hıristiyan ile cümle
hıristiyan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Protestocular, yaklaşık 20 Hıristiyan öldürdü.Daarbij werden ten minste 18 christenen gedood.
Floriyan, Hristiyanlık'ta adı sıkça anılan bir Hıristiyan azizi.Christiaanse heeft niks met het christendom te maken zoals dikwijls wordt verondersteld.
Vankalai Hıristiyan bir ilçedir.Het is het verhaal van een vroeg-christelijke martelaar.
Hıristiyan mısınız?Bent u christen?
Bunlardan öncekiler; Konyar, Gacal, Çitak ve Hıristiyan Gagavuzlardır.Wynik bitwy skłonił podbite uprzednio przez nich ludy: Kurów, Zemgalów i Zelów, do powstania.
Hıristiyanlık ve dünya dinleri).Chrześcijaństwo a religie świata.
Egrisi, 523 yılında Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etti.Jego król w roku 523 przyjął chrześcijaństwo jako oficjalną religię państwową.
Hıristiyan halk arasında bu büyük üzüntüye sebep olmuştur.Wywołało to bardzo duże poruszenie wśród chrześcijańskich możnych.
Fakat Hıristiyanlığın yayılması önlenemedi.Nie rozumiał podziału chrześcijaństwa.
San Marino Hıristiyan Demokrat Parti üyesidir.Reprezentuje Chrześcijańsko-Demokratyczną Partię San Marino.
Hıristiyanlığın Özü.Fenomen chrześcijaństwa.
Hıristiyan Sosyal Parti üyesiydi.Był działaczem Partii Społeczno-Chrześcijańskiej.
Hıristiyan Demokrat Partisi üyesi olarak siyasetle uğraşmıştır.Jako polityk związany był z Chrześcijańskimi Demokratami.
Muhafazakar bir Hıristiyan mezhebi olan Güneyli Baptist inanışı ile yetişti.Wychowywał się w wierze Południowej Konwencji Baptystów.
Bir Hıristiyandır.Jest chrześcijanką.
İki kardeş hıristiyandır.Obaj byli chrześcijanami.
Daha sonra Hıristiyan Demokrat Birliği'ne katıldı.Wstąpił później do Zjednoczenia Chrześcijańsko-Narodowego.
Protestocular, yaklaşık 20 Hıristiyan öldürdü.Zginęło około 20 Palestyńczyków.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Obydwaj jednak nawrócili się na chrześcijaństwo.
Bu tarihten sonra Roma üzerinde Hıristiyan etkisi başlar.Odtąd datuje się początki chrześcijaństwa na wyspie.
Genç Pliny'nin Trajan'a yazdığı bir mektuptan Sinop'ta çok sayıda Hıristiyan'ın yaşadığı anlaşılmaktadır.Pliniusz Młodszy w liście do cesarza Trajana, pisze o chrześcijanach w Azji Mniejszej.
Hıristiyanlığın en büyük kilisesidir.Jest on dla chrześcijan największą relikwią.
Bunun yanında Konfiçyüscüler, Müslümanlar, Hindular, Museviler, Hıristiyanlar ve Taoistler de bulunur.Nie chce dzielić ludzi na muzułmanów, hinduistów, chrześcijan itp.
Ancak sadece Hıristiyanlar alınıyordu.Tylko kilkoro było chrześcijanami.
İmparator Diokletian yönetiminde Hıristiyanlara yönelik zulüm doruğa çıktı.Za czasów panowania cesarza Dioklecjana miały miejsce prześladowania chrześcijan.
Saldırılarda Nusayri, Dürzi, Hıristiyan ve İsmaili halk öldürülmüştür.Celem ataków byli Serbowie, Romowie i Aszkalowie.
Tarihsel olarak Animizm dinine bağlı olan halk, günümüzde Hıristiyanlığı da benimsemiştir.Tradycyjnie wyznają religie animistyczne, obecnie także chrześcijaństwo.
Hıristiyan toplumunun kültürüne sahiptir.STOWARZYSZENIE KULTURY CHRZEŚCIJAŃSKIEJ IM.
Halifenin tâbibi Hasib kendisinin Hıristiyan olduğunu açıkça söyleyen bir "zındık" idi.Był przekonany, że prawdziwe chrześcijaństwo głosi on sam.
Bütün karakterleri, Hıristiyanlık ideallerine göre yaşayan güçlü romantik bireylerdir.Wszystkie są połączone ideałem wiary chrześcijańskiej.
İngiltere'de Hıristiyan inancıyla yetiştirildi.Wychował się w głębokiej wierze chrześcijańskiej.
Marley Etiyopya Ortodoks Hıristiyan Kilisesi tarafından 4 Kasım 1980'de Kingston, Jamaika'da vaftiz edildi.4 listopada 1980 roku śmiertelnie chory Marley przyjął chrzest w Etiopskim Kościele Ortodoksyjnym.
Onlar da Yunan Ortodoks Hıristiyan ve Bizans İmparatorluğu'nun müşterileri idiler.Ich głównymi partnerami handlowymi byli Grecy z Cesarstwa Bizantyjskiego i Arabowie.
Hıristiyan kaynakları Sagrahas savaşı olarak kullanmaktadır.Kristna källor kallar händelsen slaget vid Sagrajas.
"Perfect" teklisi ise 2007 yılında Hıristiyan radyo istasyonları için yayınlanmıştır.Man gav också ut låten "Perfect" som singel för de kristna radiostationerna i slutet av 2007.
İki kardeş hıristiyandır.Båda syskonen är samfundsobundna kristna.
Ortodoks Hıristiyanlığında tapınaklar Yunan haçına benzer bir temele sahip kiliselerdir.Entrépartiet har kolonner som vore det ett grekiskt tempel.
Büyük oranda Ortodoks Hıristiyanlardır.De är övervägande ortodoxt kristna.
Vankalai Hıristiyan bir ilçedir.Ifrågasätter fundamentalistisk kristendom.
Bu nedenle ada, Hıristiyanlar için bir hac merkezidir.För andra betydelser, se Île aux Chrétiens.
Bir kurnazlıkla bütün Hıristiyan erkekleri kale dışına çıkarttı.Det andra syftet var att en gång för alla mota bort alla katoliker ur landet.
Augustinus, 354 - 430 yılları arasında yaşamış olan ünlü Hıristiyan düşünürdür.Augustinus levde från år 354 till år 430.
Hıristiyanlık, imparatorluğun resmî dini ilan edildi.Barbariet har tillåtits härska.
Ha bir Hıristiyan oldu.Man trodde att denne hade blivit kristen.
Modern Hıristiyan misyonerlik hareketinde etkili oldu.Vid denna tid ska situationen för den kristna missionsverksamheten ha försvårats.
Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti.Thatcher uppfostrades som metodist och hon förblev också under sitt liv en troende kristen.
Keraitler 200 yıldan beri Nasturi Hıristiyan’dı.Då hade landet varit kristet i mer än 200 år.
Hıristiyanlığın en büyük kilisesidir.Det är kristenhetens äldsta kloster.
Ani, hıristiyan âleminin kutsal yerlerinden biri idi.Tappeh-ye Raḩmān (persiska: تپّه رحمان) är en kulle i Iran.
Halkın büyük çoğunluğu Hıristiyandır.Majoriteten är kristna.
Hıristiyan olmayanlardan (özellikle araplardan) birçok şey öğrenilebileceğini söyledi.Ibland avses allmänt den som undervisar icke-kristna i kristendom, missionärer.
Hıristiyan bakış açısı ile dizinin spiritüel temalarını işleyen ilk kitap olanWhat Can Be Found in LOST?Hans förnämsta freskobilder anses vara de, som finns i Prag.
Hıristiyan domuzları bile güdemeyeceksin.Не будеш ти і свиней христіянських пасти.
Arnavutluk hükümetinin başı olan ilk Ortodoks Hıristiyandı.Він був першим ортодоксальним християнином, що очолив албанський уряд.
Orada yedi yıl kaldı ve Fransız Hıristiyanlarına zencefilli keki pişirmeyi öğretti.Він пробув там сім років, і вчив випічці імбирних пряників французьких християн.
Sonradan Hıristiyan oldu.Зрештою сам став християнином.
Bir Hıristiyandır.Адже я християнка.
Bir Hıristiyan keşişliği vardır.Є й християнська церква.
Bu durumda artık hıristiyan komşularıyla çekişmeleri gerekecekti.В цей час доводилося вирішувати конфлікти із сусідами.
1995-1999 yıllarında Hıristiyan Sosyal Halk Partisi başkan yardımcılığında bulunmuştur.У 1995-1999 роках була головою Християнсько-соціальної народної партії.