hızlı hızlı ile cümle

hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'ye hızlı sürmemesini söyledi.Tom told Mary not to drive so fast.
Çok hızlı mı sürüyorum?Am I driving too fast?
Tom çok hızlı büyüyor.Tom is growing up too fast.
Tom, kalbinin daha hızlı çarptığını hissetti.Tom felt his heart beat faster.
Saray farelerle dolu olduğunda topal bir kedi, hızlı bir attan daha değerlidir.A lame cat is more valued than a fast horse when the palace is full of mice.
Tom daha hızlı yürümeye başladı.Tom started to walk faster.
Tom elinden geldiği kadar hızlı olarak çalışmaktadır.Tom is working as fast as he can.
Tom bizim sınıfta en hızlı koşucu.Tom is the fastest runner in our class.
Tom Mary'den daha hızlı yürür.Tom walks faster than Mary.
Tom Mary kadar hızlı sürmez.Tom doesn't drive as fast as Mary.
Tom Mary'nin sürdüğü kadar hızlı sürmez.Tom doesn't drive as fast as Mary does.
Mümkün olduğunca hızlı koş ve elimi bırakma.Run as fast as you can and don't let go of my hand.
Tom koşabildiği kadar hızlı koştu.Tom ran as fast as he was able to.
Çita dünyadaki en hızlı hayvandır.The cheetah is the fastest animal in the world.
Gerçekten benim kadar hızlı koşabileceğini mi düşünüyorsun?Do you really think you can run as fast as me?
Acele etme. Çok hızlı çalışıyorsun. Hata yapacaksın.Take your time. You're working too fast. You'll make mistakes.
Tom o kadar hızlı koştu ki ona yetişemedim.Tom ran so fast I couldn't catch him.
Sadece biraz daha hızlı koşarsan, onlara yetişebileceksin.If you run just a little faster, you'll be able to catch up with them.
Gerçekten hızlı konuşuyorsun.You talk really fast.
Yetişemiyorum. O kadar hızlı konuşuyor ki.I can't keep up. She's talking way too fast.
Sen hızlı bir işçisin?You're a fast worker.
Tom hızlı bir okuyucu değil.Tom is not a rapid reader.
Ona yetişmemiz için Tom çok hızlı koştu.Tom ran too fast for us to catch up with him.
Senden çok daha hızlı koşabilirim.I can run much faster than you.
Yeni model, selefinden daha büyük, daha hızlı ve daha zarifti.The new model was larger, faster and more refined than its predecessor.
Bunu ne kadar hızlı yapabilirsin?How fast can you do it?
Yaşı 60'ın üstünde olduğu için hızlı koşamadı.He was unable to run fast as he was over 60.
Çok hızlı konuştuğu için, Arapça 5.kura giren hocayı anlayamıyorum.I cannot understand the Arabic Level 5 instructor. He speaks too fast!
Arapça Seviye 5 öğretmenini anlayamıyorum. O çok hızlı konuşuyor!I cannot understand the Arabic Level 5 instructor. He speaks too fast!
Ben hızlı konuşurum.I talk fast.
Hızlı kahverengi tilki, tembel bir köpeğin üzerinden atlar.The quick brown fox jumps over a lazy dog.
Ben sadece buraya mümkün olduğu kadar hızlı gelmek istedim.I just wanted to get here as fast as possible.
Ablam çok hızlı yüzer.My older sister swims very fast.
Biz bunu hızlı bir şekilde yapmalıyız.We must do it quickly.
Araba hızlı gider.The car goes fast.
O nispeten hızlı bir şekilde konuştu.She spoke relatively quickly.
Tom'un nabzı daha hızlı atıyor.Tom's pulse beat faster.
Tom mektubuma çok hızlı bir şekilde yanıt verdi.Tom responded very quickly to my letter.
Tom en hızlı sürücüdür.Tom is the fastest driver.
Birbirlerine hızlı bir öpücük verdiler.They gave each other a quick kiss.
Sen hızlı sonuçlar istediğini söyledin.You said you wanted quick results.
Ben hızlı bir şey yapmak zorunda kaldım.I had to do something fast.
Tom hızlı konuşmaya başladı.Tom began to talk fast.
Gözlerinizi açık tutun, hızlı olacak.Keep your eyes open, it's going to happen fast.
Bunların hepsi biraz fazla hızlı oluyor.This is all happening a little too fast.
Ben sadece çok hızlı çalışabilirim.I can only work so fast.
Bunu çok hızlı yaptığın için teşekkürler.Thanks for doing this so fast.
Tom'un hızlı bir şekilde bir çözüm düşünmesi gerekiyor.Tom needs to think of a solution quickly.
Tom'u savunmak için neden bu kadar hızlısın?Why are you so quick to defend Tom?
Tom'u suçlamak için neden bu kadar hızlısın?Why are you so quick to blame Tom?
Bu şey ne kadar hızlı gidiyor?How fast does this thing go?
Hayat hızlı bir lunapark trenine binmek gibi bir şey.Life is like a roller coaster ride.
Bu araba ne kadar hızlı gider?How fast does this car go?
Bu tekne daha hızlı gidemez mi?Can't this boat go any faster?
Mümkün olduğunca hızlı koş.Run as fast as possible.
Ben çok hızlıydım.I was too fast.
Tom hızlı ve güvenli şekilde nasıl kilo verebileceğini bilmek istiyor.Tom wants to know how he can lose weight quickly and safely.
Buradan postaneye gitmenin en hızlı yolu nedir?What's the fastest way to get to the post office from here?
Ne kadar hızlı sürüyordun?How fast were you driving?
Ne kadar hızlı koşabilirsin?How fast can you run?

İlgili Sayfalar