Ana içeriğe geç
Sözlük

hı ile cümle

hı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Genç hayvanlar hızla yeni bir çevreye uyum sağlarlar.Young animals adapt quickly to a new environment.
O, birden arabayı hızlandırdı.Suddenly, he accelerated the car.
Japon ekonomisi hızla gelişti.The Japanese economy developed rapidly.
Bir kedi odadan dışarıya hızla koştu.A cat dashed out of the room.
Kedi yakaladığı fareyi hırpalamaya başladı.The cat began to tear at the mouse it caught.
Her at hızlı koşamaz.Not every horse can run fast.
Bir at çok hızlı koşabilir.A horse can run very fast.
Bir at bir insanın koşabildiğinden daha hızlı koşabilir.A horse can run faster than a man can.
Bir at hızlı koşar.A horse runs quickly.
O, o kadar hızlı yürüdü ki o ona ayak uyduramadı.He walked so fast that she couldn't keep up with him.
Onu şaşırtmak için tren hızlıca durdu.To his surprise, the train made a quick stop.
O uyurken içeri bir hırsız girdi.A burglar broke in while he was asleep.
Başbakan olma hırsı vardı.He had the ambition to be prime minister.
O, hırsızlık şüphesi altında.He is under suspicion of theft.
O öğrenci için çok hızlı konuştu.He spoke too fast for the student.
Geçen hafta hırsızlar tarafından onun evine zorla girildi.His house was broken into by burglars last week.
Parmakları klavyenin üzerinde hızla hareket etti.His fingers ran swiftly over the keys.
İşi hızlıca büyüyor.His business is growing rapidly.
Onun hırsı büyük bir politikacı olmaktır.His ambition was to be a great politician.
Onun yürüyüşü hızlandı.His pace quickened.
Onun hırsızlığı hakkında ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do about his shoplifting.
Kızı hareketlerinde hızlıdır.His daughter is quick in her movements.
Ne kadar hızlı İngilizce konuşuyor!How fast he speaks English!
O, hızlı hareket eder.He acts quickly.
Yetişemeyeceğimiz kadar çok hızlı koştu.He ran too fast for us to catch up with.
O çok hızlı konuşur.He talks too fast.
O, o kadar hızlı koştu ki ona yetişemedim.He ran so fast that I couldn't catch up with him.
O çok hızlı koşamaz.He can't run very fast.
O, çok hızlı koşamadı.He couldn't run very fast.
O kadar hızlı koştu ki nefes nefese kaldı.He ran so fast that he was out of breath.
O iyi bir çocuk - kavramada çok hızlı ve yapılması gerekeni yapar.He's a good kid - very quick on the uptake and he does whatever needs to be done.
Arkadaşlarımız arasında Sırplar, Hırvatlar ve Müslümanlar var.Among our friends, there are Serbs and Croats and Muslims.
O, Hıristiyan oldu.He turned Christian.
O sınıfında en hızlı koşabilir.He can run the fastest in his class.
O, sınıfındaki başka bir çocuktan daha hızlı yüzebilir.He can swim faster than any other boy in his class.
Sınıfta en hızlı o koşabiliyor.He can run the fastest in the class.
O başka bir sınıf arkadaşı kadar hızlı koşar.He runs as fast as any other classmate.
Hızlı bir yanıt verdi.He made a quick response.
O, hızlandı.He accelerated.
Hız sınırını görmezden geldi ve çok hızlı sürdü.He ignored the speed limit and drove very fast.
O, eve girmeye çalışan bir hırsızı gördü.He caught sight of a thief attempting to break into the house.
Hızlı bir şekilde çalışarak işi bitirdi.He has worked out a quicker way to get the job finished.
O hırsızı kovaladı.He chased the thief.
O çok hızlı bitirdi.He finished it as quick as lightning.
O şimşek kadar hızlı bitirdi.He finished it as quick as lightning.
O çok hızlı çalışır.He runs very fast.
O çok hızlı koşar.He runs very fast.
O, hızlı bir yaşam sürüyor.He is leading a fast life.
O, takımdaki herhangi bir çocuk kadar hızlı koştu.He ran as fast as any boy in the team.
Elinden geldiğince hızlı bir şekilde bana doğru koştu.He ran toward me as fast as he could.
O elinden geldiğince hızlı koştu.He ran as fast as he could.
Testi geçecek kadar hızlı yüzebildi.He could swim fast enough to pass the test.
O çok hızlı araba sürer.He drives very fast.
O, çok hızlı yüzebilir.He is able to swim very fast.
O çok hızlı yüzebilir.He can swim very fast.
O kadar hızlı koştu ki ona yetişemedik.He ran so fast that we couldn't catch up with him.
O kadar hızlı yürüdü ki ona yetişemedim.He walked so fast this I couldn't keep up with him.
O, çok yorgun olduğu için hızla uykuya daldı.As he was so tired, he fell fast asleep.
O ne kadar hızlı çalışır?How fast does he run?
Herhangi diğer bir çocuk kadar hızlı koşabilir.He can run as fast as any other boy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod