hızlı hızlı ile cümle

hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Maymunlar yüksek hızlı dijital fiber-optik teknolojiye sahip maymunlar fakat "en azından" maymunlarThey're monkeys Monkeys with high-speed digital fiber-optic technology But monkeys nevertheless
En yeni Firefox'la istediğiniz yere gitmek artık daha kolay ve daha hızlı.It's now easier and faster to get where you want to go with the latest Firefox.
Zaman aktı geçti ama oyuncakları bekledikleri kadar hızlı satamıyolardıTime passed by But the toys didn't sell as quickly as they had expected
Size göstereceğim ikinci slayt ise son 25 yılda olanların hızlı tekrarıdır.The next slide I show you will be a rapid fast-forward of what's happened over the last 25 years.
Ve özellikle batı Antarktika'da erime daha hızlıdır.And west Antarctica cropped up on top some under-sea islands, is particularly rapid in its melting.
Gezegenimizi öldüren kirli yakıtlara olan bağımlılığımızı en hızlı şekilde kesecek yollardan biri.One of the fastest ways to cut our dependence on old dirty fuels that are killing our planet.
Eğer hızlı gitmek istersen, kendi başına git."If you want to go quickly, go alone.
Bizim ise hızlı olduğu kadar uzağa gitmemiz gerekmektedir.We need to go far, quickly.
Hızlı olanla başlayalım.Let's start with faster.
Moore yasalarına göre bilgisayarların gittikçe daha da hızlı çalışacak olması bir sır değil.Well it's no secret that computers, through Moore's law, are speeding up faster and faster.
Hızlı biçimde gelişen diğer şeylere bakalım bir de.Now how about other exponentials?
Ama bana göre hızlı gelişen teknolojilerin birleştirilmesine ilişkin iyi bir örnek.But I think, as integration of exponential technologies, this is the example.
El dezenfektanını hızlıca suyun yüzüne sıkın.Rapidamente rocia un poco de desinfectatnte
Hızlıca parmağınızı noktalara gelecek şekilde hizalayın ve tırnağınızı içine batırın.Rapidamente coloca tu dedo en los puntos que quieras tener en la uña.
Çocuklarımız okuma yazmayı çok hızlı öğreniyorlar, makine kullanmayı da öyle.Our children are growing up very quickly learning to read, learning to use machinery.
Yok oluş yavaş gelir, ancak bazen hızlı davrandığı da olur.Extinction can come slowly, but sometimes it arrives fast.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.We were moving so fast, we only heard the first piece of it.
Usain Bolt ne kadar hızlı koşuyor?Not just his average speed was for last second or his average speed in his next 10 seconds.
Tam şu an, şu saniye ne kadar hızlı koşuyor?So this is what differential calculus is all about.
Ne kadar hızlı olduğunu görmek adına hesap makinesini yeniden çıkaralım. metre/saniyelet me get the calculator back. This is in meters per second.
Çok hızlı olmayan, ama bana göre çok hızlı, bir arabanın hızıyla neredeyse aynı diyebiliriz.And relative to a car not so fast but relative to me extremely fast.
Bolt başladığı an en hızlı haliyle başlamış olmayacakHe is not going to just go the speed immediately.
Çok kolaydı ve çok hızlı bir şekilde hakkında birçok kitap yazabilirsiniz.It was very easy, and you can write many books very fast about it.
Gördüğünüz gibi sayılar çok çok hızlı artıyor. .So one thing that you might appreciate very quickly is that exponents increase very rapidly.
O on dakika içinde hızlıca bir karara vardık.We quickly came to a decision in those 10 minutes.
Çok hızlı ölür.It dies too fast.
Daha hızlı gidemez miyiz?Ahjussi, please hurry. Please!
Hızlı gitmezsen, ateş ederim.If you don't follow quickly, I'll shoot. I'll shoot.
Bunları hızlı yapalımLet's do them fast.
Siz bağırdıkça, daha hızlı gideceğim.When you squeal, I'm just gonna go faster and harder.
Yerçekimi simülasyonuyla daha hızlı çalışabiliriz.- has fired her rockets... - Whee! ...to simulate gravity and let us work faster.
Bu çok hızlı!This is too fast!
Bugun yarım milyar tane alabiliyorsunuz. Ve bunlar aslında daha iyiler, çünkü daha hızlılar.You can buy half a billion today, and they are actually better, because they are faster.
Şimdi buradan hızlı bir şekilde 1995'e geçiyoruz.Now we go from here, fast forward to 1995.
Her zaman daha hızlısını yapmaya çalışırız.We're always trying to make it faster.
Milyonlar ölmeden önce yeteri kadar hızlı hareket edebilecek miyiz?Will we be quick enough to react before millions die?
Fakat grubun popülaritesinde ABD'de, İspanyada olduğu kadar hızlı bir artış olmamış.But it didn't have quite the same pickup in the U.S. as it did in Spain.
Hızlıca göstermek istiyorum.I just wanted to show quickly.
Bu eğitim videosu size Thomson Reuters EndNote kullanımı için hızlı bir başlangıç sunmaktadır.This video will give you a very fast start on using Thomson Reuters EndNote.
Biz Usain Bolt'un hızlı olduğunu sanırız.We think Usain Bolt is fast.
Hızlı değiliz.We're not fast.
Bu gezegene hızlı bir kadın yoktur ve asla da olmamıştır.There's not a fast woman on the planet and there never has been.
64 yaşında erkekler ve kadınlar 19 yaşlarında koştukları kadar hızlı koşarlar.64-year-old men and women are running as fast as they were at age 19.
Daha hızlı olmasın!Not faster!
Lütfen, daha hızlı olmasın!Please, not faster!
Bu durumda o zaman çok hızlı bir şekilde tüm ödeme sistemi olabilir darmadağın.If this happens then the entire payment system could very quickly fall apart.
Ayrıca bankaların ne kadar hızlı bir şekilde oluşturabilirsiniz doğal sınırı olduğunu gördüm para.We've also seen that there is no natural limit on how quickly the banks can create money.
Fakat hızlıca-- bakalım hızlıca yapabilecek miyim.But just very quickly -- we'll just see if I can do this quick.
Şimdi hızlıca bunu göstereyim.And I'll do that right now really fast.
Tamam, bu hayatımdaki en hızlı 5 saniye.OK, these are the fastest 5 seconds in my life.
O da dedi ki "Eğer bana bir jeep alırsanız daha hızlı dolaşabilirim."And she said, "Well, if you got me a jeep, I could get around a lot faster."
Hadi bir hızlı yerçekimi problemi daha çözelim çünkü iki dakikam kaldı.So let's do another quick problem with gravity, because I've got two minutes.
Aslında bunu diğer videoma saklayayım çünkü hızlı iş yapıp heyecanlanmayı sevmem.Well, actually let me save that to the next video, because I hate being rushed.
Hızlı büyüyüoruz ve sonra duraklıyoruz -- bu bizim esnekliğimizin bir parçasıdır.You grow fast and then stop -- part of our resilience.
Bunların hepsi az bütçelerle yapılmış videolar, hızlı prototipler.These are all very low-budget videos, like quick prototypes.
Bu durum için aslında bu şekilde çözmek daha hızlı olacaktı. .And in this case, this actually probably would have been a faster way to do the problem.
Eğer öyleyse olsaydı, en iyi koro şefleri... ...en hızlı çalanlar olurdu.If that were so, the best conductors would be those who played fastest.
Bu erkek mümkün olduğunca hızlı yemek zorundaThis male must graze as quickly as he can
Hızlı bir demo yapmak istiyorum.And so I just want to do a quick demo.
Bu daha hızlı bilgisayarlar yapmak için daha hızlı bilgisayarlar kullanılıyor olmasının sonucu.This is the result of faster computers being used to build faster computers.

İlgili Sayfalar