
Hareket etme ve sessiz kal.Stand still and keep silent.
İzleyicinin şikayetlerini sabırla dinledikten sonra, hakimler sonuçları değiştirdi.After patiently listening to the audience's complaints, the judges changed the results.
Tom kısa sürede kendini okul hayatına alıştırdı.Tom soon adapted himself to school life.
Fakat medeniyetler daha karmaşık hale gelirken, daha iyi iletişim metotları gerekliydi.But as civilizations grew more complex, better methods of communication were needed.
Ancak, onun kız arkadaşı bencil ve neredeyse Brian hakkında hiç endişelenmez.However, his girlfriend is selfish and hardly worries about Brian.
Jenny'den haber alırsan, onu görmek istediğimi ona söyler misin?If you hear from Jenny, could you tell her I would like to see her?
Jetler peş peşe havalandı.The jets took off one after another.
Jane yatakta hasta.Jane is sick in bed.
Jane geçen hafta bu kitabını bana ödünç verdi.Jane lent me this book of hers last week.
Jane haklı olduğu konusunda ısrar etti.Jane insisted that she was right.
Jane onun Kyoto hakkında bildiği kadar çok Nara hakkında bilmiyor.Jane doesn't know as much about Nara as she does about Kyoto.
Jane durgun bir hafta sonu geçirdi.Jane spent a very flat weekend.
Jane'nin hayali kendine yaşlı ve zengin bir sevgili bulmaktı.Jane's dream was to find herself a sugar daddy.
Jane soğuk algınlığını atlatmadan bir hafta önceydi.It was a week before Jane got over her cold.