Guru Granth Sahib sadece kurucularının öğretilerini barındırmaz.Per l'occasione Mr. Fielding invita non solo il prof.
Bu albüm çok gurur duyduğum bir albüm ve ben bunun göz alıcı olduğunu düşünüyorum.".Questo è un album di cui sono orgoglioso – Penso che sia fottutamente brillante.
Bunu yapmaktaki tek sebebim Gurumun bana öyle söylemesiydi.Questo è almeno quello che dice all'avvocato...
Babası ondan özür diler ve onunla gurur duyduğunu söyler.Il padre si scusa con lei, dicendo che era ubriaco.
Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!”Nel Nuovo Testamento: «Gli domandò: "Come ti chiami?"
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Ha così fine la storia nobiliare di questa famiglia.
1975'te, The Rolling Stones adlı rock gurubunun Amerika Turu'na konser fotoğrafçısı olarak eşlik etti.Nel 1975, occupò il ruolo di fotografa della tournée di concerti del gruppo rock dei The Rolling Stones.
Bu benim için çok gurur vericiydi."E 'qualcosa che sono davvero fiero."..
Gurur duyduk.Il nostro orgoglio!
Gurur duydum onunla.Li mostrava con orgoglio.
Steen az sayıda otoportre de çizdi ancak bunlarda hiçbir zaman gururlu veya kibili bir tavrı olmadı.Vernet si applicò sempre a soggetti reali, ma in nessun caso li interpretò in modo sentimentale o emotivo.
Bana emanet etmiş olduğu şey için gurur duyuyorum." dedi."Non importa cosa abbia detto di me”.
Herkes onunla gurur duyuyordu, hep söylüyorlardı, Aliyar gibi yiğidi olan ona düşman tarafından basılmaz.Ma tu, amico di verità, fai attenzione, ché essa mai s'accompagnò a braccetto d'un assolutista.
Meriç Deltası'nda oluşan bir gurup gölün en büyüğüdür.Intra oggi è un'importante località del lago Maggiore.
Gor’lu bir kadın kendini gururla taşır.Nella donna i condotti di Wolff si atrofizzano.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Gioca nel ruolo di palleggiatrice nel Thīras.
Kalan türler asgari endişe içerir (LC) gurubuna dahildir.Le restanti specie non sono minacciate (LC).
28 Şubat 2010'da Guru, kalp krizi geçirdi ve ardından komaya girdi.Ammalato di mieloma multiplo, il 28 febbraio 2010 è entrato in coma in seguito ad un arresto cardiaco.
Fakat ben yine de atlayabildiğimiz için gururluyum.Non so nulla, ma sarei orgoglioso di giocarci.
Guruludur ve babası Topal Eskici ile çok benzer karaktere sahiptir.Padre e figlio hanno caratteri simili, e sono molto legati.
Guruların aynı ruha (veya 'jot'a) fakat farklı bedenlere sahip olduklarına inanılır.Si dice che abbiano organismi simili (tra di loro), ma percezioni diverse.
Nüfusun tamamı Alevi Türkmen olup, başka hiçbir inanç ve etnik guruba mensup insan bulunmamaktadır.Molte organizzazioni non governative turche, come Mu Yok Kimse?
O birçok başarılarından gurur duymaktadır.Она гордится своими многочисленными достижениями.
Sen bizim gururumuzsun.Ты — наша гордость.
Erkek kardeşimle gurur duyuyorum.Я горжусь своим братом.
Hepimiz seninle gurur duyuyoruz.Мы все очень гордимся тобой.
O kızıyla gurur duymaktadır.Она гордится дочерью.
Gurur duyulacak bir şey yok.Тут нечем гордиться.
Seninle çok gurur duyuyoruz.Мы тобой очень гордимся.
Şu an yaptığım işle gurur duyuyorum.Я горжусь работой, которую я здесь сделал.
Benimle gurur duyacağını düşünmüştüm.Я думал, ты будешь мною гордиться.
Kendimle gurur duydum.Я гордился собой.
En büyük derdi gururudur.Его наследие велико.
Bunu yapmaktaki tek sebebim Gurumun bana öyle söylemesiydi.Единственная причина, по которой я делал это, — так мне говорил мой Гуру.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Прекрасно знает свою дочь и очень-очень гордится ею.
Lewis de kısa sürede hazırlamayacağı ve gurur duyacağı yüksek kaliteli bir albüm yapmak istiyordu.Льюис также хотела выпустить качественный альбом, которым она могла бы гордиться.
Köyde Hasan tek ineğin sahibi olmanın gururunu yaşmaktadır.Бездетный Машт Хассан — владелец единственной в деревне коровы.
In Flames gurubunun Subterranean albümünde ilk çalışmalarını gerçekleştirmiştir.Его ранние работы можно услышать в In Flames альбом Subterranean.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Мы сделали это и очень гордимся собой.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.При этом он был меньше любого из шестёрки.
Saçlarım benim gururumdu.У меня и волосы успели поседеть.
(Sizi seviyoruz ve gurur duyuyoruz) Rusya: Российский футбол, победа за нами.Ниже даны приблизительные переводы девизов: Россия: «Российский футбол, победа за нами.
Up All Night, One Direction gurubunun ilk albümüdür.Up All Night — первый студийный альбом One Direction.
28 Şubat 2010'da Guru, kalp krizi geçirdi ve ardından komaya girdi.28 февраля 2010 у Guru остановилось сердце, и затем, после операции, он впал в коматозное состояние.
Arjuna yeğeniyle büyük gurur duyuyordu ve kalbi gururla dolmuştu.Старик Державин был высокого мнения о племяннике и много пёкся о его судьбе.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Это было родовое поместье данного семейства.
Seninle gurur duyuyoruz!И давайте гордиться тобой!
Duikerler habitatlarına göre iki guruba ayrılırlar.По словам некоторых посетителей, в Орфеуме обитают два призрака.
Daha sonra George Bellows da bu guruba dahil olmuştur.Позже к ним присоединился Джордж Беллоуз.
Babası ondan özür diler ve onunla gurur duyduğunu söyler.Она здоровается с ним, говорит, что сожалеет о его утрате.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Район не обеспечен метрополитеном.
Doğal olarak bu hareket, Alman keşif guruplarınca saptanmıştı.Участники группы по мере возможности срывали разведывательные мероприятия немцев.
Gurur duyduk.Мы гордимся
Guru Nanak ilk guruydu ve Guru Gobind Singh insan biçimindeki son gurudur.Гуру Гобинд Сингх стал последним гуру в человеческой форме.
Türkiye'de bu ortamı yakaladığım için ayrıca çok gururluyum.Одновременно этот вид был обнаружен также в Турции.
2014 Haziran itibarıyla TemplateMonster 50.000’den fazla şablon geliştirmenin gururunu yaşıyor.К концу июня 2014 TemplateMonster выпустил уже более 50 000 шаблонов.
Ayvacıkspor ilçenin gururudur.Ими гордится Климовщина
Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...Он понимал: Трудно быть Богом.
Sizler Çöplü olmakla ne kadar gurur duysanız azdır.Как вам не стыдно быть вместе с такою дрянью!
Kendisini denize attıp intihar etti gururundan.Покончил жизнь самоубийством, утопившись в море.