O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Byla panovačná a indické, a zároveň teplé a smutné.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Była władczy i Indian, a jednocześnie ciepłą i smutku.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Cô hách và Ấn Độ, và tại cùng một thời gian nóng và buồn rầu.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Dia angkuh dan India, dan pada saat yang sama panas dan sedih.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Ea a fost imperioasă şi indiene, şi în acelaşi timp, fierbinte şi tristă.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Ela era imperiosa e indianos, e, ao mesmo tempo quente e dolorosa.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Ella era imperiosa y de la India, y al mismo tiempo, caliente y dolorosa.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Elle était impérieuse et Indien, et en même temps, chaud et douloureux.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.E 'stata imperiosa e indiani, e al tempo stesso caldo e dolente.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Hän oli ylimielinen ja Intian, ja samalla kuuma ja surullinen.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Hon var befallande och indiska, och på samma gång varm och sorgsen.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Hun var bydende og indiske, og på samme tid varmt og sorgfulde.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.그녀는 오만한 인도, 동시에 덥고 슬픈했습니다.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Ő volt parancsoló és az indiai, és ugyanakkor meleg és szomorú.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Sie war herrisch und Inder, und gleichzeitig heiß und traurig.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Ze was heerszuchtig en Indiase, en tegelijkertijd de warme en verdrietig.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Ήταν αγέρωχος και της Ινδίας, και ταυτόχρονα ζεστό και θλιβερά.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Вона була владна й індійської, і в той же час гарячої і печалі.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Она была властная и индийской, и в то же время горячей и печали.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.Тя е властна и индийски, и в същото време топла и наскърбен.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.היא היתה שתלטנית ואת ההודי, בעת ובעונה אחת חמה ונוגה.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi.كانت متجبر والهندي ، وفي الوقت نفسه الساخنة ومحزن.
O otoriter ve Hint ve aynı zamanda sıcak ve hüzünlü idi."私と一緒に来て、私はあなたを紹介、"彼女は言った。彼女は彼に月桂樹のパスを丸めるとにつながった
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.A mezi tyčkami byly ty nejsmutnější oči, jaké jsem kdy viděl.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.A rács mögül a világ legszomorúbb szempárja nézett rám.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.E entre as barras estavam os olhos mais tristes que alguma vez vi.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.Entre les barreaux j'ai vu les yeux les plus tristes au monde.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.En tussen de spleten waren de droefste ogen die ik ooit heb gezien.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.Giữa các chấn song đó là đôi mắt buồn nhất tôi từng thấy.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.창살 사이로 눈이 보였죠 그렇게 슬픈 눈은 제 평생 처음이었습니다
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.Spomiędzy jej szczelin patrzyły najsmutniejsze oczy, jakie widziałem.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.Und zwischen den Schlitzen waren die traurigsten Augen die ich je gesehen hatte.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.Y entre esas rendijas estaban los ojos más tristes que he visto.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.И там, между решетками, я увидел глаза, печальнее которых мне не приходилось видеть в жизни.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.Между решетките й бяха най-тъжните очи, които съм виждал.
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.ובין הסורגים היו העיניים העצובות ביותר שראיתי מעודי
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.وقد شاهدتُ بين هذه الشقوق أكثر عينان حزينتان في حياتي
O parmaklıkların arasında şimdiye kadar gördüğüm en hüzünlü gözler vardı.とって悲愴な目をしたオラウータンの 赤ん坊でした。初めてオラウータンと出会った瞬間です。
Oysa ben seni çok neşelendirmeye öldürmek gerekir. İyi geceler, iyi geceler! ayrılık gibi tatlı bir hüzün.그러나 나는별로 cherishing로 그대를 죽이려한다. 안녕히 주무세요, 안녕히 주무세요! 이별은 달콤한 슬픔이다
Oysa ben seni çok neşelendirmeye öldürmek gerekir. İyi geceler, iyi geceler! ayrılık gibi tatlı bir hüzün.עם זאת, אני צריך להרוג אותך עם הרבה ומפנקת. לילה טוב, לילה טוב! פרידה היא עצב מתוק כזה
Oysa ben seni çok neşelendirmeye öldürmek gerekir. İyi geceler, iyi geceler! ayrılık gibi tatlı bir hüzün.بعد أن أقتل اليك مع الاعتزاز بكثير. جيدة الليلة ، ليلة جيدة! فراق وحزن مثل الحلو
Oysa ben seni çok neşelendirmeye öldürmek gerekir. İyi geceler, iyi geceler! ayrılık gibi tatlı bir hüzün.それは明日になるまで私は良い夜を言ってはならないこと。 [終了。]
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.C'est le centre cérébral de la tristesse.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Det är sorgcentret i hjärnan.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Det er hjernens bedrøvelsescenter.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Đó là trung tâm về nỗi buồn của não.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.E centrul tristeţii din creier.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Es ist das Zentrum für Traurigkeit in unserem Gehirn.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Es la central de la tristeza del cerebro.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Ez az agy szomorúságközpontja.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Het is het verdrietcentrum van de hersenen.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Je to centrum sklíčenosti v mozku.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.슬픔을 담당하는 부분이죠.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Questo è il centro dell'infelicità nel cervello.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.To ośrodek smutku w mózgu.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Това е центъра на тъгата в мозъка.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.Это центр печали нашего мозга.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.או חבר לפני שנפטר, האזורים הללו במוח נדלקים.
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.إنها مركز الحزن في الدماغ
Parlayan bu bölge de beynin hüzün merkezidir.うつ病患者はここが活動過剰なので