Hangi giysiyi daha çok seviyorsun?What dress do you like more?
Bu giysiyi ben kendim yaptım.I made this clothing myself.
Şimdiye kadar ilk kez bu giysiyi denedim.This is the first time I've ever tried this dress on.
Tom Mary'nin onun almasını istediği giysiyi satın almadı.Tom didn't buy the dress Mary wanted him to buy her.
Giysiyi sandığa koydu.She placed the garment into the chest.
Bu giysiyi nereden buldun?Where did she find that outfit?
Ben öyle bir giysiyi en son, Cab Callowy sahnede gösteri yaparken görmüştüm.I don't know, the last time I recall, Cab Callowy used that outfit for his stage uniform.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıAhijah laid hold of the new garment that was on him, and tore it in twelve pieces.
Üzerindeki giysiyi soyacak, güzel mücevherlerini alacaklar.They shall also strip you of your clothes, and take away your beautiful jewels.
Belgrad Moda Haftasında bir model bir giysiyi sunuyor. [Getty Images]A model presents an outfit at Belgrade Fashion Week. [Getty Images]
Cruise'un giysiyi giymek ve çıkarmak için 30 dakikaya ihtiyacı oluyordu.Чтобы надеть костюм на Кристи требовалось примерно сорок пять минут.
Bu işlev nano giysiyi rakiplerin ele geçirmesini önlemek için kullanılır.Ця функція використовується для того, щоб нанокостюм не дістався противнику.
Cruise'un giysiyi giymek ve çıkarmak için 30 dakikaya ihtiyacı oluyordu.Phải mất Christie khoảng 45 phút để mặc bộ trang phục.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıA Achiáš pochytil nové rúcho, ktoré mal na sebe, a roztrhal ho na dvanásť kusov
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıAchia afferrò il mantello nuovo che indossava e lo lacerò in dodici pezzi
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıAchija saisit le manteau neuf qu`il avait sur lui, le déchira en douze morceaux,
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıAhia a apucat haina nouă pe care o avea pe el, a rupt -o în douăsprezece bucăţi,
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıA-hi-gia bèn nắm áo mới người mặc trong mình mà xé ra làm mười miếng .
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıA-hi-gia bèn nắm áo mới người mặc trong mình mà xé ra làm mười miếng.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıDa greb Ahija fat i den ny Kappe, han havde på, rev den i tolv Stykker
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıDa tok Akia den nye kappe han hadde på, og rev den i tolv stykker.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıEntão Aías pegou na capa nova que tinha sobre si, e a rasgou em doze pedaços.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıEntonces Ajías tomó el manto nuevo que llevaba sobre sí, lo rasgó en doce pedazos
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıÉs megragadván Ahija az új ruhát, a mely azon volt, hasítá azt tizenkét részre.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıIn prime Ahija novo oblačilo, ki ga je imel na sebi, ter ga raztrga na dvanajst kosov
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdı아히야가 그 입은 새 옷을 잡아 열 두 조각에 찢고
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıLalu Ahia melepaskan jubahnya, dan merobek-robeknya menjadi dua belas potong
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıOch Ahia fattade i den nya manteln som han hade på sig och ryckte sönder den i tolv stycken.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıscheurde Ahia zijn nieuwe mantel in twaalf stukken
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıTedy ujav Achiáš roucho nové, kteréž měl na sobě, roztrhal je na dvanácte kusů.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıTedy wziąwszy Achyjasz płaszcz nowy, który miał na sobie, rozdarł go na dwanaście sztuk.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıUnd Ahia faßte den neuen Mantel, den er anhatte, und riß ihn in zwölf Stücke
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıΚαι επιασεν ο Αχια το νεον ιματιον, το οποιον εφορει, και εσχισεν αυτο εις δωδεκα τμηματα
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıИ Ахия хвана новата дреха, която носеше, и разкъса я на дванадесет части.
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıИ взял Ахия новую одежду, которая была на нем, и разодрал ее на двенадцать частей,
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıויתפש אחיה בשלמה החדשה אשר עליו ויקרעה שנים עשר קרעים׃
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdıفقبض اخيا على الرداء الجديد الذي عليه ومزّقه اثنتي عشرة قطعة
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdı亞 希 雅 將 自 己 穿 的 那 件 新 衣 撕 成 十 二 片
Ahiya üzerindeki giysiyi yırtıp on iki parçaya ayırdı亞希 雅 將 自己 穿 的 那 件 新衣 撕成 十二 片
Ben öyle bir giysiyi en son, Cab Callowy sahnede gösteri yaparken görmüştüm.나도 몰라, 내가 기억 하는 마지막으로 택시 Callowy 사용 그 옷 그의 무대 유니폼에 대 한.
Ben öyle bir giysiyi en son, Cab Callowy sahnede gösteri yaparken görmüştüm.Das letzte Mal als ich sowas sah, war es Cab Calloway, der so einen Anzug auf der Bühne anhatte.
Ben öyle bir giysiyi en son, Cab Callowy sahnede gösteri yaparken görmüştüm.Δεν ξέρω, την τελευταία φορά που θυμάμαι, ο Καμπ Κάλογουεϊ χρησιμοποιούσε αυτή την ενδυμασία στην σκηνή.
Ben öyle bir giysiyi en son, Cab Callowy sahnede gösteri yaparken görmüştüm.لا أعرف، آخر مرة أذكر، كاب كاوي إستخدم مثل ذلك الزي كزي لعرضه المسرحي
Bu giysiyi nereden buldun? 'Biz Çirkiniz' mağazasından mı? 'O Çirkin' mağazasından gibi geldi bana.Dove hai trovato questo vestito?Ti piace Brutti-come-noi? mi piace di più Brutta-come-lei.
Bu giysiyi nereden buldun?Di mana dia menemukan pakaian itu?
Bu giysiyi nereden buldun?Typ "Ugly are us"?
Bu giysiyi nereden buldun?Това обективизира и двата пола.
Çünkü herkes bu beyaz giysiyi giyer, fakiri de, zengini de, güçlüsü de, zayıfı da, hastası da...Herkes...모두 흰색 복장이 있기 때문에 부자, 가난한 사람, 강력한, 약한, 병자, 모두 들,
Çünkü herkes bu beyaz giysiyi giyer, fakiri de, zengini de, güçlüsü de, zayıfı da, hastası da...Herkes...Les écrits de Heiger Du Bois,
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››그 채색 옷을 보내어 그 아비에게로 가져다가 이르기를 우리가 이것을 얻었으니 아버지의 아들의 옷인가 아닌가 보소서 하매
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››וישלחו את כתנת הפסים ויביאו אל אביהם ויאמרו זאת מצאנו הכר נא הכתנת בנך הוא אם לא׃
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››وارسلوا القميص الملّون واحضروه الى ابيهم. وقالوا وجدنا هذا. حقق أقميص ابنك هو ام لا.
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››打 發 人 送 到 他 們 的 父 親 那 裡 說 、 我 們 撿 了 這 個 、 請 認 一 認 、 是 你 兒 子 的 外 衣 不 是
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››打發人 送到 他 們的 父親 那 裡說 、 我們撿 了 這個 、 請認 一 認 、 是 你 兒子 的 外衣 不是
Her giysiyi, deriden, keçi kılından, tahtadan yapılmış her nesneyi arındıracaksınız.››Cũng phải làm cho sạch hết thảy áo xống, mọi vật bằng da, mọi vật bằng lông dê, và mọi đồ đạc bằng cây.
Her giysiyi, deriden, keçi kılından, tahtadan yapılmış her nesneyi arındıracaksınız.››Cũng phải làm cho sạch hết_thảy áo_xống , mọi vật bằng da , mọi vật bằng lông dê , và mọi đồ_đạc bằng cây .
Her giysiyi, deriden, keçi kılından, tahtadan yapılmış her nesneyi arındıracaksınız.››I rzekł im Mojżesz: Jeźliż uczynicie, coście rzekli, a pójdziecie zbrojno przed obliczem Pańskiem na wojnę;
Her giysiyi, deriden, keçi kılından, tahtadan yapılmış her nesneyi arındıracaksınız.››무릇 의복과 무릇 가죽으로 만든 것과 무릇 염소털로 만든 것과 무릇 나무로 만든 것을 다 깨끗케 할지니라
Her giysiyi, deriden, keçi kılından, tahtadan yapılmış her nesneyi arındıracaksınız.››Og alle klær og alt som er gjort av skinn eller av gjetehår, og alle trekar skal I rense.
Her giysiyi, deriden, keçi kılından, tahtadan yapılmış her nesneyi arındıracaksınız.››Og enhver Klædning, enhver Læder ting, alt, hvad der er lavet af Gedehår,og alle Træredskaber skal I rense!"