hızlı hızlı ile cümle
hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Köpek hızlı hızlı soluyor.The dog is panting.
Onlar yüksek hızlı bir kamera kullandılar.They used a high-speed camera.
Hızlı hızlı soluyordu.She was panting.
Onlar hızlı hızlı soluyorlardı.They were panting.
Çocuklar hızlı çalışır.Boys run fast.
O hızlı bir öğrenci.She's a fast learner.
O hızlı ve eğlenceli.It's fast and fun.
O hızlı ve eğlenceliydi.It was fast and fun.
Usain Bolt dünyanın en hızlı adamıdır.Usain Bolt is the fastest man in the world.
Hızlı hareket etmek zorundasın.You must move quickly.
Hızlı hareket etmeliyiz.We must move quickly.
Araban hızlı mı?Is your car fast?
O gerçekten hızlı.He's really quick.
Çok hızlı gidiyor muyum?Am I going too fast?
Çok hızlı gidiyorsun.You're going too fast.
Zamanın hızlı geçmesi için dua ediyorum.I am praying the time passes quickly.
Tom genellikle çok hızlı yer.Tom usually eats too quickly.
Bazen rüzgar kadar hızlı koşabiliyorum.Sometimes I can run as fast as the wind.
Tom hızlı bir öğle yemeği yedi.Tom ate a quick lunch.
O yeterince hızlı değildi.He was not quick enough.
Yeterince hızlı değildi.She was not quick enough.
Tom Mary'ye hızlı bir öpücük verdi.Tom gave Mary a quick kiss.
Çok hızlı mı konuşuyorum?Am I talking too fast?
Ben fazla hızlı mı konuşuyorum?Am I speaking too quickly?
Ben hızlı bir öğreniciyim.I'm a fast learner.
O kadar hızlı değilim.I'm not that fast.
Biraz daha hızlı yürürsek onu zamanında yapabiliriz.We could make it on time if we walked a little faster.
Parkın yanındaki küçük kahvehanede hızlı bir öğle yemeğini alalım.Let's grab a quick lunch at that small coffeeshop near the park.
Çok hızlı oldu.It happened so fast.
Diğer bir öğrenciden daha hızlı hesaplar.She calculates faster than any other student.
Tom, durumu hızlı bir şekilde etkisiz hale getirmeyi denemesi gerektiğini düşünüyordu.Tom thought he should try defusing the situation quickly.
Eh, bu hızlı oldu!Well, that was quick!
O çok hızlı geldi.He came too fast.
O gerçekten hızlı geldi.He came really fast.
Ben sadece biz gitmeden önce Tom'la hızlı bir görüşme yapmak istiyorum.I'd just like to have a quick conversation with Tom before we leave.
Kadınlar erkeklerden daha hızlı yaşlanır.Women age faster than men.
Bunu o kadar hızlı yapamam.I can't do it that fast.
Daha hızlı gidemem.I can't go any faster.
O ayıdan aha hızlı koşamazsın.You can't outrun that bear.
Onlardan daha hızlı koşamayız.We can't outrun them.
Sana daha hızlı gitmeni söylediğimi düşündüm.I thought I told you to go faster.
Tutsak edilmek üzere olduğumu düşündüğümde koşabildiğim kadar hızlı koştum.I thought I was about to be captured so I ran as fast as I could.
Tom her sabah kahvaltıdan önce blok etrafında hızlı bir koşu yapar.Tom takes a quick jog around the block every morning before breakfast.
Bu araba daha hızlı gidebilir mi?Can this car go any faster?
Daha hızlı çalışmalıyız.We should work faster.
Daha hızlı çalışmak zorundayız.We must work faster.
Hızlı koşabilen bir köpeğim var.I have a dog that can run fast.
Öğretmenimiz bazen çok hızlı konuşur.Our teacher sometimes speaks too fast.
Hadi biraz hızlı yürüyelim.Let's walk a little faster.
Hızlı bir mola verelim.Let's take a quick break.
Bunu hızlı yapalım.Let's make this quick.
Hadi bunu hızlı sonlandıralım.Let's end this fast.
Ben sadece hızlıca bir bakmak istiyorum.I just want to take a quick look.
O bir madalya kazanmaya yetecek kadar hızlı yüzdü.She swam fast enough to win a medal.
O, dünyanın en hızlı koşucusu.He is the fastest runner in the world.
O, dünyadaki en hızlı koşucudur.He is the fastest runner in the world.
Tom oldukça hızlı öğrenir.Tom learns pretty fast.
Hızlı yemek yemezseniz, okula geç kalırsınız.If you don't eat fast, you will be late for school.
O kadar hızlı koştuk ki onlar bizi yakalayamazdı.We ran fast so they wouldn't catch us.
O diğerlerinin okuduğundan daha hızlı çevirir.He translates faster than others read.