Ana içeriğe geç
Sözlük

guru ile cümle

guru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Seninle gurur duyuyoruz!君たちは我々の誇りである。
Aşkın bakışlarından, gururun gözlerinden.愛の寓意を表し、プロビデンスの目を掲げている。
Adem yaptıkları ile gurur duymaktadır.熱血漢で自分の仕事に誇りを持っている。
Gerçekten de Wolverine filmiyle gurur duydum'' dedi.見物人のいるロケ撮影ではすっごく恥ずかしかった」と話している。
Ödülü ona vereceğiz, büyüdüğünde babasıyla gurur duyacak" dedi.お父さんに感謝しないとね」と激賞され、父親を許す気持ちが生まれる。
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.お坊ちゃま育ちでプライドが高い。
Gurur duydum onunla.我为他而骄傲。
Filmi yetişkin olarak tekrar izlediğinde oynadığı rolden gurur duyar.映画では本人たちも大人になった姿で本人役として出演。
Gururu her şeyden önce geliyor.自信はすべてに優先する。
Lincoln Michael'a bakım gururla gülümser.最愛の妻マリオンにだけ笑顔を見せる。
Ancak bu durumda genellikle gurukula adı kullanılır.普段は老師と呼ばれている。
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.樺太犬は日本固有種であり、きわめて飼い主に忠実である。
Her ikisi de oğullarıyla gurur duymaktadırlar.息子たちを誇りに思っている。
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.武家としての平家に誇りを持っている。
Onunla gurur duyuyorum ve bulunduğum yolda onun hatırası, cömertliği ve tutkusuyla ilerliyorum.そんな母の目の高さで今を、そして未来を見つめ母のような優しさ、力強さ、謙虚さで事業展開していく。
Kişi, başarı sonrası bundan büyük gurur duyar."それから後躯の発達が非常によかった」と述べている。
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.『高慢と偏見』(こうまんとへんけん、Pride and Prejudice)は、ジェーン・オースティンの長編小説。
Milli gururun şahlanışı yıllar sürerken, Elizabeth’in efsanesi ölümünden sonra da devam etti .イングランドでは数年にわたり国威が高揚し、エリザベス伝説は彼女の死後も長く生き残り、そして成長した。
GOT7,2008 yılında çıkış yapan 2PM adlı guruptan sonra JYP Entertainment'tan çıkış yapan ilk erkek gruptur.彼らは2008年に2PMがデビューして以来、JYP最初の男性グループである Got7 was described as a hip-hop group。
Yaptığım işten gurur duyuyorum, keyfini çıkarın."』と喜んでいただける仕事をする。
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.ほんわかした見た目だが、一生懸命な性格で生徒からの信頼も厚い。
Onların gülmeleri gururunu incitmiştir ve bir gün geri dönmek üzere intihar eder.本人は殺害を否定しており、いつか脱出すると心に誓っている。
Perón hükümetine olan muhalefeti gözönüne alındığında bundan gurur duyardı.統治会への反抗を宣言したテスラに興味を持ち彼に接触する。
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.非常に好戦的で、プライドが高い。
Sessiz bir genç olan Guru, aslında geçmişinden kaçmaya çalışmaktadır.軍には似つかわしくないおっとりとした人物で、教師を目指していた過去を持つ。
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.自らの家名に誇りを持っておりプライドが高い。
Türkiye'yi dünyanın en büyük şarkı yarışmasında temsil etmek benim için çok büyük bir gururdur" dedi.世界最高の声のひとりに自分の曲を歌ってもらえて、とても名誉に思っている」と感謝の意を述べている。
Hikayenin parçasını mutlulukla ve gururla aldım ve doğrudan senaristle çalışmaya başladım.ピアノを弾き始めた沙絵と偶然再会し、仕事に利用しようとする。
Sonrasında zorla dokuz gurunun çiçekleriyle kaplanmıştır.九里虎らと共に花の動向を気にかけていた。
Malezya'da Öğretmenler Günü (Malezyaca: Hari Guru) 16 Mayıs'ta kutlanır.马来西亚教师节為5月16日。
Siz doğru olun, doğru Guru sizi muhakkak bulacaktır.以郡守非其人,棄官去。
Gurur duyduk.有些驕傲。
"Lazlar büyük ve gururlu bir halktır ve onlar, oldukça önemli başka kavimlere hükmetmektedirler.驕傲且高貴,對自己和別人都相當嚴厲。
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.威利野生的特質,是來自他非常自豪的家鄉蘇格蘭。
Bu benim için çok gurur vericiydi.我以为这是值得我们骄傲的。
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.嘉定六君子之一。
Ayvacıkspor ilçenin gururudur.以人氣最高的成員自豪。
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.她让你对自己感到骄傲。
Tevazu içinde derin bir gururu vardı.私底下有著傲嬌的一面。
Deidara yarattığı sanattan çok gurur duyar.對自己製作的蛋糕十分自豪。
Gururu her şeyden önce geliyor.最早起源於說一切有部。
Kendisine kibir, gurur vermezdi.惜其齡促,志未可量。
Teklifi gururu kırılarak geri çevrilir.後被榮斗識穿後離去。
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.《傲慢与偏见》(英语:Pride and Prejudice)是简·奥斯丁的小说。
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.对这次突破很自豪。
Kendisine Guru olarak seslenilmesini reddetti.他被破格提拔为教授。
Kariyerindeki sayısız ödüllere rağmen, Hanna en çok bu Seçkin Eagle Scout Ödülü ile gurur duydu.虽然汉纳凭事业方面成就获得过许多奖项,但他最为自豪的还是这座杰出鹰级童军奖。
"Rekor ve gurur".参见懒惰和骄傲。
Von Braun normal insanların gurur duyabileceği ancak katkıda bulunamayacakları projeler ile oldukça meşguldü.沃納·馮·布勞恩推動普通人可以自豪,但不參加的方案。
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.若妳願照顧它,我會非常高興。
Kadından emir alınca bunu gurur meselesi yapanlar var.女方收下男方的聘礼后,视情形给一定回礼。
Babası onunla gurur duyar.父亲楊復榮。
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.但在另一方面,被當做高嶺之花的她其實十分在意同級生對她敬而遠之的事情。
Bunu yapmaktaki tek sebebim Gurumun bana öyle söylemesiydi.내가 이것을 행한 유일한 이유는 내 스승이 하라고 했기 때문이다.
Seninle gurur duyuyoruz!우리는 그대가 자랑스럽다!
Oğluyla gurur duyar.아들들을 자랑스럽게 생각한다.
Siz doğru olun, doğru Guru sizi muhakkak bulacaktır.영화로우신 주여, 내게 올바른 길을 가르쳐 주소서.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.고백하건데 나는 나 자신을 자랑스럽게 생각한다.
Türkiye'de bu ortamı yakaladığım için ayrıca çok gururluyum.이 지진은 모스크바에서도 감지될 정도로 강력했다.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.메트로 시티와 다르게 동양적이다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod