Ana içeriğe geç
Sözlük

gizem ile cümle

gizem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her olayda bir grup yabancı neden ve nasıl oraya getirildiklerini bilmedikleri bu gizemli yapıda uyanır.Група тинейджъри се събуждат в мистериозен коридор без спомени кои са и как са попаднали там.
Sezonun ilk blok bölümleri, çok fazla gizem içerdiği ve cevapları vermede yetersiz kaldığı için eleştirildi.Първият блок от епизоди е критикуван за поставяне на твърде много мистерии без да дава достатъчно отговори.
Bu olay bir bize bir gizem sunar.Но това се оказва само мит.
Yıllar boyunca ökaryotik genomlardaki süpersarılımın kaynağı gizemli kalmıştır.В продължение на векове произходът на сколиозата остава загадка на медицината.
Ancak yaşlı çiftin gizemli davranışları Caroline'in dikkatini çeker.Въпреки метресите на нейния съпруг, той има добро отношение към Каролина.
Eşsiz ve biraz da gizemli.Opasna ali misteriozna.
Terence Stamp rolü Abraham Portman, Jake'in gizemli bir şekilde ölmüş olan büyükbabası.Terence Stamp kao Abraham "Abe" Portman, Jakeov djed koji dijeli svoju osebujnu sposobnost njemu.
Gizemli numaralarda Aday no: 23 dir.Film The Number 23, vrti se oko enigme broja 23.
Filmin adı "Okyanusun Gizemi"'dir.Nadimak joj je "The Ocean State" (Oceanska država).
"Bulbasaur'ın Gizemli Bahçesi"nde evrim törenini gerçekleştiren bir Venusaur vardı.Venusaur je vođa evolucijske ceremonije Bulbasaura koji se pojavio u epizodi Bulbasaur's Mysterious Garden.
Birçok gizemler hala vardır.Jedna misterija je dakako preostala.
Gizemli birisidir.Misteriozna dama.
Dışsallık, uzaklık, erişilmezlik, gizem anlamlarını içerir.Tomu suprostavljanju nagovještaj, tajanstvenost, ne reći do kraja.
Modern çalışmalar birkaç gizemi ortaya çıkarmıştır.Suvremana istraživanja nekoliko tajna.
Onlar beraber çeşitli gizemleri çözümlemeye çalışırlar.Pokušaju riješiti misteriju.
1848'de gizemli bir şekilde kayboldu ve sonunda ölü olduğu tahmin edildi.Ljeta 1894. opet je promatračima nestao pa su ga smatrali izgubljenim.
Kendileri çok iyi bir araştırmacılardır ve her gizemi çözmektedirler.To su komplicirane kontrole i nespretno riješen inventorij.
Gizemli Güç Şarkılı Bahçe Çıtır Nerede?O daljoj sudbini vidi NK Varaždin Varaždin.
"TC Kimlik Numaralarının Gizemli Yönleri!".DVD Selci Đakovački Informacije".
Yoğun çalışmalara rağmen Kedi Gözü Bulutsusu birçok gizeme sahiptir.Napriek intenzívnemu štúdiu ukrýva hmlovina Mačacie oko stále veľa tajomstiev.
Modern çalışmalar birkaç gizemi ortaya çıkarmıştır.Moderné štúdie narazili na niekoľko tajomstiev.
Güneş sistemi'nde buna benzer gizemli bir durum vardır.V slnečnej sústave je takýto jav úplne ojedinelý.
Ama orada bir gizem vardır.V čom je tajomstvo.
Gizemli numaralarda Aday no: 23 dir.Radová číslovka je dvadsiaty deviaty.
Gizemli adam aynı anda iki yerde olabileceğini Fred'e gösterir.Tak môže byť Texar videný súčasne na dvoch rôznych miestach.
Ancak bu gizemli kadınla buluşma gayretleri her seferinde bir şanssızlık sonucunda sekteye uğrar.No ako vždy, táto trojica sa ‘náhodou’ dostala k riešeniu tejto záhady.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Vedci však začínajú jeden po druhom záhadne miznúť.
Diocletianus hâlen tarihin en gizemli ve çelişkili karakterlerinden biridir.Konštantín patrí k najrozporuplnejším historickým postavám.
Eşsiz ve biraz da gizemli.Nebezpečné a záhadné.
Obinler gizemli bir uzaylı türüdür ve haklarında pek az şey bilinmektedir.Danburit je málo známy minerál, jeho vlastnosti sú podobné topásu.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Jeho pôvod je však do veľkej miery záhadou.
Sol kapı daha gizemlidir ve sanat tarihçileri doğru tanımlaması üzerinde hâlâ tartışmaktadır.Levi portal je bolj skrivnosten in umetnostni zgodovinarji se še vedno prepirajo o pravilni identifikaciji.
Film, doğmamış çocuğun ölümünden sonra 9 yaşındaki gizemli bir kızı evlat edinen bir çifti konu ediniyor.Zgodba se osredotoča na par, ki po smrti njunega nerojenega otroka posvoji skrivnostno 9 letno dekle.
Gizemli yerlerdir.Na skrivnostnih tleh.
Ancak babası Tuncer, oldukça gizemli bir kişiliğe sahiptir.Njihov bog Šiva je zelo skrivnosten.
Bu isimsiz cesedin sırrı o tarihten beri gizemini koruyor.Njihova identiteta je od tedaj močno varovana skrivnost.
Destiny'nin su rezervleri gizemli bir şekilde kaybolmaktadır.Timurjeva zapuščina je mešana.
Tüm Gizemleriyle Tapınak Şövalyeleri (Knights Templar).Seznam velikih mojstrov vitezov Templjarjev.
Günün birinde ortadan kaybolan adam arkasında büyük bir gizem bırakmıştır.Neke noči je kar na mostu igral s skrivnostnim tujcem.
Terry O'Quinn, gizemli John Locke'ı oynadı.Terry O'Quinn įkūnijo paslaptingąjį Džoną Loką (John Locke).
Güneş sistemi'nde buna benzer gizemli bir durum vardır.Saulės sistemoje yra panašių asteroidų.
Fakat diğer süreçler gizemini sürdürmektedir.Kiti pasakojimai taip pat pilni paslaptingumo.
Harry gizemli bir şekilde Üç Büyücü Turnuvası'na dördüncü yarışmacı olarak seçilmiştir.Ši mergina ketvirtame Hario kurse kartu buvo patekusi į burtų trikovės turnyrą.
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...Tačiau iki mūsų laikų tebėra gyvas pasakojimas apie septynis pasaulio stebuklus.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Nepaaiškinamomis aplinkybėmis jie paslaptingai dingsta.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Ta suri mõistatuslikel asjaoludel.
"Gizemli Keşfin Hüzünlü Tanığı: Hürmüz"."Sureva detektiivi mõistatuses" simuleerimisest.
Kazuya ondan gizemli bir kadındı, diye bahseder.Hera väitis, et mees, Zeus väitis, et naine.
Ölüm bilinmezlik ve gizemdir.Teadvus ja surma müsteerium.
2.DÜNYA SAVAŞININ 10 GİZEMİ 10- Rommel'in HazinesiΔεκα μυστηρια του Β Παγκόσμιου πολέμου 10 θησαυροί του Ρόμελ
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik] Adam:[άντρας που μιλάει στη γλώσσα του] [παιχνιδιάρικη μουσική] άντρας:
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][âm nhạc hay thay đổi] người đàn ông:
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][férfi anyanyelvén beszél] [különös zene]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][남자 현지어로 얘기함] [경쾌한 음악]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][mand taler lokalt sprog] [pudsig musik]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][man pratar på inhemskt språk] [egendomlig musik]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][man spreekt in eigen taal] [onrustige muziek]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][mężczyzna mówiący w ojczystym języku] [dziwna muzyka]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][mies puhuu omaa kieltään] [leikkisää musiikkia]
[Adam kendi dilinde konuşur] [gizemli bir müzik][muž hovoří rodnou řečí] [rozmarná hudba]
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod