Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Les espaces ont tendance à inclure des bruits et un degré d'acoustique.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Los espacios tienden a incluir ruido y acústica.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Negli spazi spesso sono inclusi rumori e acustica.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Os espaços tendem a incluir barulho e acústica.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Priestor často zahŕňa ruch a akustiku.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Prostory obsahují hluk a akustiku.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Przestrzeń ma swój poziom hałasu i swoją akustykę.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Räume beinhalten oft Lärm und Akustik.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Ruangan cenderung mengandung kebisingan dan akustik.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Rum har tendens til at omfatte støj og akustik.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Spațiile tind să includă zgomote si acustică.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Utrymmen brukar ha buller och akustik.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Οι χώροι περιλαμβάνουν φασαρία και ακουστική.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.В пространството има шум и акустика.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Простори, зазвичай, наповняються шумом і акустикою.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.Пространства, как правило, включают в себя шум и акустику.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.חללים נוטים לאכלס רעש ואקוסטיקה.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.تميل الفضاءات على أن تشمل الضوضاء والصوتيات.
Boş alanlar gürültü ve akustik barındırma eğilimindedirler.この部屋の音響特性は 実に素晴しい
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Ez a fajta zaj, az Európai Unió szerint az európai népesség 25%-nak egészségét és életminőségét károsítja.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Hałas, odwołując się do Unii Europejskiej, obniża jakość życia i zdrowie 25 procent populacji w Europie.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Larm som dette, ifølge EU, reducerer helbredet og livskvaliteten på 25 af Europas befolkning.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Takový hluk, dle Evropské Unie, snižuje zdraví a kvalitu života dvaceti pěti procent populace v Evropě.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Tiếng ồn, theo Uỷ ban Châu Âu, gây tổn hại đến sức khoẻ và chất lượng cuộc sống của 25% dân số Châu Âu.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Такий шум, на думку Європейського союзу, зменшує здоров'я та якість життя 25-ти відсотків населення Європи.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre, Avrupa nüfusunun yaşam sağlığı ve kalitesini yüzde 25 azaltmakta.Шум, как этот, согласно Европейскому союзу, ухудшает здоровье и качество жизни 25% населения Европы.
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre,유럽연합에 따르면 이같은 소음은
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre,רעש כמו זה, על פי האיחוד האירופי,
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre,والضوضاء مثل هذه .. وتبعاً لدراسة في الاتحاد الاوروبي
Böyle bir gürültü, Avrupa Birliği' ne göre,ヨーロッパの人口の25%の人々の健康
Böyle bir gürültü içinde yapmak, hiç kimse olasılıkla duyabiliyordu. '이러한 잡음 안에 만들기, 아무도 가능성도들을 수 있습니다. "
Böyle bir gürültü içinde yapmak, hiç kimse olasılıkla duyabiliyordu. 'Δεύτερον, επειδή είναι κάνοντας ένα τέτοιο θόρυβο, κανείς δεν μπορούσε να ακούσει μπορείτε ενδεχομένως.
Böyle bir gürültü içinde yapmak, hiç kimse olasılıkla duyabiliyordu. 'ביצוע כזה בתוך רעש, אף אחד לא יכול לשמוע אותך. "
Böyle bir gürültü içinde yapmak, hiç kimse olasılıkla duyabiliyordu. 'اتخاذ مثل هذا الضجيج داخل ، لا يمكن لأحد يسمع ربما كنت ".
Böyle bir gürültü içinde yapmak, hiç kimse olasılıkla duyabiliyordu. 'と確かにで進められている最も異常なノイズがあった -
Bu beyaz gürültü.Acesta este zgomotul alb.
Bu beyaz gürültü.Ceci est du bruit blanc.
Bu beyaz gürültü.Das ist weißes Rauschen.
Bu beyaz gürültü.Esto es ruido blanco.
Bu beyaz gürültü.이게 백색 소음이죠.
Bu beyaz gürültü.Questo è rumore bianco.
Bu beyaz gürültü.To jest biały szum.
Bu beyaz gürültü.Αυτός είναι ο λευκός θόρυβος.
Bu beyaz gürültü.Вот что такое белый шум.
Bu beyaz gürültü.Това е бял шум.
Bu beyaz gürültü.זה רעש לבן.
Bu beyaz gürültü.هذه هي الضجه البيضاء.
Bu beyaz gürültü.人間の耳に聞こえる全ての周波数の
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Ces filtres nous isolent de tous les sons pour ne laisser passer que ce à quoi nous faisons attention.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.De här filtren tar oss från allt ljud ner till det vi är uppmärksamma på.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Deze filters brengen ons van het totale geluid tot dat waaraan we aandacht besteden.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Diese Filter bringen uns von all den Geräuschen zu dem, was wir beachten.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Disse filtre tager os fra al lyd ned til den lyd, som vi ofrer opmærksomhed på.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Ele fac trecerea de la sunetul de ansamblu la ceea ce ascultăm cu atenție.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Estes filtros levam-nos de toda a imensidão de sons até aos que prestamos atenção.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Estos filtros nos llevan desde todos los sonidos hasta lo que prestamos atención.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Ezek a szűrők elvezetnek minket az összes hangtól odáig, amire odafigyelünk.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Filtry pozwalają nam wybrać z całego dźwięku ten, na którym się skupiamy.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.우리가 듣을 수 있는 모든 소리로부터 집중해서 들으려는 소리를 구분합니다.
Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor.Questi filtri ci conducono dall'udire tutto all'udire solo ciò a cui prestiamo attenzione.