Ana içeriğe geç
Sözlük

gurur ile cümle

gurur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bununla gurur duyuyor.Tom is proud of that.
Tom seninle gurur duyuyor.Tom is proud of you.
Tom ve ben kendimizle gurur duyuyoruz.Tom and I are pretty proud of ourselves.
Dakikliğimden gurur duyuyorum.I'm proud of my punctuality.
Sami, babasının gurur ve neşesidir.Sami is his father's proud and joy.
Çocuklarınızla çok gurur duyuyor olmalısınız.You must be very proud of your children.
Sami, ülkesinin bayrağını olimpiyatlarda gururla taşıdı.Sami proudly held his country's flag at the Olympics.
Sami benim gurur ve neşemdir.Sami is my pride and joy.
Çocuklarımla çok gurur duyuyorum.I'm very proud of my children.
Tom çocuklarıyla çok gurur duyuyor olmalı.Tom must be very proud of his children.
Tom'un annesi onunla çok gurur duyardı.Tom's mother would've been very proud of him.
Tom Mary'den çok gurur duyuyor, değil mi?Tom is very proud of Mary, isn't he?
Tom tavus kuşu kadar gururluydu.Tom was as proud as a peacock.
Sami gururla Müslüman.Sami is a proud Muslim.
Dedemle çok gurur duyuyorum.I'm very proud of my grandfather.
Berberiler dilleriyle gurur duyuyorlar.Berbers are very proud of their language.
Öğretmen olmaktan gurur duyuyorum.I'm proud to be a teacher.
Bu Cezayir'in gerçekten gurur duyabileceği bir şey.This is something Algeria can really be proud of.
Seninle her zaman gurur duyuyor olacağım.I'll always be proud of you.
Bundan gurur duyuyoruz.We're proud of it.
"'Doğukan benimle gurur duydu'"."'Doğukan benimle gurur duydu'".
Saçlarım benim gururumdu.My hair was my glory.
Fuchs kopyalarını gururla Almanya’daki babasına gönderdi.Fuchs proudly mailed copies back to his father in Germany.
Yaptığım işten gurur duyuyorum, keyfini çıkarın."I'm very proud of the work I've done, so enjoy it".
Arghezi, birkaç savunucusundan biri olmaktan gurur duydu.Arghezi took pride in being one of his few defenders.
Daha fazla gurur duyamazdım.I couldn't be more proud of it.
Hamdi basit bir döner kebap satıcısıdır, yine de işiyle fazlasıyla gurur duymaktadır.Hamdi is a simple doner kebab salesman, but he is very proud of his job.
Bu tür bir kötülük, kişinin nefreti ya da gururu yüzünden ortaya çıkabilir.Such evil can be created by a person's hatred and pride.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım."Eğer bakkal şarkıları yapıyorsam bununla gurur duyarım".
Kight'ın hatıralarına göre Gay Community Center'ın kuruluşu, en çok gurur duyduğu başarısı idi.Kight remarked that creating the Community Center was the achievement of which he was most proud.
Size hem hatırayı hem de gururu geri döndürdük" ifadelerini kullandı.We have returned to you both memory and a sense of human pride."
Rusya'da, Kalaşnikof büyük bir ulusal gurur kaynağı olarak kabul edilmektedir.In Russia, the Kalashnikov is a tremendous source of national pride.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.We made an album that we're really proud of and now we get to watch it fly.
Aşkın bakışlarından, gururun gözlerinden.From the look of love, from the eyes of pride".
Seninle gurur duyuyoruz!We are proud of you!
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.We admire him and are proud of him.
Büyük ölçüde ritme dayalı ve gerçek müzisyenlikten gurur duyduğumuz bir içeriğe sahip.It's big on groove and there's some real musicianship that we're really proud of.
Gurur duyduk.I was proud.
Bu resminde, Van Gogh annesinin ağırbaşlı ve gururlu doğasını resmeder.In this painting, Van Gogh captures his mother's dignified and proud nature.
Lewis de kısa sürede hazırlamayacağı ve gurur duyacağı yüksek kaliteli bir albüm yapmak istiyordu.Lewis also wanted a high quality album that she could feel proud of.
"Resneli Niyazi Bey'in ismini gururla taşıyorum"."'Radical Niyazi Bey' by Muzaffer İzgü".
Gay olmak konusunda kararlı ve gururludur.I'm gay and proud.
Her konuda çok istekli olan Manuel bildiği çok az İngilizceden gurur duyar.He is relentlessly enthusiastic and is proud of what little English he knows.
Filmi yetişkin olarak tekrar izlediğinde oynadığı rolden gurur duyar.Upon seeing the film again as an adult, she was proud of the role she played.
Erişim tarihi: 17 Mayıs 2009. ^ "Hadise: Çok gururluyum, hedefime ulaştım". ntvmsnbc.com."Hadise: Çok gururluyum, hedefime ulaştım" (in Turkish). ntvmsnbc.com.
Winehouse Musevi olmakla birlikte, Yahudi olmasında gurur duyuyor olmasına rağmen dindar değildi.Although Winehouse was raised Jewish and expressed pride in being Jewish, she was not religious.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.He was a member of Les Six.
Odysseus’un en büyük kusuru ise kibirli ve gururlu olmasıdır.The most evident flaw that Odysseus sports is that of his arrogance and his pride, or hubris.
En büyük derdi gururudur.(Maha in Thai means greatest).
"Rekor ve gurur"."Portraits In Pride".
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Willie is almost feral in nature and is immensely proud of his Scottish origin.
Kendisini denize attıp intihar etti gururundan.He fled by sea, but committed suicide by throwing himself overboard.
Her ikisi de oğullarıyla gurur duymaktadırlar.The children are angry at both of them.
Babası onunla gurur duyar.I thought her father would be proud of her.
Bu dizide olduğum için gurur duyuyorum."I'm very honored to be on that list."
Gurur ve özgürlüğün simgesi olarak da görülür.It is also a symbol for freedom and individuality.
Milli gururun şahlanışı yıllar sürerken, Elizabeth’in efsanesi ölümünden sonra da devam etti .Years of spousal abuse had ground Elizabeth's will until she died.
Tevazu içinde derin bir gururu vardı.It was something in which he took deep pride.
Birbirimizin başarılarıyla gurur duyarız."We're proud of everyone's efforts."
Oğluyla gurur duyar.He is very proud of his son.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod