Gururlu tavrı ile tanınmıştır.Era conhecido pela sua oratória.
Elizabeth Bennet, Jane Austen tarafından 1813'de yazılan Gurur ve Önyargı romanında birinci şahıstır.Elizabeth Bennet é a personagem principal da obra fictícia Orgulho e Preconceito, de Jane Austen.
The Sound, 1979 yılında Güney Londra'da kurulmuş, ve 1988'de dağılmış olan bir post-punk gurubudur.The Sound foi formado no sul de Londres, em 1979, remanescente da banda punk, The Outsiders.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Liddell é um missionário escocês que corre em devoção a Deus.
Guruludur ve babası Topal Eskici ile çok benzer karaktere sahiptir.Diferente do pai e do irmão, ele possui bom caráter.
İnsanlar daha sonra bundan gururlaDemokrasisi’nin vatandaşları olarak anılmıştır.Outros, todavia, têm questionado como a sociedade civil democrática realmente é.
Gurur ve zarafet, her yaptığı şeyde onu gösterir.Um homem que punha amor e fé em tudo o que fazia.
Guruli haçapuri - Guria bölgesine özgüdür.Hidari-kuzushi - Desequilíbrio para esquerda.
Genellikle, Swabianlar lehçelerinden gurur duyarlar.Os plebeus são geralmente destratados pelos nobres.
Bu zamanlarda oluşan kaya gurupları açısal uyumsuzlukla sıralanırlar.Em que ponto eram essas tiras de ferro instalada é desconhecida.
Seninle çok gurur duyuyoruz.Estamos muito orgulhosos de você.
Gurupá, Brezilya'nın Pará eyaletinde bulunan belediye.[1][2] Nüfus 2020 sayımına göre 33.755 idi.[3]Gurupá é um município brasileiro do estado do Pará. Sua população estimada em 2016 era de 32.049 habitantes.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Willie is een Schotse immigrant en zeer trots op zijn thuisland.
Ayrıca Hindistan'a yaptığı seyahatleri ve Hindu guru Neem Karoli Baba ile ilişkileriyle de tanınmaktadır.Hij is ook bekend door zijn reizen naar India en zijn relatie met de Hindoe-goeroe Neem Karoli Baba.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.Deze was een van de Grote Zes.
Up All Night, One Direction gurubunun ilk albümüdür.Up All Night is het eerste album van de band One Direction.
Bu resminde, Van Gogh annesinin ağırbaşlı ve gururlu doğasını resmeder.In dit schilderij legde Van Gogh de waardige en trotse natuur van zijn moeder vast.
Böyle bir kulüpte oynayabilmek benim için gururdu.Het is een grote eer om op deze club les te mogen geven.
Bu nokta onun en büyük gururu ve ilk gafı idi.Dat was op dat moment haar grootste angst en zorg.
Babası onunla gurur duyar.Zijn ouders zijn bijzonder trots op hem.
Seninle gurur duyuyoruz!We zijn er trots op.
Gerçekten de Wolverine filmiyle gurur duydum'' dedi."De hele operatie is als een heuse Hollywoodfilm geënsceneerd", beweerde hij.
Gururu her şeyden önce geliyor.Daarom krijgt het voorrang boven alles.
Oluşumları şekilleri dört gurupta açıklanabilir.De vorm van klasten kan worden beschreven met vier parameters.
Gurur duydum onunla.Hij is trots op haar.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.De wijk onderging als het ware een metamorfose.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Met haar doofde deze familietak uit.
Guru Nanak ilk guruydu ve Guru Gobind Singh insan biçimindeki son gurudur.Goeroe Nanak was de eerste goeroe en Goeroe Gobind Singh de laatste.
Diğerlerinden biri değil bizden biri olduğunuz için gurur duyun.Je moet niet denken dat je meer bent dan wij.
Sihizm on guru (öğretmen veya üstad) tarafından, 1469'dan 1708'e kadarki dönemde kurulmuştur.Het sikhisme werd gevestigd door tien goeroes (leermeesters), die leefden tussen 1469 en 1708.
Birçoğu pazarlama fantastiği yeni nesil gurular türedi.Veel leden van de adel traden toe.
Gurur duyduk.Ze waren verrukt.
Türkiye'de bu ortamı yakaladığım için ayrıca çok gururluyum.Dit werd ook gedaan zodat hij in Turkije ervaring op kon doen.
Uygulayıcı öncelikle yetkin bir rûhânî öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.Positieve projectie uit zich bijvoorbeeld in het aanvaarden van leiderschap of het aanvaarden van een leraar.
Guru Har Gobind Sihlerin altıncı gurusu olmuştur.Het is de elfde en definitieve goeroe van de sikhs.
3 Temmuz - The Doors gurubunun solisti Jim Morrison Paris'te ölü bulundu.3 - Jim Morrison, zanger van de groep The Doors, wordt in Parijs dood aangetroffen in zijn badkuip.
Şirketin merkezi ve fabrikası Gurun'da yer almaktadır.Het hoofdkantoor en de productie waren gevestigd in het dorp.
(Rusya'nın elleri birleşti; Rusya, oğullarıyla gururlu) Yunanistan: Ένα όνειρο μία ομάδα !(Vrienden, Romeinen, landgenoten, leen mij uw oor...)
Sonrasında yaşananlar sonuçları ilerki yıllarda hissedilmeye devam edecek aşırı bir gururun örneğidir.Wat er daarna gebeurde is een voorbeeld van overmoed, waarvan het effect nog jaren merkbaar was.
Bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış.Ommexecha brunneri is een rechtvleugelig insect uit de familie Ommexechidae.
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.Hij verwierf een grote reputatie als bevlogen docent, zeer toegewijd aan zijn studenten.
"The Guru",Avatar: The Last Airbender dizisinde bir karakter.Admiraal Zhao is een personage in de serie Avatar: The Last Airbender.
İngiltere şairleriyle gurur duyar.Engeland is trots op zijn poëten.
O, oğlu ile gurur duyar.Hij is trots op zijn zoon.
Brezilya'daki insanlar onunla gurur duyuyordu.De mensen in Brazilië waren trots op hem.
Şimdi kendinle çok gurur duymalısın.Je zal nu wel erg trots zijn op jezelf.
Seninle gurur duyuyoruz!Jesteśmy z ciebie dumni!
Gurur duydum onunla.Była z niej dumna.
Gurur ve üstünlük duygusu her zaman görünür kalmalıdır." yazılıydı.Uczucie dumy i wyższości musi zawsze pozostawać widoczne”.
Yaptığım işten gurur duyuyorum, keyfini çıkarın."Jestem dumny z pracy, którą wykonałem, więc dobrze się bawcie słuchając go."
Onunla çalışacak olmak benim için büyük gurur.Pracę z nim uważa za ogromny zaszczyt.
Babası onunla gurur duyar.Rodzice byli z niego dumni.
Oğluyla gurur duyar.Ci są dumni z syna.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Z trudem przyzwyczaja się do życia w metropolii.
Kendisine kibir, gurur vermezdi.Nie dążył ani do sławy ani do zaszczytów.
On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, elmalı turta Amerikan refah ve ulusal gururun sembolü haline geldi.Na przestrzeni XIX i XX wieku stało się symbolem amerykańskiego dobrobytu i narodową dumą.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.Jest to jedna z Sześciu Jog Naropy.
Gurur duyduk.Ucieszyła się.
Damien Maslin Damien çok zeki, cana yakın ve gururlu bir gaydir.Damien Maslin – przystojny, bardzo wrażliwy, opiekuńczy i sympatyczny adept.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Jest dumą rodziny.