Gary aynı zamanda ayakkabı giyer.シューズは革靴を履いている。
Üniformasını giyer ve arabaya biner.シートベルトを外して、車から出てください。
Bayramda herkes yeni bot ve parkalarını giyerler.なお出演者全員、白衣と眼鏡を着用している。
Çok dayanıklı bir vücut zırhı giyer.強靭な肉体を堅い鎧で守っている。
Gary aynı zamanda ayakkabı giyer.但有趣的是,他也收集鞋子。
Palyaço kıyafetleri giyerler.穿著一身小丑裝束。
Altına da yeşil normal şortlardan daha uzun bir şort giyer.它也比正常尾钩要厚(约1英寸厚)。
Eğer hava soğuksa bir gömlek giyerdi.遇有行軍打仗之時,則穿號衣。
Ağır zırh giyerler ve gaz maskesi takarlar.他身穿防弹衣,戴着防毒面具。
Parisli cumhuriyetçiler, kırmızı Frigya başlığını giyerek devrim heveslerini açıkça göstermekteydiler.在巴黎參與革命的人們紛紛佩戴紅色弗里吉亞帽,彰顯革命熱情與團結。
Gözlük takar ve sarı bir kazak giyer.他戴眼鏡、穿黃色夾克。
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.涂装 仅仅是看着好看而已。
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.男性和女性都穿著皮衣。
Akademispor'un birçok futbolcusu Eskişehirspor'un formasını giyer.多數的球員穿著pony出賽。
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.而前降神者,復號於眾曰:「焚之。
Eve giderken yanlışlıkla birbirlerinin palrolarını giyerler.休假時會穿著和服渡過。
Zincir zırh giyerlerdi, ağır zırhlı atları vardı ve mızrakları birincil silahtı.她的召喚獸身穿重型盔甲和馬上長矛比武用的長槍。
1911 - V. George, taç giyerek resmen İngiltere Kralı oldu.1911年:喬治五世加冕為英國國王。
Japonya'da çoğu genç kız uzun topuklu ayakkabı giyer.在日本,男童也會在高級場合上穿著佩上熱褲的禮服。
Bazen üniversitenin resmi tişörtünü de giyer.在校舍內經常穿着平針織衣服。
Yüzü çirkin olduğu için maskesini acele ile giyer.小時候母親因害怕他的臉而要他戴著面具。
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.二人常傅朱粉、穿著華麗的衣服。
Senatörler tunica laticlavia denen geniş kırmızı çizgili tunikler giyerlerdi.원로원 의원은 넓고 붉은 줄이 있는 투니카(tunica laticlavia)를 입었다.
Zırhlar giyerler.갑옷을 입고 있다.
Soyuz uzay aracıyla uçan herkes giyer.우주복(宇宙服) 우주 비행사가 입는 옷이다.
Mavi bir kıyafet giyer.파란색 두건을 착용하고 있다.
1543 - Mary Stuart, daha 9 yaşındayken taç giyerek İskoçya Kraliçesi oldu.1543년 9개월의 아기였던 메리 스튜어트는 대관식을 치르고 스코틀랜드의 여왕이 되었다.
Yaz mevsiminde erkekler pantolon veya şalvar üzerine gömlek giyerler.남녀 모두 입는 겉옷으로 남자들은 여름이 아니면 반드시 입는다.
Üniformasını giyer ve arabaya biner.사고 싶은 옷을 찾아서 카트에 넣으세요!
Yüzü çirkin olduğu için maskesini acele ile giyer.오깅이 마스크를 쓰는 이유는 맨 얼굴은 불량스럽지 못하다고 생각되어 마스크를 쓰면 불량해 보이기 때문에 마스크를 쓴다.
Ceket altına beyaz bir gömlek giyerlerdi, boyunbağı bağlarlardı.그녀는 하얀 망토를 입고, 주름을 잡아서 목에 걸었다.
Eve giderken yanlışlıkla birbirlerinin palrolarını giyerler.매일 한복을 입은 채 이리저리 끌려다녔어요.
Sarı giysiler giyer.노란색 근무복을 입고 다닌다.
'Bugün hayatta olsaydı ne giyerdi?' diye düşünüyoruz." dedi.현재도 수를 자주 물리는 사람에게 "지금이 동탁장긴줄 알아?"라기도 한다.
Kadinlar eskiden canfes (üç etek) de giyerlerdi.의복은 항상 삼의(三衣)를 걸치는 것뿐이었다.
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.הייתה גם התנגדות חוזרת ונשנית להתהדרות בלבוש.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.נשים וגברים כאחד ילבשו שחור.
Hafta kapsamında çoğunlukla turistler Ortaçağ kıyafetleri giyerler.במהלך השבוע מתלבשים חלק מתושבי המקום בתלבושות מימי הביניים.
Senatörler tunica laticlavia denen geniş kırmızı çizgili tunikler giyerlerdi.סנאטור לבש טוניקה עם פסים רחבים, שנקראה טוניקה לטיקלאבי (laticlavi).
20 numaralı formayı giyer.חולצה מספר 20.
Çoğunluğu, yine Manta tabir edilen panço giyer.רוב הגברים לובשים רק את המגבת שניתנה.
Aslında kıyafetlerini değiştirip üniformalarını tekrar giyerler.הם חמושים ועוטים את אותם המדים אך מתאמנים באופן אחר.
Kızıl elbiseler giyer.היא לובשת משקפיים אדומות.
Mavi bir kıyafet giyer.כמו כן הוא גם לובש נעליים כחולות.
Çocuklar korkunç kıyafetler giyerek kapı kapı gezerler ve ev sahiplerine "Şaka mı, şeker mi?" diye sorarlar.לפי המסורת, הילדים יוצאים בתחפושות מפחידות לרחובות, עוברים מבית לבית, דופקים על הדלת ואומרים "תעלול או ממתק!".
Ellerini gizlemek için o zamandan bu yana eldiven giyer.לאחר מכן הוא הרכיב משקפיים כדי להגן עליה.
Siyah renkli üniformalar giyerlerdi.אס מדים שחורים.
Bu yüzden savaşçılar, örme zincir külahlarının üzerine sert miğferler giyerlerdi.הלוחמים נהגו לענוד שרשרות עשויות משיני הקורבנות.
Orada avcı kıyafeti giyerek dağları keşfetti.Там той изследва планините облечен като ловец.
Çıplak ayaklarına sandalet giyerler.На краката си обуват сандали от необработена кожа.
Bağdat'ta insanların birçoğu yöresel Arap elbisesi olan kandura giyerler.Освен това, той бива обличан от някои араби в домашни условия.
GTA III’de, Triad üyeleri mavi tulum giyer.В комиксите на компания DC Синият дявол носи тризъбец.
Daha çok kırmızı renkli giysiler giyerler.Носят се често червени ботуши.
Hizmetkarları beyaz giysiler giyerler.Скоро англичаните вдигат бели кърпи.
Erkekler başlarına püsküllü fes giyerlerdi.Мъжете са носели ниски калпаци.
Feyyaz Uçar, millî takım kadrolarına yalnızca Beşiktaş forması giyerken çağrıldı.Йоахим се чувства сигурен единствено когато е облечен в своята прилепнала лейтенантска униформа.
Eğer hava soğuksa bir gömlek giyerdi.В студеното време се обличали с кожи.
"Çukurova bayramlığın giyerken." 8.7: Шапка ти свалям, любов!
Yüzü çirkin olduğu için maskesini acele ile giyer.Не носи маска, но лицето му е боядисано в бяло.
Eve giderken yanlışlıkla birbirlerinin palrolarını giyerler.Когато е облечен, дрехите му са обърнати наопаки.