hırsı ile cümle
hırsı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ancak 1960 yılında Richard Dunphie adlı hırsız suçunu itiraf etti.Entretanto, Richard Dunphie confessou o crime em 1960.
Mark Ruffalo, Dylan Rhodes, banka hırsızlığını araştıran FBI ajanı.Mark Ruffalo como Dylan Rhodes, um agente do FBI chamado para investigar o roubo de banco.
2005 yapımı Hırsız Var! adlı film ile sinemaya adım attı.Fez a sua estreia cinematográfica em 2005, com o filme Hırsız Var!.
Melaka "Mel" Fray 19 yaşında bir hırsız ve bir vampir avcısıdır.Uma ladra de 19 anos, também chamada de "Mel" caçadora de vampiros.
Genelde hırsızlık yapar.Geralmente estupro.
Hırsızlık yapmamak.Não tô roubando.
Sizi hırsızlar!Ladrões!
Öte yandan, soygun, araba hırsızlığı ve uyuşturucu sorunlarının oranı düşüktür.Resultado: diminuíram os roubos e furtos de veículos.
Deşirici, hırsız.Ladrão, Bolseiro!
Winters ayrıca Thief ve Cobbler'daki hırsız için ses verdi.Mels também estava envolvida no roubo de carros e ônibus.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.No final, o ladrão é preso.
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Não devemos mentir nem roubar, nem cometer adultério.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.José Costa (Leonardo Medeiros) é um bem sucedido ghost writer.
Proudhon, mülkiyet hırsızlıktır demiştir.Apiano acrescenta que suas propriedades foram saqueadas.
Kadının aslında bir hırsız olduğu ve geçmişte bir kont ile evlendiği ortaya çıkar.Mais tarde se descobre que ele era homossexual e recentemente se casou com um homem.
Bunlar Hırsız, Şövalye ve Büyücüdür.As três classes são o guerreiro, o mago e o ladrão.
Nisan (Şafak Pekdemir) — Hırsız ve dolandırıcı.Íncubo (Folclore medieval) – demônio noturno masculino e estuprador.
Herkesin onun bir hırsız olduğunu düşündüğünü düşünür ve "başka biri olmayı" diler.Ele ainda elogiou "Pega Ladrão" e "Tem Alguém Aí".
Tek planladıkları portakal hırsızlığıdır.É a única espécie do género Amaurolimnas.
Hırsızlığa karşı ise en yüksek ceza sağ el kesimiydi.Porém, para os demais golpes, era estritamente destro.
Bu arada çeşitli küçük hırsızlıklar yapmıştır.Depois disso, fez ainda algumas minisséries.
Bilgisayar hırsızlık yapmak için kullanılamaz.Não faz o uso de computador.
Tabi bu sırada eşleşen her hırsız hayatlarıyla ilgili ders alacaktır.Talvez aprendas com o tempo as lições que todos aprendemos com a vida.
Hırsızlık ve yağmacılık yapar.Fazia negócios e roubos.
1960'larda kamyon hırsızlığı işine girdi.Na década de 1960 iniciou-se o afluxo de iatistas.
Mülkiyet hırsızlık gibi bir şey.Exemplo: crime de furto.
Bir hırsızdır.Een dief?
Hırsızlık yapmamak.Gij zult niet stelen.
Onun için, hırsızların piri denilebilinir.Dit komen de dieven echter rap te weten.
Bunun üzerine hırsızlar atı geri getirmişlerdir.De rusthuisbewoners vinden daarop hun kracht terug.
Kendisi de hırsızlığa teşebbüs eder.Ze vergeeft hem ook zijn diefstal.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.Ze worden aangeroepen voor de opsporing van dieven.
Buffy, hırsızlık yapmak üzere olan üçlüyü durdurur.Harlen wil stoppen met stelen.
Oorun oorun, gizli gizli,hırsız(oğrun) gibi.Onder andere door (gouden) tanden te trekken, of als verhuizers te werken.
Hırsız ise orada da hırsızlık faaliyetlerine devam eder.Zelfs zijn vrouw doet mee aan de diefstal.
Çoğu zaman hırsız veya polis rollerinde yer aldı.Hij speelt dan vaak de rol van arts of politie inspecteur.
Kısacası onlar çok kötüdürler ve hırsızdırlar.Wel waren ze kwetsbaar voor rovers en plunderaars.
Kuzgunlar aynı zamanda hırsız kuş olarak da bilinirler.Ze staan bekend als uitdagende vogels en zelfs als dieven.
Demiryolcuların açgözlülüğüne ve hırsına kızan Zeb ordudan istifa ederek Arizona'ya doğru yola çıkar.Vol walging over het gedrag van de spoorwegmedewerkers neemt Zeb ontslag en vertrekt naar Arizona.
Cody ise bir hırsızlık olayını çözer.Bas probeert de diefstal tot een oplossing te brengen.
Tam oradan uzaklaşmak üzereyken hırsızlar onu fark eder.Wanneer hij uit de lever stapt, komen er net twee dieven langs.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Daphne Vasquez (Katie Leclerc) is een dove tiener.
Erdal Bakkal'ın ticari hırsı zamanla artmıştır.Van Buurens passie voor mixen bleef groeien.
Ay Hırsızı.De inbreker.
Gebe olduğu anlaşılınca Artemis tarafından kovulur, Hera tarafından intikam hırsıyla bir ayıya dönüştürülür.Als ze aangevallen worden door een haai worden ze net op tijd gered door een harpoen.
3. sezonda Bela adlı hırsız tarafından çalınmıştır.Ze werd in seizoen 3 gedood door een handlanger van de Bron.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, hırsızlık yağtığı için hapis cezasının verilmesi.Om er een te bemachtigen moet je een dief vangen.
O bir hırsızdır.Hij is een dief.
Dünya ihtiyaçlarımızı tatmin edebilir ancak hırsımızı değil.De aarde kan voorzien in onze behoeften, maar niet in onze hebzucht.
Hırsız kaçtı.De dief is ontsnapt.
Hırsız suçunu itiraf etti.De dief heeft bekend.
Benim bir hırsız olduğumu mu düşünüyorsun?Denk je dat ik een dief ben?
Tom'u hırsızlıkla itham ettim.Ik heb Tom van diefstal beticht.
Tom'u hırsızlıkla suçladım.Ik heb Tom van diefstal beticht.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.Postanowiono złapać złodzieja.
Bir hırsızdır.Jest złodziejem.
Bir başka deneyde katılımcılara bir hırsızlıkla ilgili öykü anlatılmıştır.W innym eksperymencie badanym przedstawiono historię o kradzieży.
Kendisi de hırsızlığa teşebbüs eder.Nie, on po prostu oskarży o kradzież.
Hırsızlık yapmamak.Nie będziesz kradł.
Hırsız, hırsızlık suçunu yapan kişi.Zbrodniarz, który ukradł zbrodnię.