hızlı hızlı ile cümle
hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Benden daha hızlısın.You're quicker than me.
Siz hızlısınız.You guys are fast.
Bir erkek çocuğunun iştahı çok hızlı büyür.A boy's appetite grows very fast.
Tom Mary'den daha hızlı araba sürer.Tom drives faster than Mary.
Hiçbir şey vakum içindeki ışık hızından daha hızlı seyahat edemez.Nothing can travel faster than the speed of light in a vacuum.
Hız limiti saatte 55 mil olmasına rağmen Tom çok daha hızlı sürüyordu.Even though the speed limit was 55 miles per hour, Tom was driving much faster.
Ona yardımcı olmak zorundasın, ama hızlı bir şekilde.You have to help her, but quickly.
Buradan havaalanına gitmek için en hızlı yol nedir?What's the fastest way to get to the airport from here?
Çok hızlı hüküm vermeyin.Don't pass judgment too quickly.
O çok hızlı araç kullanır.She drives very fast.
Erkek kardeşi kadar hızlı yüzmeyi bilir.He knows how to swim as fast as his brother.
Onun çok hızlı bir zihni vardır.He has a very quick mind.
Tom iyi bir çalışandır. O işleri hızlı ve verimli bir şekilde yaptırır.Tom is a good employee. He gets things done quickly and efficiently.
Biz acemiyiz ama hızlı öğreniyoruz.We're beginners, but we learn quickly.
Tom otobanda çok hızlı araba kullanarak Mary'yi etkilemeye çalıştı ama işe yaramadı.Tom tried to impress Mary by driving very fast on the Autobahn, but it didn't work.
Tom çok hızlı araba kullanarak Mary'yi etkilemeye çalıştı.Tom tried to impress Mary by driving very fast.
Tom gerçekten hızlı sürdü.Tom drove really fast.
Tom çok hızlı sürdü.Tom drove very fast.
O, hızlı koşar.He runs fast.
Hızlı düşünme hasarın daha kötü olmasını önledi.Quick thinking prevented the damage from being even worse.
O kadar hızlı değil, genç adam!Not so fast, young man!
Bu hızlı bir çeviriydi.This was a hasty translation.
O araba çok hızlı.That car is very fast.
O hızlı biçimde konuşuyor.He is speaking quickly.
Aslanlar hızlı koşarlar.Lions run fast.
Aslanlar hızlı koşuculardır.Lions are fast runners.
Hızlı ödeme takdir edilecektir.Prompt payment will be appreciated.
Tom yeterince hızlı değildi.Tom wasn't quick enough.
Bilmiyorum. Her şey çok hızlı gerçekleşti.I don't know. It all happened so fast.
Daha hızlı gidemez misin?Can't you go faster?
Arılar kovandan hızlıca çıkıyorlar.The bees are zooming out of the hive.
Onu yakalamak için elimden geldiğince hızlı koşuyorum.I'm running as fast as I can to run him down.
Bu daha hızlı bir yol.That's a faster way.
O, kapıdan içeri girdiğinde kalbim daha hızlı atmaya başladı.When she walked through the door, my heart began to beat faster.
Manhattan'a gitmek için en hızlı yol nedir?What's the fastest way to get to Manhattan?
O hızlı hareket ediyor.It's moving fast.
İnternet bağlantın ne kadar hızlı?How fast is your internet connection?
Keşke Tom kadar hızlı koşabilsem.I wish I could run as fast as Tom.
Keşke Tom kadar hızlı yüzebilsem.I wish I could swim as fast as Tom.
Hızlı bir denetim yapacağım.I'll do a quick check.
Kesinlikle hızlı koşabilirsin.You sure can run fast.
Kesinlikle hızlı koşarsın.You sure run fast.
Tom benden çok daha hızlı yüzebilir.Tom can swim much faster than I can.
Tom çok hızlı koşamaz.Tom can't run very fast.
Tom elinden geldiği kadar hızlı şekilde merdivene tırmandı.Tom climbed up the ladder as quickly as he could.
Tom suya daldı ve elinden geldiği kadar hızlı yüzdü.Tom dove into the water and swam as fast as he could.
Tom oldukça sık çok hızlı araba sürer.Tom quite often drives too fast.
Tom elinden geldiği kadar hızlı eve koştu.Tom ran home as fast as he could.
Tom benim konuştuğumdan daha hızlı konuşur.Tom speaks faster than I do.
Burada nüfusta hızlı bir artış oldu.There has been a rapid increase in the population here.
Umarım hızlı bir iyileşmen var.I hope you have a speedy recovery.
Tom kazadan önce çok hızlı kayıyordu.Tom was skiing very fast before the accident.
Tatoeba çok hızlı! Buna inanamıyorum!Tatoeba is so fast! I can't believe it!
Tom pencereden dışarıya hızlı bir şekilde baktı.Tom took a quick look out the window.
Onlar hızlı bir şekilde konuşuyorlar.They speak quickly.
Hızlı bir şekilde konuşuyoruz.We speak quickly.
Bir yıl nasıl bu kadar hızlı geçebilir ki!How fast can a year go by!
Kalbim çok hızlı atıyordu.My heart was beating so fast.
O oldukça hızlı bir biçimde konuşur.She speaks fairly quickly.
Sen hızlı konuşuyorsun.You talk fast.