hücreler ile cümle
hücreler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ayrıca bunlar, bu katran-yakıtlı ön-hücreler, ortamdaki kaynakların yerini de belirleyebiliyorlar.הפרוטו-תאים מתודלקי הזפת הללו יכולים גם לאתר משאבים בסביבה שלהם.
Ayrıca bunlar, bu katran-yakıtlı ön-hücreler, ortamdaki kaynakların yerini de belirleyebiliyorlar.هذه الخلايا الأولية المشحونة بالقطران قادرة أيضاً على العثور على الموارد في بيئتها.
Ayrıca bunlar, bu katran-yakıtlı ön-hücreler, ortamdaki kaynakların yerini de belirleyebiliyorlar.周囲から食糧を発見します 周囲から食糧を発見します 左側からエサを与えると
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Aber sie fand auch Osteozyten, die Zellen, die den Knochenbau festlegen.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ale našla aj osteocyty, čo sú bunky, z ktorých sa skladajú kosti.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ale také našla osteocyty, což jsou buňky, ze kterých se skládají kosti.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.De emellett oszteocitákat is talált, olyan sejteket, melyek a csont alapját képezik.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ella también encontró osteocitos que son las células que dejan los huesos.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.그녀는 또한 골세포를 찾았는데, 그 세포들은 뼈 밑에 있습니다.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Maar ze vond ook osteocyten. Dat zijn de cellen die de botten vormen.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Mais elle a aussi trouvé des ostéocytes, qui sont les cellules qui fortifient les os.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ma Mary trovò anche osteociti, le cellule che danno vita alle ossa.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Mas ela também encontrou osteócitos, que são as células que segregam os ossos.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Men hon fann också osteocyter, som är cellerna som byggde upp benen.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Men hun fandt også osteocytter, som er de celler som danner knoglerne.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Odnalazła także osteocyty, znajdujące się wewnątrz kości.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.S-au găsit de asemenea și osteocite, celulele care structurează oasele.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Tapi dia juga menemukan osteosit, yaitu sel-sel yang menyusun tulang.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Thật phi thường. Cô ấy còn tìm thấy tế bào xương, là những tế bào nằm trên khúc xương.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Αλλά επίσης βρήκε οστεοκύτταρα, που είναι τα κύτταρα τα οποία σχημάτιζαν τα οστά.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Но тя намери също и остеоцити, които са клетките, които лежат в основата на костите.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Также Мэри обнаружила остеоциты - клетки, из которых состоят кости.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.אבל היא גם מצאה אוסטיאוציטים (תאי עצם), שהם התאים שמרכיבים את העצמות.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.وقد وجدت أيضاً " اوستيسيتس " والتي هي الخلايا التي تتواجد اسفل العظام
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.付着する骨細胞を発見しました いろいろ試しましたが DNAは発見できませんでした
Bağırsak çeperleri, emilimi sağlayan hücrelerle dolu.Las paredes están cubiertas de vellosidades donde tiene lugar la absorción de nutrientes.
Bağırsak çeperleri, emilimi sağlayan hücrelerle dolu.Le pareti sono ricoperte di villi dove avviene l'assorbimento dei nutrienti.
Bağırsak çeperleri, emilimi sağlayan hücrelerle dolu.Стените са покрити с вили, където протича абсорбцията на хранителните вещества.
Bağırsak çeperleri, emilimi sağlayan hücrelerle dolu.絨毛内には毛細血管と乳糜管が走り
Bakteriler gibi çok kalın kabuklu hücrelerde ne olduğuna bakacağız şimdi. . .박테리아 같이 단단한 껍질이 세포를 둘러싸는 경우에 용이합니다 파란색으로 박테리아를
Bakteriler gibi çok kalın kabuklu hücrelerde ne olduğuna bakacağız şimdi. . .ولكن هذه طريقة من طرق الدخول ولكن في بعض الحالات على سبيل المثال في حال وجود خلية بكتيرية
Bakteriler gibi çok kalın kabuklu hücrelerde ne olduğuna bakacağız şimdi. . .セルに細菌のような状況で、 非常に難しいシェル - 良い色でやらせてください。 それではここの細菌であると言います。
Bana bunu bir yere not edelim. Somatik veya yetişkin kök hücreleri.성체 줄기 세포 (somatic stem cell)
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Alinierea de bază arată că aceste celule codifică toate direcţiile posibile.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Az alap elhelyezkedés megmutatja, hogy ezek a sejtek minden lehetséges irányt kódolnak.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.De basisopstelling laat zien dat deze cellen coderen voor alle mogelijke richtingen.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Den grundlæggende gruppering viser at disse celler koder i alle mulige retninger.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Die Grundausrichtung zeigt, dass diese Zellen für alle möglichen Richtungen kodiert sind.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Hàng cơ bản cho thấy những tế bào này đang mã hóa mọi lệnh chỉ đạo
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.기본 배열들에 의해 이 세포들이 모든 가능한 방향으로 암호화 되는 것을 알 수 있습니다.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.La alineación básica muestra que estas células están codificadas para todas las direcciones posibles.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.L'alignement basique montre que ces cellules ont un code pour toutes les directions possibles.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.L'allineamento di base mostra che queste cellule stanno codificando per tutte le direzioni possibili.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.O alinhamento básico mostra que estas células estão codificando para todas as possíveis direcões
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Osnovna postavitev kaže, da te celice pošiljajo kode za vse možne smeri.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Podstawowy szereg pokazuje, że komórki te są kodowane we wszystkich możliwych kierunkach.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Základní rozřazení zobrazuje, že tyto buňky odpovídají za všechny možné směry.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Η βασική ευθυγράμμιση δείχνει ότι αυτά τα κύτταρα ταξινομούν όλες τις πιθανές κατευθύνσεις.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Клетки мозга посылают сигналы о движениях во всех возможных направлениях.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.Основната редица показва, че тези клетки са код за всички възможни посоки.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.המערך הבסיסי מראה שתאים אלה הם קידוד עבור כל הכיוונים האפשריים.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.المحاذاة الأساسيّة تبيّن أن هذه الخلايا تقوم بالتّشفير نحو كلّ الاتجاهات الممكنة.
Basit bir dizilim, bu hücrelerin mümkün olan her yönde kodlama yaptığını gösterir.下の図は 動物が体を動かす代わりに
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.Autrement dit, au lieu d'enregistrer l'activité des neurones, nous devons la contrôler.
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.Cu alte cuvinte, în loc să înregistrăm activitatea neuronilor, trebuie să o controlăm.
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.Dengan kata lain, daripada merekam aktivitas dari sel-sel saraf, kita perlu mengendalikannya.
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.En otras palabras, en vez de grabar la actividad neuronal tenemos que controlarla.
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.In altre parole, invece di registrare l'attivita' dei neuroni, abbiamo bisogno di controllarla.
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.In andere woorden, in plaats van de activiteit van neuronen op te nemen, moeten we ze besturen.
Başka bir deyişle, sinir hücrelerinin faaliyetini kaydetmek yerine, onu kontrol etmemiz gerekiyor.Innymi słowy, zamiast rejestrować aktywność neuronów, potrzebujemy mieć nad nimi kontrolę.