Tom'un ortağı, gurme patlamış mısır baharatlarını da satmaları gerektiğini düşündü.Tom's partner thought that they should also sell gourmet popcorn seasonings.
Tom bir gurme aşçı.Tom is a gourmet cook.
1952'de Kakao Barry, fasülyeden gurme çikolataya kadar aktif oldu.In 1952, Cacao Barry became active from bean to gourmet chocolate.
Kıbrıs Gurme Rehberi.Gurme Rehberi.
Sayısız gurme yemek yiyeceksiniz.You'll eat countless gourmet meals.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.No, not because I'm some self-righteous, goody-two shoes foodie.
Biz gurmeler realist değiliz. Bizler aşığız.We're not realists, us foodies; we're lovers.
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.New model cars. And a gourmet kitchen.
İşte ciddi bir gurme tüyosu: Kan taze olmalı!Here’s an important foodie tip: the blood has to be fresh!
Kültür ve Toplum: Zagrep Şarap Gurme Festivali'ne ev sahipliği yaptıCulture and Society: Zagreb hosts Wine Gourmet Festival
Zagrep Şarap Gurme Festivali 12 Şubat Cuma ve Cumartesi günü gerçekleşti.Zagreb's Wine Gourmet Festival took place on Friday (February 12th) and Saturday.
Yoksulların daha kaliteli, gurme şeylere ihtiyacı vardır.Poverty needs the finer things -- gourmet.
Uzman GurmeConnoisseur Gourmand Society portal Food portal
Gurme meze tabağıA gourmet antipasto platter
Edward Hibbert : Gil Chesterton, radyo gurme programını sunuyor.Aqui fala Jorge Veiga pela Rádio Nacional.
Kıbrıs Gurme Rehberi.Advanced Nitrox-instruktør.
Bir gurme kahve, bir!1杯が
Bir gurme kahve, bir! Çocuklarımızı okullarda beslemek için bütün bir hafta harcadığımızdan daha fazla.Egy finom kávé, egyetlenegy, többe kerül, mint a gyerekeink egyheti ebédje az iskolában.
Bir gurme kahve, bir! Çocuklarımızı okullarda beslemek için bütün bir hafta harcadığımızdan daha fazla.Ena gurmanska kava, ena -- je več, kot kar potrošimo za prehrano naših otrok v celem tednu v naših šolah.
Bir gurme kahve, bir! Çocuklarımızı okullarda beslemek için bütün bir hafta harcadığımızdan daha fazla.Jedna dobra kawa, kosztuje więcej niż wydajemy na wyżywienie naszych dzieci w szkołach przez cały tydzień.
Bir gurme kahve, bir! Çocuklarımızı okullarda beslemek için bütün bir hafta harcadığımızdan daha fazla.Một ly cà phê, một, là hơn -- chúng ta chi nhiều hơn là ta chi để nuôi trẻ cho một tuần trong trường.
Bir gurme kahve, bir!고급커피 한잔
Bir gurme kahve, bir!קפה אנין אחד,
Bir gurme kahve, bir!قهوة ذواقة واحدة
Biz gurmeler realist değiliz.Chúng ta, những người say mê đồ ăn, không có đầu óc thực tế.
Biz gurmeler realist değiliz.Kami bukan realis, kami para pecinta makanan.
Biz gurmeler realist değiliz.저희같은 미식가들은 현실주의자가 아니라
Biz gurmeler realist değiliz.Mi ínyencek, nem vagyunk realisták.
Biz gurmeler realist değiliz.My gurmáni nejsme realisté.
Biz gurmeler realist değiliz.My, smakosze, nie jesteśmy realistami.
Biz gurmeler realist değiliz.Noi gurmanzii nu suntem realişti.
Biz gurmeler realist değiliz.Non siamo realisti, noi appassionati del cibo.
Biz gurmeler realist değiliz.Nós, malucos por comida, não somos realistas.
Biz gurmeler realist değiliz.No somos realistas nosotros los gourmets
Biz gurmeler realist değiliz.Nous ne sommes pas réalistes, nous autres, fans de gastronomie.
Biz gurmeler realist değiliz.Vi matfantaster är inte realister.
Biz gurmeler realist değiliz.We zijn geen realisten, wij fijnproevers.
Biz gurmeler realist değiliz.Wir sind keine Realisten, wir Genießer.
Biz gurmeler realist değiliz.Εμείς οι λάτρεις του καλού μοντέρνου φαγητού δεν είμαστε ρεαλιστές.
Biz gurmeler realist değiliz.Мы, гурманы, не реалисты.
Biz gurmeler realist değiliz.Ние, гастрономите, не сме реалисти.
Biz gurmeler realist değiliz.אנחנו האכלנים לא ריאליים.
Biz gurmeler realist değiliz.فنحن لسنا واقعيون - نحن متذوقي الأطعمة -
Biz gurmeler realist değiliz.僕らは恋愛主義者さ
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Bukan, bukan karena saya pecinta makanan yang berlebihan.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil. Gerçekten öyleyim.Não porque eu seja doido por comida pretensiosa com a mania de ser certinho em tudo — o que sou na realidade.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Inte för att jag är någon självrättfärdig, dygdig matfantast.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Không, chẳng phải vì tôi là một tên tự mãn đam mê thức ăn, hợm hĩnh hay lên mặt đạo đức hay gì cả.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.제가 저만 잘났고 융통성 없는 미식가여서 그런 건 아녜요.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Nee, niet omdat ik een zelfingenomen, deugdzame fijnproever ben.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Nein, nicht, weil ich ein selbstgerechter Genießer und Gutmensch bin.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Nem, nem azért, mert egy önelégült, szenteskedő, kétlábú ínyenc vagyok.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Nie, nie dlatego, że jestem takim porządnym chłopczykiem od dobrego jedzenia.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Non, ce n'est pas parce que je suis un fana de cuisine intransigeant et rigoriste.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.No, non perché sono uno di quei virtuosi amanti del buon cibo sano e tradizionale.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.No, no porque sea algún prepotente gourmet 'goody-two shoes'.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Nu, nu fiindcă aş fi un gurmand deosebit de virtuos şi ipocrit.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Samozřejmě ne proto, že bych byl nějaký svatouškovský hrozně zásadový labužník.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Όχι, όχι γιατί είμαι κανένας ηθικολόγος, καλοκάγαθος φανατικός της γαστριμαργικής μόδας
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.Нет, не потому, что я самодовольный, благочестивый гурман.