Ana içeriğe geç
Sözlük

hı ile cümle

hı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir çözüm buldum. Fakat o kadar hızlı buldum ki doğru çözüm olamaz.I found a solution, but I found it so fast that it can't be the right solution.
Sen yeterince hızlı değilsin.You're not fast enough.
Zaman çok hızlı geçti.Time has passed very fast.
Onun kadar hızlı yüzebilir misin?Can you swim as fast as he?
Hızlıtop fırlatabilir misin?Can you throw a fastball?
Çok hızlı konuşma eğiliminiz var.You have a tendency to talk too fast.
Sana yetişemeyeceğim kadar çok hızlı yürüyorsun.You walk too fast for me to keep up with you.
Hava seyahati hızlı ancak deniz seyahati huzurlu.Air travel is fast; sea travel is, however, restful.
Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.Surprisingly enough, he turned out to be a thief.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
Hırsız parayı vermesi için onu zorladı.The thief forced her to hand over the money.
Hırsız ellerimi bir iple arkamdan bağladı.The burglar tied my hands behind my back with a rope.
Kedi hırsız köşke çatıdan girmiş olmalı.The cat burglar must have entered the mansion from the roof.
Hırsız çocuğu dolaba kapattı.The burglar shut the child in the closet.
Hırsızlar gece bankaya girdi.The burglars broke into the bank at night.
Evine bir hırsız girdi.A burglar broke into his house.
Bir hırsız para çalmak için eve girdi.A thief broke into the house to steal the money.
Bir hırsızın, komşumun evine girdiğini duydun mu?Have you heard that a burglar broke into my neighbor's house?
Ekspres tren yerelden bir saat daha hızlıdır.The express train is an hour faster than the local.
Hızlı koşarsan treni yakalayabilirsin.If you run fast, you can catch the train.
Hangisi daha hızlı gider, bir gemi mi, yoksa bir tren mi?Which goes faster, a ship or a train?
O eve gittiğinde hırsızlığı keşfetti.On arriving home, I discovered the burglary.
Uçak sahilden ayrılırken düz uçuşa geçmeden önce hızla yükseldi.The plane rose sharply before leveling off as it left the coast.
Zamanında ulaşmak için hızlı yürü.Walk fast so as to be in time.
Hisse senedi fiyatlarında hızlı bir düşüş vardı.There was a rapid decline in stock prices.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Yerleşimciler Hıristiyan dinini kucakladı.The settlers embraced the Christian religion.
Hız limitine dikkat etmeliyiz.We should observe the speed limit.
Her zamankinden daha hızlı yürüdük.We walked more quickly than usual.
Biz hırsızı ele geçirdik.We captured the thief.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Bir yangın senin koşabileceğinden daha hızlı yayılır.A fire can spread faster than you can run.
Ses çok hızlı şekilde hareket eder.Sound travels very quickly.
Erteleme zaman hırsızıdır.Procrastination is the thief of time.
Ziyafete tüm hızıyla devam edildi.The banquet was in full swing.
Yenin değerlenmesi o şirketin düşüşünü hızlandırdı.The yen's appreciation accelerated the decline of that company.
Sürücü arabasını hızlandırdı.The driver accelerated his car.
Sürücü yüksek bir hızda devam etti.The driver maintained a high speed.
Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Genek olarak, erkekler kadınlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, men can run faster than women can.
Bir araba son hızla geçti.A car passed by at top speed.
Elimden geldiğince hızlı koştum.I ran as fast as I could.
Orada hıçkırarak ağlamakta olan bir kız çocuğuna rastladım.I found that there was a little girl sobbing.
Güvenli bir hızda sürmelisin.You should drive at a safe speed.
Hızlı sürerek kaybedilen zamanı telafi etmeliyim.I must make up for lost time by driving fast.
Bilgisayar bilimi ülkemizde hızlı bir ilerleme kaydetti.Computer science has made rapid progress in our country.
Bilgisayar bilimi ülkemizde hızlı bir ilerleme yaptı.Computer science has made rapid progress in our country.
Roket muazzam bir hızda hareket eder.The rocket travels at a tremendous speed.
Lynn hızlı koşar.Lynn runs fast.
Kim daha hızlı koşar, Yumi'mi yoksa Keiko mu?Who runs faster, Yumi or Keiko?
Hızlı yürü yoksa treni kaçırırsın.Walk faster, or you'll miss the train.
En hızlı koşucu 9 saniyede 100 metre koşamaz.The fastest runner can't run 100 meters in 9 seconds.
Odama bir hırsız girse, ona bir şey fırlatırım.If a burglar came into my room, I would throw something at him.
Mary Jack kadar hızlı yüzer.Mary swims as fast as Jack.
İlk önce modalar çok hızlı değişir.In the first place, fashions change very quickly.
Mike dün çok hızlı koştu.Mike ran very fast yesterday.
Mike, kendi sınıfında en hızlı koşar.Mike runs fastest in his class.
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Diğerlerinin hızına yetiştim.I caught up with the others.
Onlar düdük sesini duyduklarında son hızla başladılar.On hearing the whistle, they started at full speed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
hı ile cümle - hı kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App