Ana içeriğe geç
Sözlük

haşa ile cümle

haşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İlk zeytin hasadının ne zaman ve hangi uygarlık tarafından yapıldığıysa bilinmemektedir.Het is niet bekend wie de eerste vlaggen van Georgia ontworpen heeft en wanneer dat gebeurd is.
1209 yılında başlatılan Albigeois Haçlı seferleri'nin sonucu Albi de ağır hasar gördü.Het was pas tijdens de Albigenzische Kruistochten vanaf 1208 dat dit slaagde.
Hasanpaşa Köyü 1255 nüfusa sahiptir.Leština telt 1255 inwoners.
Yüz bin kerpiç ev büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Een tiental huizen raakte zwaar beschadigd of werden totaal verwoest.
Katedral hasar gördü ve yavaş yavaş çürümeye yüz tuttu.De Groeningeabdij raakte ontvolkt en verviel langzaam tot ruïne.
Bölgenin işgal hasar raporunu hazırladı.Ze geeft een verslag van de schade in de cockpit.
İkincisi ise kulenin hemen önüne düştü ama ağır hasar veremedi.Ze onderging direct daarop haar eerste dieptebomaanval, maar liep geen noemenswaardige schade op.
Depremin yol açtığı hasar 13 milyar dolar civarındadır.Wanneer op dat moment een overstroming zou plaatsvinden, zou de schade ongeveer 13 miljard pond zijn.
Böylece kurşunun verdiği hasar artardı.Wie zich verzette kreeg de kogel.
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.Haimon stelt zijn vader gerust.
Asa çok hasar almıştır.De hal liep grote schade op.
II. Dünya Savaşı sırasında buradaki yapıların çoğu büyük hasar gördü ya da yıkıldı.Tijdens de Tweede Wereldoorlog raakten vele bouwwerken in Tiel beschadigd of verwoest.
En sonunda gemisi büyük bir hasar alır.Hierbij werd het schip zeer zwaar beschadigd.
Saldırı sonucunda, 2 rafine ağır hasar gördü.Volgens ooggetuigen is de terminal zwaar beschadigd geraakt.
Hasar görmüş daha sonra yeniden restore edilmiştir.De schade werd nadien hersteld.
Depremde hasar görmüş ve tamir edilmiştir.De schade valt mee en wordt gerepareerd.
Genç yaşta ölen Hasan.Johan, jong overleden.
Yedi tekneden dördü battı ve bir diğeri ağır hasar gördü.Drie schepen werden tot zinken gebracht en een werd zwaar beschadigd.
1491 yılında, katedral bir depremde ağır hasar gördü.In 1491 stortte bij een aardbeving de centrale koepel in.
Ancak ünü çok hasar gördü.Zijn gezicht is echter zwaar beschadigd.
18 Ocak - Hızı saatte 100 km'ye ulaşan fırtına, Antalya'da 500 milyon TL'lik hasara yol açtı.18 december: Storm trekt over België met windstoten tot 125 km/h in Oostende.
Şehirde bulunan kültürel yapıların %60'ı hasar görüp yıkıldı.Negentig procent van de bebouwing op het eiland raakte beschadigd of werd verwoest.
Deprem sonrası en büyük hasar ortaçağ kenti L'Aquila'da oldu.Het epicentrum bevond zich in de nabijheid van de stad L'Aquila, waar ook de grootste schade werd aangericht.
Bu durum, makrofazların hasarlı bölgeye varmadan önce, fagositozun başladığını gösterir.Na de infectie worden als eerste de macrofagen in de huid besmet.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Ze zijn sneller in herladen en kunnen uiterst nauwkeurig schieten.
Eski ve yeni Hasankeyf bir kare içinde.Tussen Oude en Nieuwe Kijk in 't Jatstraat.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Er vallen geen doden maar de schade is aanzienlijk.
Omari Camiisi'de büyük ölçüde hasar görmüştür.Het voertuig raakt in De gamegoeroe zwaar beschadigd.
Bu çarpma sebebiyle arka basınç perdesinde hasar meydana geldi.Door de explosie raakte de rug beschadigd.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.De volgende dag werden zij gered en waren ongedeerd.
Aysel Doğan'la evli olan Hasan Doğan'ın Selim ve Zeynep adında iki çocuğu vardı.Doğan had een vrouw genaamd Aysel Doğan en twee kinderen Zeynep en Selim.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Over het algemeen worden mineralen hierdoor minder hard.
Georgetown'da büyük maddi hasarlara neden olmasıyla bilinir.In Berkenheuvel komen uitgestrekte kraaiheidebegroeiingen voor.
1943'te üç tür çevresel sinir hasarı tanımlamıştır.In 1933 wordt al gesproken van 300 broedgevallen.
Krizler onun kalbinde kalıcı hasarlara yol açtı.Daardoor heeft zijn hand permanente schade opgelopen.
Hasan Mısır millî futbol takımıyla ilk maçına 3 Eylül 2011'de Sierra Leone karşısında çıkmıştır.Hegazy maakte op 3 september 2011 zijn debuut in het Egyptisch voetbalelftal tegen Sierra Leone.
Ayrıca ilçede Hasanleyli Ortaokulu da bulunmaktadır.In Duyure staat er ook een middelbare school.
Su taşkınları nedeniyle çok sayıda insan yaşamını yitirdi, büyük çapta maddi hasar oluştu.Veel vee kwam door verdrinking om het leven en de materiële schade was aanzienlijk.
Bu yıl iyi bir elma hasatı oldu.We hadden een goede appeloogst dit jaar.
Çok hasar var mıydı?Was er veel schade?
Bu kitap tamamen hasar görmüş.Dit boek is helemaal beschadigd.
Dün camın üzerinden sürmüştüm, ama sadece dış lastiğim hasar gördü.Gister reed ik door glas, maar alleen mijn buitenband is beschadigd.
Abdullâh-î Berkî, Hasan-î Endâkî, Ahmed Yesevî ve Abdülhâlik-i Goncdüvânî gibi büyük velîler yetiştirdi.W ich skład weszli odpowiednio Sokół i Jędker; Koras i Fu; Pono, Kors i Fu.
Dongmaeng bir hasat törenidir, Mucheon ise cennete bir dansdır.Dongmaeng to obrzędy żniwne a mucheon jest tańcem dla niebios.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Zabijaj i torturuj; nie oszczędzaj; bądź nad nimi!”
Bunlar arasında şehrin büyük katedrali olan Ayasofya çok büyük hasar geçirdi.Poważnym zniszczeniom uległa m.in. tamtejsza katedra.
Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.Miał z nią dwóch synów (zmarli jeszcze za życia ojca) oraz dwie córki.
Ancak kısa zamanda bu hasarlar onarılmıştır.Szkody jednak szybko naprawiono.
Orada sadakaların hasatı devam ettirilmiştir.Będący tam husyci zostali przytłoczeni.
Savaştan sonra kulüp Savaş Hasar Komisyonu'ndan 22.278£ tutarında tazminat almıştır.Po wojnie klub otrzymał rekompensatę w wysokości 22 278 funtów.
Diğer birçok bina yıkıldı veya yapısal hasar gördü.Wiele domów uległo zawaleniu lub poważnym uszkodzeniom konstrukcyjnym.
Aşırı şekilde hasar görmüş olan orijinali uzun zaman önce kaybolmuştur.Współczuję ludziom, którzy zmarli odrobinę za wcześnie.
Erken hasat olmasını sağlar.Wypuszcza pąki wcześnie.
Konvoy refakat görevleri sırasında birkaç kez hasar gördü.Liniowiec uległ w czasie służby pasażerskiej kilku wypadkom.
2 Mayıs 1620'de bir depremde şehirdeki birçok bina hasar gördü.W 1620 roku trzęsienie ziemi uszkodziło szereg budynków w mieście.
Hasankeyf ve yeni köprü.Nowymi obiektami są hipodrom i nowy most.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Brakowało mu tylko nóg.
Binalarda çatı ve pencere hasar verir.Zniszczony został dach i okna.
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.Jego żoną została Senebsen, z którą miał syna Haanchefa i córkę Kemi (imiona po dziadkach).
Servis aracı ise büyük hasar gördü.Oba samochody uległy poważnemu uszkodzeniu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod