Ana içeriğe geç
Sözlük

haşa ile cümle

haşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hasan Paşa, elindeki kuvvetler ile Fas topraklarına taarruz etti.Julius Caesar rozvinul své jednotky s pahorkem za zády.
Gösterilen gemiler hasara veya kazaya uğratılmışlardır.Lodní záchranné čluny byly rovněž poškozeny, nebo smeteny vlnami.
Şehrin endüstriyel yapıları %50 hasar görüp yıkıldı.Katastrofa zde zničila 50 % budov.
En ciddi hasar güney Slavonya bölgesinde meydana geldi.Vznikl tak největší jalovcový porost v prostoru jižních Čech.
Ağabeyi Hasan öfkelenir.Juditin otec se rozzuřil.
Hasar gören vücut bölgesi örtülür.Projeví se poškozením tělesných funkcí řízených z postižené oblasti.
Burada Hasanlı Kürtlerinin isyanları ile uğraşıp asayişi yeniden temin etti.Zde kostel po řádné konzervaci znovu nechal postavit.
8 Haziran - Hasan Saka kabinesi istifa etti.14. června: Klan šimazu se vzdává.
Tüm erimelerde reaktör çok ciddî hasar görmüştür.Podle plánu byl komplex reaktoru těžce poškozen.
Savaştan sonra kulüp Savaş Hasar Komisyonu'ndan 22.278£ tutarında tazminat almıştır.După război, clubul a primit despăgubiri de la War Damage Commission în suma de £22,278.
Kınalızade Hasan Çelebi, (d.(Editia a II-a, Revizuita si Completata) Ciurea AV, HB, Davidescu.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.O treime din casele sale au fost avariate sau distruse, iar orașul a pierdut jumătate din populație.
H318 Ciddi göz hasarına yol açar.H318: Provoacă leziuni oculare grave.
Binada ağır hasar oluştu.Clădirea a fost grav avariată.
Ancak kısa zamanda bu hasarlar onarılmıştır.Aceste distrugeri au fost reparate curând.
H373 Uzun süreli veya tekrarlı maruz kalma sonucu organlarda hasara yol açabilir .H373: Poate provoca leziuni ale organelor în caz de expunere prelungită sau repetată.
Yüz bin kerpiç ev büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Peste 200 de case au fost fie grav afectate fie s-au prăbușit.
Para toplamak için daimyo, henüz hasat edilmemiş pirinci satmak için vadeli sözleşmeler yaptı.Aerostar nu a reușit să obțină nici un contract de vânzare pentru APR Aurora până în prezent.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.În 1635 a fost grav avariată de un incendiu și reconstruită.
Ağır hasar almıştı ve batmaya başladı.Și el a fost grav avariat și s-a scufundat.
Suyla temas halinde hasar alırlar.Reacționează bine la contactul cu apa.
Yeniden hasar gören denizaltı, bunun üzerine bulunduğu yerde bırakıldı.Un asteroid pierdut este un asteroid care a fost observat apoi pierdut.
Can kaybının olmadığı depremde önemli bir maddi hasar yaşanmadı.Cutremurul a fost resimțit fără a fi înregistrate pagube materiale însemnate.
Muhammed el-Sadis bin el-Hasan (Arapça: الملك محمد السادس للمغرب) Fas kralı.Mohammed al VI-lea (arabă محمد السادس) este actualul rege al Marocului.
Bağışıklık sistemi enfeksiyona cevap verdiğinde daha fazla akciğer hasarı meydana gelebilir.Atunci când sistemul imunitar reacționează la infecție, plămânii pot fi afectați și mai mult.
Oğullarından Ahmed Cemâl ünlü gazeteci Hasan Cemâl’in babasıdır.Nepotul său, Hasan Cemal, fiul lui Ahmed Cemal, este un cunoscut ziarist și scriitor turc.
Hasan onları yendi.Tezeu i-a învins repede.
3000'den fazla ev de hasar gördü.Peste 130.000 de case au fost avariate.
Buna ilaveten, serbest radikaller alkole bağlı karaciğer hasarına katkıda bulunur.Bea cu minte! – Campanie socială care promova consumul rațional al alcoolului.
Maçların oynanacağı stadlar ve tesisler büyük hasar gördü.Distribuția echipelor și terenurile pe care s-au jucat meciurile au fost trase la sorți.
Toplam hasar 3,77 milyon dolardı.A avut încasări 37,3 milioane $.
Elektrik yayının ısısı genellikle yalıtkana onarılamayacak bir hasar verir.Căldura care rezultă din arc de obicei distruge izolatorul iremediabil.
Bakteriler ayrıca biyolojik haşare kontrolünde haşare ilaçlarının yerine kullanılabilirler.Bacteriile pot fi utilizate în locul pesticidelor, în controlul biologic al dăunătorilor.
Hasan Âli Yücel Doğu ve Batı klasiklerini çevirtti.Catalogul lui a devenit apoi standardul tuturol hagiografiilor din Europa de Vest și de Est.
Hasan ise hiçbir zaman öğrenememiştir.O'Brien: Asta, Winston, nu vei ști niciodată.
1990'larda rayların bakımsızlığı nedeniyle az hasarlı raydan çıkma olayları yaşandı.Multe linii feroviare au fost închise după 1990 din cauza lipsei de venituri.
Birçok önemli metabolik reaksiyon sekteye uğrar, enzimler hasar görür.De asemnea, unele ingrediente sintetice, pot cauza probleme hormonale, sistemul endocrin fiind grav afectat.
Hedef mümkün olduğunca çok gemiyi batırmak veya hasar vermekti.Scopul este acela de a reuși detonarea cât mai aproape de submarinul țintă, pentru a-l distruge.
Alper Hasanoğlu iki çocuk babasıdır.Sharma este tatăl a doi copii.
Optik siniri hasarı genellikle kalıcı görme kaybına yol açar.Acesta este motivul pentru care pierderda vederii laterale conduce deseori la orbire de noapte.
Saldırı hasarının iki çeşit olmasından ötürü, her karakterin iki çeşit zırh değeri vardır.Fiecare fir de lână este înnodat pe două fire apropiate de urzeală.
Çarşı yanındaki 3 han ve birkaç bina büyük hasar gördü.Două hangare și două clădiri au fost grav afectate.
Fotoğraflar ve videolar, depo çevresinde geniş çaplı hasar olduğunu göstermiştir."Există dovezi consistente ce arată defrișări masive și eroziuni pe toată suprafața Zonei Centrale.
Ancak kalkanı neredeyse her savaşta hasar görür.În mod notabil, el a luptat în aproape fiecare bătălie în timpul războiului.
Alman kayıpları daha ağırdı, 28 uçak kaybedildi, 23 uçak ise hasar gördü.Pierderile germane s-au ridicat la 42 de tancuri, 26 dintre ele fiind imposibil de reparat.
Hasan Yıldız.Steaua București.
Bu çalışmalarda farklı balıkların farklı derecelerde beyin hasarından acı çektikleri gösterilmiştir.Acest studiu a constatat mai multe zone ale creierului care funcționează diferit.
Ancak Yıldırım büyüsü aynı hasarı veremez.Vraja fulgerului nu are efect pe depozite.
Bunun dışında her karakterin belli bir saldırı hasarı değeri vardır.În rest, fiecare episod are cel puțin un personaj care moare.
El-Nevbahtî, Ebû Muhammed Hasan bin Mûsâ, Kitâb Firâk’ûş-Şîʿa.Cárfátit nyelven írt rabbi Rási (רש"י) és rabbi Mose HáDársán (משה הדרשן).
Bağışıklık sistemi enfeksiyona cevap verdiğinde daha fazla akciğer hasarı meydana gelebilir.Az immunrendszer fertőzésre adott válaszreakciója során a tüdő további károsodása is előfordulhat.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.A betegek több mint a felénél vesekárosodás alakul ki, beleértve a végstádiumú vesebetegséget (ESRD).
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Ehelyett szinte nincs olyan területe az agynak, amelynek a károsodása ne okozna képességvesztést.
En ciddi hasar güney Slavonya bölgesinde meydana geldi.A legsúlyosabb helyzet Dél-Szlavóniában alakult ki.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Népességének egyharmada elpusztult, a városi lakosoknak a fele.
Ancak ünü çok hasar gördü.Igaz, sokat is bántottak minket.
Gösterilen gemiler hasara veya kazaya uğratılmışlardır.A szállítóhajók vagy elsüllyedtek, vagy megrongálódtak.
Bütün hastaneler tahrip olmuş veya kötü bir şekilde hasarlı ve terkedilmiş durumda.Minden kórház leomlott vagy olyan nagy mértékben károsodott, hogy ki kellett üríteni.
Eski ve yeni Hasankeyf bir kare içinde.Régi és új utak a hitvédelemben.
Abdurrahman Bey Mehmet Bey: Bosna Valisi Telli Hasan Paşa döneminde Hersek Sancak Beyliğinde bulunuyordu.Mehmet Bey: Hersek szandzsákbégje volt Telli Hasan pasa boszniai kormányzósága idején.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod