hız ile cümle
hız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ödenmeyen faturalar nedeniyle benim telefon hizmetim kesildi.My telephone service was cut off because of unpaid bills.
Tren yavaş yavaş hızlandı.The train gained speed gradually.
Benim için biraz çok hızlı konuşuyorsun. Biraz daha yavaş konuşur musun?You're speaking a little too fast for me. Would you speak a little more slowly?
Lüks ürün pazarı hızla büyüyor.The market for luxury goods is growing fast.
Babaannenin ani ölümünden sonra, büyükbaba hızla yaşlanmaya başladı.After Grandma's sudden death, Grandpa began to age rapidly.
Hızla ve yavaşça gelişen yetenekler vardır, değil mi?There are abilities that improve rapidly and those that improve slowly, aren't there?
Bu hizmet geçici olarak arızalı.This service is temporarily out of order.
O sınıfındaki en hızlı koşucu.He is the fastest runner in his class.
Seyahat etmenin en hızlı yolu uçakladır.The fastest way to travel is by plane.
Nehir hızla akar.This river flows rapidly.
Rüzgar hızlı esiyor.The wind is blowing like crazy.
Biz kısa sürede onların hızına yetiştik.We soon caught up with them.
Ekspres tren o kadar hızlı geçti ki onu zorlukla gördük.The express train went by so fast we hardly saw it.
Ben otuzlu yaşlarda aptal yaşlı bir hizmetçiyim.I'm a stupid old maid in my thirties.
O en yüksek hızda sürüyor.He is driving at top speed.
Onun sınıfında hiç kimse ondan daha hızlı koşamaz.No one in his class can run faster than he does.
Sınıftaki hiç kimse onun kadar hızlı koşmaz.No one in the class runs as fast as he does.
Çok hızlı yürüdüğüm için son trene yetişebildim.I was able to catch the last train because I walked very quickly.
Çok hızlı yürüdüğüm için son trene yetiştim.Since I walked very fast, I was in time for the last train.
Tren saatte 50 mil hızla gidiyor.The train is going at a speed of 50 miles per hour.
O benim koşabildiğimden daha hızlı koşabilir.He can run faster than I can.
İlk gel, ilk hizmet al.First come, first serve.
Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü.Faster, higher, stronger.
Hızlı yanıtın bekleniyor.Awaiting your quick response . . .
Hayallerinizin işini bulmak için hızlı ve etkili bir çözüm!The fast and effective solution for finding the job of your dreams!
Birinci sınıfın tüm hizmetlerini ve avantajlarını keşfedin.Discover all the services and advantages of first class.
Bir şeye ihtiyacın olursa oda hizmetçisinden iste.If you need anything, ask the chambermaid.
Bazı yeni demiryolu trenleri çok hızlı gider.Some new railroad trains go very fast.
Kahverengi at hızlıdır.The brown horse is fast.
Onlar bu otelde kontinental kahvaltı hizmeti verirler.They serve a continental breakfast in this hotel.
Bu araba hızlı.This car is fast.
Onun bir hizmetçisi var.He has a maid.
O, bir hizmetçi çalıştırıyor.He employs a maid.
Tatoeba: Detaylara dikkatin kutsal olduğu yerde ceza hızlıdır.Tatoeba: Where attention to detail is sacred, and punishment is swift.
Hız limitinin üzerinde gitme.Don't go above the speed limit.
Yıldırım kadar hızlı koştum.I ran as fast as lightning.
Polis beni durdurduğunda saatte 120 kilometre hızla gidiyordum.I was going 120 kilometers an hour when the police stopped me.
Teknoloji hızla değişir demek bilinen gerçeği dile getirmektir.To say that technology changes rapidly is to utter a truism.
Çok hızlı koştum.I ran like the wind.
Kardeşim çok hızlı koşabilir.My brother can run very fast.
O, benden daha hızlı koşabilir.He can run faster than me.
Bir Noel hediyesi olarak kendime bu çok hızlı patlamış mısır makinesini aldım.I bought myself this superfast popcorn machine as a Christmas present.
O hızlı bir iyileşme yaptı.He made a speedy recovery.
Fare ne kadar hızlı olursa, kilise mezarlığı o kadar büyük olur.The faster the mouse, the bigger the churchyard.
Çin çok hızlı kalkınıyor.China's developing too quickly.
Daha hızlı hareket et!Act faster!
Hizmeti beğenmezseniz bahşiş bırakmayın.If you don't like the service, don't leave a tip.
Yürüyerek arabaya binmekten daha hızlı işe varabilirim.I can get to work faster by walking than by taking the car.
Ev fiyatları hızla düşüyor.Home prices are plummeting.
Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir.Everyone has the right of equal access to public service in his country.
Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üzerine atlar.The quick brown fox jumps over the lazy dog.
O hızlı bir yürüyücüdür.He's a fast walker.
O tren ne kadar hızlı gidiyor?How fast is that train going?
Işık, sesten çok daha hızlıdır.Light is much faster than sound.
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.
Böyle yüksek bir hızda yolculuk etmek olanaklı mı?Is it possible to travel at such a high speed?
Onlar dört nala koşan atlardan daha hızlı hareket ettiler.They moved quicker than horses in gallop.
O, hızlı şekilde konuştu.She spoke rapidly.
Oh lütfen! o kadar hızlı değil.Oh please, not so fast.
Taro, oldukça hızlı bir şekilde kızıyor.Taro gets angry quite quickly.
İlgili Sayfalar