Hsiang, Sen gerçekten hınzır bir adamsın.You bastard! Hsiang, you're really a meddlesome guy.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.And I also have a little bit of a sort of smartass subtitle to this.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Perhaps something very naughty.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.But nature had its wicked way, and brown babies were born.
Hınzır Dağları, doğusunda ise Tahtalı dağları yükselir.Zu ihnen gehören der Gebirgszug Kvitkjølen und der Berg Isingen.
Seni beni dinler mi o hınzır.Wer’s hört, wird selig.
Seni beni dinler mi o hınzır.Le regarder ou l’entendre s’avérait un ravissement.
Hınzır Dağları, doğusunda ise Tahtalı dağları yükselir.Al este de la ciudad se levantan montañas, y al otro lado de éstas se extiende el desierto.
Sinsi ve hınzırdır.Imbecille o scaltro?
Seni beni dinler mi o hınzır.Quando David ouve isso, fica profundamente comovido.
Hınzıryedi : Bağdatlı bir dilenci.Karmiony przez ślepego żebraka.
Arlecchino'nun en yakın arkadaşı çıkarcı, hınzır, cinsel dürtüsü çok ve bazen yalın olan Brighella'dır.Wuj Quigley – często narzekający i bardzo spokojny wujek Sabriny.
Seni beni dinler mi o hınzır.Jak kochasz, to kręć!.
Bu vali yerine 910'da Bin Ebu Hınzır tayin edildi.Roku 1999 zde bylo vysazeno 10.000 keřů vinné révy.
2005 yılında Hınzır Dadı (Keeping Mum) filminde rol aldı.În anul 1995 obține gradul de Centură Neagră (black belt).
Seni beni dinler mi o hınzır.Hun lytter med glæde.
Hınzıryedi : Bağdatlı bir dilenci.Indah kembali menjadi pengemis.
Seni beni dinler mi o hınzır.Phủ nghe được thì ngậm hờn.
Seni beni dinler mi o hınzır.可遂此志,听其赴阙。
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Aber die Natur hat ihre eigenen geheimen Wege und farbige Babies wurden geboren.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Ale příroda měla své vypočítavé způsoby a tak se rodila hnědá miminka.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.A természetnek azonban megvannak a komisz módszerei, és barna gyerekek születtek.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Dar natura are felul ei ciudat, şi astfel de nasc copiii mulatri.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.하지만 자연에게는 독자적인 사악한 방법이 있어서 갈색의 아이들이 태어났습니다.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Lecz natura ma ironiczne sposoby, i rodziły się czarne dzieci.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Maar de natuur ging haar eigen weg en bruine baby's werden geboren.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Mais la nature avait ses manières malicieuses, et les bébés métis naissaient.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Ma la natura sa essere perfida, e i bambini mulatti nascono.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Mas a Natureza tem os seus caminhos perversos, e é assim que nascem bébés mulatos.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Men naturen hade sin onda väg, och bruna barn föddes.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Namun alam mempunyai cara kerasnya sendiri, dan bayi berkulit coklat lahir.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Nhưng Tạo hóa có cách thức riêng của Người, và một đứa trẻ da nâu ra đời.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Pero la naturaleza fue por el mal camino y los bebés nacieron con piel oscura.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Αλλά η φύση έχει τους τρόπους της, και καφέ μωρά γεννιούνται.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Но, как природе дано, иногда рождаются "коричневые" дети.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Но природата има своите странни начини и кафяви бебета се родиха.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.Проте в природи свої дурні звички, і так народились "коричневі" діти.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.אך לטבע זה לא היה אכפת, ותינוקות חומים נולדו.
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.ولكن للطبيعة طرقها الغريبة، وبهذه الطرق يولد الأطفال السمر (الملونون)
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.但系自然就有距獨特嘅方式, 一個棕色嬰兒就此誕生。
Ama doğanın hınzır yöntemleri vardı ve kahverengi bebekler doğuyordu.褐色の肌の赤ちゃんが生まれました でも5歳の頃から
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Et j'ai aussi un sous-titre de petit malin pour aller avec.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Ik heb ook nog een soort bijdehante subtitel hierop: "Darwin in het land van smurrie".
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.이 주제에 대해서, 기똥찬 부제도 지어놨는데, (으스스한 나라의 다윈)
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Si mai am un fel de subtitlu putin smecher la acesta.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Tôi cũng chèn thêm một tiểu đề nghe có vẻ nhạo báng nữa.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Wymyśliłem też podtytuł. ("Darwin w świecie szlamu")
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Y también al brillante subtítulo.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Ну и выпендрёжный подзаголовок. ["Дарвин в стране выделений"]
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.Също така имам малка умна под тема за това.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.ויש לי לזה גם כותרת-משנה מתחכמת כזו.
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.و عندى أيضاً الى حد ما ايضاح أفضل لهذا
Ayrıca bu sunuma hınzır bir alt başlık da ekledim.ですが 見栄えばかりを考えたのではありません
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Chắc là cái gì đó hư hỏng lắm.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Forse a qualcosa di assolutamente impertinente.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.아마 아주 외설적인 것 아니었을까요.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Lehet, hogy valami rosszaságra.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Misschien iets heel ondeugends.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Možná na něco velmi nemravného.
Belki çok hınzır bir şeyler düşünüyordu.Mungkin dia memikirkan sesuatu yang nakal.