Bu öylesine hüzünlü bir hikaye.This is such a sad story.
Yağmur yağdığında, o hüzünlenir.When it rains, she feels blue.
Brian hüzünlü görünüyor.Brian looks blue.
Bana böyle hüzünlü bakma.Don't give me such a sad look.
Onlar hayatımın en hüzünlü saatleriydi.Those were the saddest hours of my life.
Bütün gün hüzünlü hissediyordum.I was feeling blue all day.
Hüzünlü sonları olan hikayeleri severim.I like stories that have sad endings.
Hüzünlü biten hikayeleri severim.I like stories that have sad endings.
Onun hüzünlü hikayesi kalbime dokundu.His sad story touched my heart.
O, hüzünlü bir ölümle öldü.He died a sad death.
O, hüzünlü olarak gülümsedi.She smiled sadly.
O, hüzünle gülümseyerek konuşmaya başladı.Smiling sadly, she began to talk.
Birdenbire çok hüzünlendim.I suddenly became very sad.
Çok hüzünlü bir insansım.I am a very sad person.
O, hüzünlü melodileri dinlemeyi unutmaz.She will not forget listening to the sad tune.
Mektubu okuduktan sonra hüzünlendi.He got sad after reading the letter.
Onun yüzü öfkeden daha ziyade tiksinme ve hüzün yansıtıyor.Her face reflects disgust and sadness, rather than anger.
Senin gözde hüzünlü şarkın nedir?What's your favorite sad song?
Hüzünlü şarkılar söylemeyi sevmez.She doesn't like to sing sad songs.
Böyle hüzünlü gözlerle bana bakma.Don't look at me with such sad eyes.
Çok hüzünlü olmanın faydası yok.It's no use being so sad.
Tom'a hüzün vermek istemiyorum.I don't want to make Tom sad.
Tom son zamanlarda hüzünlü şarkılar söylüyor.Tom has been singing a lot of sad songs recently.
Tom bütün gece hüzünlü şarkılar çalıyordu.Tom has been playing sad songs all night.
Ben bara girdiğimde müzik kutusunda hüzünlü bir müzik çaldığını duydum.As I entered the bar, I heard a sad song playing on the jukebox.
Tom hüzünlü ve üzgündü.Tom was sad and upset.
Bu hüzünlü hikayenin trajik bir sonu vardı.This sad story had a tragic ending.
Bu cümle hüzünlü.This sentence is sad.
Tom hüzünle pencereden dışarıya baktı.Tom stared sadly out the window.
Tom hüzünlü görünüyordu.Tom looked sad.
Hüzünlü filmler beni hep ağlatır.Sad movies always make me cry.
Neden bu şarkı bu kadar hüzünlü?Why is this song so sad?
O hüzünle gülümsüyor.He smiles ruefully.
Onun tebessümü hüzünlü.His smile is rueful.
İkimiz olduktan sonra, bütün bu hüzünler, sıcak bir yakınlaşma için bahanedir.As long as we're together, all the sorrow is nothing but an occasion to become closer.
Gözlerin hüzün doluydu.Your eyes were full of sadness.
Tom'un hikayesi çok hüzünlüydü.Tom's story was very depressing.
Sık sık hüzünlü müzik dinlerim.I often listen to sad music.
Ben sık sık hüzünlü şarkılar dinlerim.I often listen to sad songs.
Dünyanın en hüzünlü şarkısı nedir?What's the saddest song in the world?
Tom gerçekten hüzünlüydü.Tom was really blue.
Bu şarkıyı ne zaman dinlesem hüzünlenirim.I tear up whenever I hear that song.
Bu şarkı hem hüzünlü hem de güzel.This song is both sad and beautiful.
Bu şarkı güzel ve hüzünlü.This song is beautiful and sad.
Tom için hüzünleniyorum.I'm feeling sad for Tom.
Tom bize hüzünlü bir hikaye anlattı.Tom told us a sad story.
Hüzün şiirseldir.Sadness is poetic.
O kesinlikle hüzünlü bir haberdi.That was definitely sad news.
O çok hüzünlüydü.It was very sad.
Ne kadar hüzünlü ve acıklı!How sad and pathetic!
Tom hüzünlü şarkılar söylemekten hoşlanmaz.Tom doesn't like to sing sad songs.
Tom neden bu kadar hüzünlü?Why is Tom so sad?
"Neden bu kadar hüzünlüsün?" "Köpeğimiz hasta.""Why are you so glum?" "Our dog is sick."
Tom, hüzünlü şarkıları söylemekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like singing sad songs.
Tom hüzünlü parçalar dinledi.Tom listened to sad music.
Tom hüzünlü bir film izledi.Tom watched a sad movie.
Hüzün ortadan kalkacak.The sadness will go away.
Yağmurlu havalarda hüzünleniyorum.I'm sad when it rains.
"Günaydın hüzün"."Günaydın hüzün".
Hep hüzün olduğunda neşelen biraz, Sen insanoğluna hayat ve umut bahşettin, Sevincimizin Annesi!Joy when all was sadness, Life and hope you gave mankind, Mother of our gladness!