Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.안식일마다 바울이 회당에서 강론하고 유대인과 헬라인을 권면하니라
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Men han holdt Samtaler i Synagogen på hver Sabbat og overbeviste Jøder og Grækere.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Men hver sabbat holdt han samtaler i synagogen, og han overbeviste jøder og grekere.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Och i synagogan höll han var sabbat samtal och övertygade både judar och greker.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Ogni sabato poi discuteva nella sinagoga e cercava di persuadere Giudei e Greci
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Paul discourait dans la synagogue chaque sabbat, et il persuadait des Juifs et des Grecs.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Pavel vorbea în sinagogă în fiecare zi de Sabat, şi îndupleca pe Iudei şi pe Greci.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Tedy miewał rozmowę w bóżnicy na każdy sabat i pozyskiwał i Żydy, i Greki.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Und er lehrte in der Schule an allen Sabbaten und beredete beide, Juden und Griechen.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Vetekedék pedig minden szombaton a zsinagógában, és igyekezék mind zsidókat, mind görögöket meggyõzni.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Y discutía en la sinagoga todos los sábados y persuadía a judíos y a griegos
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Διελεγετο δε εν τη συναγωγη κατα παν σαββατον και επειθεν Ιουδαιους και Ελληνας.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.Во всякую же субботу он говорил в синагоге и убеждал Иудеев и Еллинов.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.І розмовляв що-суботи в школї, і пересьвідчував Жидів і Єленян.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.וידבר בבית הכנסת בכל שבת ושבת ויוכח את היהודים ואת היונים׃
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.وكان يحاج في المجمع كل سبت ويقنع يهودا ويونانيين.
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.每 逢 安 息 日 、 保 羅 在 會 堂 裡 辯 論 、 勸 化 猶 太 人 和 希 利 尼 人
Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudileri hem Grekleri ikna etmeye çalışıyordu.每 逢 安息日 、 保羅 在 會堂 裡 辯論 、 勸化猶 太 人和 希利尼人
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.A kozol, ten chlpatý, je grécky kráľ, a veľký roh, ktorý bol medzi jeho očima, je prvý kráľ.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.A szõrös kecskebak Görögország királya, a nagy szarv pedig, a mely szemei között vala, az az elsõ király.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.A ten kozieł kosmaty jest król Grecki, a ten róg wielki, który jest między oczyma jego, jest król pierwszy.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Con dê xờm đực , tức_là vua nước Gờ-réc ; và cái sừng lớn ở giữa hai con mắt , tức_là vua đầu nhứt .
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Con dê xờm đực, tức là vua nước Gờ-réc; và cái sừng lớn ở giữa hai con mắt, tức là vua đầu nhứt.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.den lådne Buk er Kongen af Grækenland, og det store Horn i dens Pande er den første Konge.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Der Ziegenbock aber ist der König in Griechenland. Das Horn zwischen seinen Augen ist der erste König.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.El macho cabrío es el rey de Grecia. Y el cuerno grande que tenía entre sus ojos es el primer rey
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.il capro è il re della Grecia; il gran corno, che era in mezzo ai suoi occhi, è il primo re
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Ja kauris on Jaavanin kuningas, ja suuri sarvi, joka sillä oli keskellä otsaa, on ensimmäinen kuningas.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.털이 많은 수염소는 곧 헬라 왕이요 두 눈 사이에 있는 큰 뿔은 곧 그 첫째 왕이요
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Kosmati kozel pa je kralj grški, in veliki rog, ki je bil med njegovimi očmi, je kralj prvi.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Kozel pak ten chlupatý jest král Řecký, a roh ten veliký, kterýž jest mezi očima jeho, jest král první.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Le bouc, c`est le roi de Javan, La grande corne entre ses yeux, c`est le premier roi.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Mas o bode peludo é o rei da Grécia; e o grande chifre que tinha entre os olhos é o primeiro rei.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Men bocken är Javans konung, och det stora hornet i hans panna är den förste konungen.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Ţapul însă este împărăţia Greciei, şi cornul cel mare dintre ochii lui, este cel dintîi împărat.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.А козел косматый – царь Греции, а большой рог, который между глазами его, это первый ее царь;
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Буйният козел е гръцкият цар; и големият рог между очите му е първият цар.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.והצפיר השעיר מלך יון והקרן הגדולה אשר בין עיניו הוא המלך הראשון׃
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.والتيس العافي ملك اليونان والقرن العظيم الذي بين عينيه هو الملك الاول.
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.那 公 山 羊 、 就 是 希 臘 王 . 〔 希 臘 原 文 作 雅 完 下 同 〕 兩 眼 當 中 的 大 角 、 就 是 頭 一 王
Teke Grek Kralıdır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.那 公山羊 、 就是 希臘王 . 〔 希 臘 原文 作雅 完 下同 〕 兩 眼 當 中 的 大 角 、 就 是 頭 一 王
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.A synov Júdu a synov Jeruzalema ste popredali synom Javáncov, aby ste ich ďaleko odstránili od ich územia.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.A synów Judzkich i synów Jeruzalemskich sprzedawacie synom Jawanowym, abyście ich oddalili od granic ich.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.A syny Judské i syny Jeruzalémské prodáváte synům Javanovým, aby je pryč zavodili od pomezí jejich.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.Aţi vîndut pe copiii lui Iuda şi ai Ierusalimului copiilor Grecilor, ca să -i depărtaţi din ţara lor.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.És a Júda fiait és Jeruzsálem fiait eladtátok a Jávánok fiainak, hogy messze vessétek õket határaiktól:
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.For se, i de dager og på den tid, når jeg gjør ende på Judas og Jerusalems fangenskap,
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.in otroke Judove in otroke jeruzalemske prodajali sinovom Grčije, da jih spravite daleč od njih pokrajine:
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.또 유다 자손과 예루살렘 자손들을 헬라 족속에게 팔아서 본 지경에서 멀리 떠나게 하였음이니라
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.och eftersom I haven sålt Judas och Jerusalems barn åt Javans barn, till att föras långt bort ifrån sitt land.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.Penduduk Yehuda dan Yerusalem kamu bawa jauh dari negerinya; kemudian kamu jual kepada bangsa Yunani
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.sekä myyneet Juudan ja Jerusalemin lapsia jaavanilaisille, poistaaksenne heidät kauas omalta maaltansa.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.Thi se, i de Dage og på den Tid, når jeg vender Judas og Jerusalems Skæbne,
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.А продадохте на Гърците, Юдейците и Ерусалимците, За да ги отдалечите от пределите им,
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.и сынов Иуды и сынов Иерусалима продавали сынам Еллинов, чтобыудалить их от пределов их.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.ובני יהודה ובני ירושלם מכרתם לבני היונים למען הרחיקם מעל גבולם׃
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.وبعتم بني يهوذا وبني اورشليم لبني الياوانيين لكي تبعدوهم عن تخومهم.
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.並 將 猶 大 人 、 和 耶 路 撒 冷 人 、 賣 給 希 臘 人 〔 原 文 是 雅 完 人 〕 使 他 們 遠 離 自 己 的 境 界
Yahuda ve Yeruşalim halkını Topraklarından uzaklaştırmak için Greklere sattınız.並將猶 大人 、 和 耶路撒冷 人 、 賣給 希 臘 人 〔 原文 是 雅 完人 〕 使 他 們遠離 自己 的 境界
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.Al vragen Joden wonderen als bewijs en zoeken Grieken naar wijsheid,