Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Herrarna hade blåa tröjor, damerna vita förkläden och ganska inne hattar med tunga plymer.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Herrat yllään siniset pelipaidat, naisten valkoinen esiliinat ja varsin muodikasta hatut raskaalla plumes.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Páni nosili modré dresy, dámy biele zástery a poslednou dobou v móde klobúky s ťažkými mrakmi.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Pánové nosili modré dresy, dámy bílé zástěry a poslední dobou v módě klobouky s těžkými mraky.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Panowie nosili niebieskie koszulki, panie białe fartuchy i całkiem modne kapelusze z ciężkimi pióropusze.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.지금 당장은 파란색 셔츠, 여자들은 흰색 앞치마와 꽤 유행 모자를 입고 무거운 plumes와 함께.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Tuan-tuan mengenakan kaus biru, celemek wanita putih dan topi cukup modis with bulu berat.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Οι κύριοι φορούσαν μπλε μπλούζες, οι κυρίες λευκό ποδιές και αρκετά μοντέρνα καπέλα με βαριά λοφία.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Господа носеше сини потници, бели престилки дамите и доста модни шапки с тежки пера.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Господа носили синие майки, дамы белых фартуках и довольно модной шляпы с тяжелыми плюмов.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.Господа носили сині майки, пані білих фартухах і доволі модною капелюхи з важкими плюмом.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.وارتدى السادة بالقميص الأزرق ، ومآزر بيضاء وقبعات السيدات المألوف تماما مع أعمدة الثقيلة.
Beyler mavi formaları, bayan beyaz önlükler giydi ve oldukça şık şapkalar ağır tüyleri.重いプルームした。 また古いの売却のWodger、"パープル子鹿、"氏のジャガー、コブラー、
Bir de... Ben New York'tayken kısa ve seksi bir şey giydiğini söylemiştin...Α, και όσο ήμουν μακριά είπες ότι φόρεσες μίνι φούστα και κάτι ξώπλατο
Bir de... Ben New York'tayken kısa ve seksi bir şey giydiğini söylemiştin...ااه وقلتي انه خلال غيابي ارتديت تنورة ولباسا عاري الظهر
Bir de o montunu giydi mi, kanat gibi oluyordu.-그 코트는 날개 같았다.
Bir de o montunu giydi mi, kanat gibi oluyordu.مع ذلك المعطف مثل الجناح.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Ada suatu masa ketika saya meminta mereka memakai jaket dan kemeja dan dasi.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.A fost o vreme când i-am făcut să poarte sacou şi cămaşă şi cravată.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Był taki czas, gdy kazałem im nosić marynarki, koszule i krawaty.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.C'è stato un momento in cui facevo loro indossare giacca, camicia e cravatta.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Có thời tôi bắt các em phải mặc áo sơ mi, áo vét và đeo cà vạt.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Der var en gang hvor jeg fik dem til at have jakker og skjorter og slips på.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Eine Zeit lang schrieb ich ihnen vor, Jacketts, Hemden und Krawatten zu tragen.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Houve um tempo em que os obriguei a usar casacos, camisas e gravatas.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Hubo un tiempo en que los hacía vestir sacos y camisas y corbatas.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Il y a une époque où je leur demandais de porter des vestes, chemises et cravates.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Jeden čas som ich dokonca donútil nosiť saká, košele a kravaty.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.제가 그들에게 자켓과 셔츠와 타이를 매도록 하는 때가 있었습니다.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Voltak idők, amikor zakót és nyakkendőt köttettem velük.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Υπήρξε καιρός που τους είχα υποχρεώσει να φορέσουν σακάκια και πουκάμισα και γραβάτες.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Були часи, коли я змушував їх вдягати піджаки, сорочки і краватки.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Было время, когда я заставлял их носить пиджаки, рубашки и галстуки.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.Имаше време, когато ги карах да носят сака, ризи и вратовръзки.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.היו תקופות שהכרחתי אותם ללבוש חולצות, חליפות ועניבות.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.كان هنالك وقت عندما جعلتهم يرتدون بدلاتٍ وقمصان, وربطات عنق.
Bir keresinde onlara ceket, gömlek giydirttim ve kravat bağlattım.校長先生がジーンズに
Bir kulluğunu bilenlere giydirilen; ikinci libas kulluğunu bilmeyenlere giydirilen libastır.هو مدرك لعبوديته واللباس الثاني هو الذي يلبس على من ليس مدرك لعبوديته .
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Abbiamo vestito un cowboy come Johnny Cash e legato il manichino al veicolo spaziale. (Risate)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Disfrazamos a un cowboy de Johnny Cash y despues atornillamos el maniquí al cohete. (Risas)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)조니 캐쉬(컨트리 가수) 같은 카우보이 복장을 하고 로켓에 마네킹을 장전합니다. (웃음)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Nous avons déguisé un cowboy comme Johnny Cash et l'avons scotché à la fusée. (Rires)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Przebralismy kowboja za Johnny Cash'a i przymocowaliśmy do rakiety. (Śmiech)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Puimme cowboyn Johnny Cashiksi ja kiinnitimme mannekiinin rakettiin. (Naurua)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)(Smích)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Vestimos um vaqueiro como Johnny Cash e amarramos o manequim ao foguetão. (Risadas)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Vi klædte en cowboy ud som Johnny Cash og fæstnede mannequinen til raketten. (Latter)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Wir haben einen Cowboy als Johnny Cash verkleidet und die Puppe dann an die Rakete geschraubt. (Lachen)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Мы одели манекен в костюм Джонни Кэша и прикрепили его к ракете. (Смех)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)Облякохме каубой като Джони Кеш и прикрепихме манекена към ракетата. (Смях)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)הלבשנו איזה קאובוי כמו ג'וני קאש והברגנו את הבובה אל הטיל. [צחוק]
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)لقد ألبسنا راعي بقرٍ مثل جوني كاش (مغنٍ وممثل أمريكي) ودفعنا مجسَّم عرض أزياءٍ إلى الصاروخ (ضحك)
Bir tane kovboyu Johnny Cash gibi giydirdik ve mankeni rokete bağladık.(Kahkahalar)カウボーイのマネキンを ロケットにくくりつけてあります (笑) では映像を見ましょう
Bodhisattvalar'ın dünya ile olan bağları sanki giydikleri soylu bir elbise ile yerine getirilir.A: A oni sú zobrazené majúce tieto svetské väzby prostredníctvom ich nádherného hávu.
Bodhisattvalar'ın dünya ile olan bağları sanki giydikleri soylu bir elbise ile yerine getirilir.R: y están demostrados que estos lazos mundanos a través de su atuendo principesco.
Bodhisattvalar'ın dünya ile olan bağları sanki giydikleri soylu bir elbise ile yerine getirilir.І вони демонструють свою привязаність до земного світу через свої королівські костюми.
Bodhisattvalar'ın dünya ile olan bağları sanki giydikleri soylu bir elbise ile yerine getirilir.والواضح أن لديهم علاقات وتواصل مع عالمنا من خلال زيهم ومظهرهم الأقرب لمظهر الأمراء
Böylece gemiyi durdurduk. Hepimiz buzun üzerine indik, ve ben sonra yüzüş kıyafetimi giydim ve suya daldım.Và chúng tôi cho dừng tàu trên 1 tảng băng, tôi mặc đồ bơi vào rồi nhảy xuống biển.
Bruno Giussani: Suzanne, çok hızlıca, giydiğin şey herhangi bir şey değil.Bruno Giussani: >> Suzanne, rapid, ce porţi acum nu e întâmplător.
Bruno Giussani: Suzanne, çok hızlıca, giydiğin şey herhangi bir şey değil. (Suzanne Lee:Suzanne, muito rapidamente, o que tens vestido não é uma coisa qualquer.