Ana içeriğe geç
Sözlük

gittik ile cümle

gittik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Als sie entlassen wurden, flüchteten wir nach Kenia und Tansania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Când au fost eliberaţi, am plecat şi ne-am refugiat în Kenya şi Tanzania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Cuando ellos fueron liberados, partimos y fuimos como refugiados a Kenia y Tanzania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Da de blev løsladt, rejste vi og rejste som flygtninge til Kenya og Tanzania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Kiedy ich wypuszczono, uciekliśmy i udaliśmy się do Kenii i Tanzanii jako uchodźcy.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Kiszabadulásuk után Kenyába, majd később Tanzániába mentünk menekültként.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.부모님께서 풀려 나신후에, 우리는 망명자로서 케냐와 탄자니아에 가게 되었습니다.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Quando furono rilasciati, lasciammo il Sudafrica e ci rifugiammo in Kenya e Tanzania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Toen ze vrijkwamen, gingen we weg en trokken als vluchteling naar Kenia en Tanzania.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Когато ги освободиха, напуснахме страната и отидохме в Кения и Танзания като бежанци.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.Когда их освободили, мы переехали в качестве беженцев в Кению и Танзанию.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.כשהשתחררו, עזבנו והלכנו כפליטים לקניה וטנזניה.
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.عندما أطلق سراحمها , غادرنا و ذهبنا كلاجئيين لكينيا و تنزانيا
Ailem serbest bırakıldıktan sonra orayı terkettik, mülteci olarak Kenya ve Tanzanya'ya gittik.その当時 どちらも独立したばかりの国で
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür."Böse, böse!" spricht man, wenn man's hat; aber wenn's weg ist, so rühmt man es dann.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Dårlig, dårlig! sier kjøperen; men når han går bort, roser han sig.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.El que compra dice: "Malo es, malo es"; pero apartándose, se jacta de lo comprado
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Hitvány, hitvány, azt mondja a vevõ; de mikor elmegy, akkor dicsekedik.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür."Huonoa, huonoa", sanoo ostaja, mutta mentyänsä pois hän kehuskelee.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Kẻ mua nói rằng : Không tốt , không tốt ! Ðoạn đi , và tự khoe_khoang mình .
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Kẻ mua nói rằng: Không tốt, không tốt! Ðoạn đi, và tự khoe khoang mình.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.사는 자가 물건이 좋지 못하다 좋지 못하다 하다가 돌아간 후에는 자랑하느니라
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Køberen siger: "Usselt, usselt!" men skryder af Handelen, når han går bort.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Mauvais! mauvais! dit l`acheteur; Et en s`en allant, il se félicite.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Nada vale, nada vale, diz o comprador; mas, depois de retirar-se, então se gaba.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Pembeli selalu mengeluh tentang mahalnya harga. Tetapi setelah membeli, ia bangga atas harga yang diperolehnya
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.,,Rău! Rău!`` zice cumpărătorul, şi plecînd, se fericeşte. -
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.«Robaccia, robaccia» dice chi compra: ma mentre se ne va, allora se ne vanta
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.„Slabo, slabo je!“ pravi, kdor kupuje kaj, ali ko je odšel, se hvali.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.»Uselt, uselt», säger köparen; men när han går sin väg, rosar han sitt köp.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Zlé je, zlé, hovorí ten, kto kupuje, a keď odíde, vtedy sa chváli.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Złe to, złe to, mówi ten, co kupuje, a odszedłszy, ali się chlubi.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Zlé, zlé, říká ten, kdož kupuje, a odejda, tedy se chlubí.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Κακον, κακον, λεγει ο αγοραστης αλλ' αφου αναχωρηση, τοτε καυχαται.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.„Дурно, дурно", говорит покупатель, а когда отойдет, хвалится.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.Лошо е! лошо е! казва купувачът, Но като си отиде, тогава се хвали.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.רע רע יאמר הקונה ואזל לו אז יתהלל׃
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.رديء رديء يقول المشتري واذا ذهب فحينئذ يفتخر.
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.買 物 的 說 、 不 好 、 不 好 . 及 至 買 去 、 他 便 自 誇
Alıcı, ‹‹İşe yaramaz, işe yaramaz›› der, Ama alıp gittikten sonra aldığıyla övünür.買物 的說 、 不 好 、 不 好 . 及至 買去 、 他 便 自誇
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.Ale podľa tejto mapy výskyt ADHD stúpa v smere zo západu na východ USA.
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.이지도를 보면, 집중력 결핍 장애는
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.Ma secondo queste statistiche il DDA cresce andando verso la costa est.
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.Αλλά σύμφωνα με αυτό, η Διαταραχή Ελλειματικής Προσοχής αυξάνει όσο ταξιδεύουμε ανατολικά στις Η.Π.Α.
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.Однако, согласно этой карте, Синдром Дефицита Внимания усиливается, при движении на восток.
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.Проте як свідчить статистика, СДУГ набуває розпоширення в східних регіонах країни.
Ama buna göre, Dikkat Eksikliği Sorunu ülkenin doğusuna gittikçe artıyor.אך לפי הנתונים, אחוז הפרעות הקשב גדל ככל שנעים מזרחה בארצנו.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Ale wierzyliśmy, że nam się uda i cierpliwie wprowadzaliśmy drobne poprawki do naszego systemu.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Boli sme však natoľko presvedčený, že to dokážeme, že sme odolávali a postupne tento systém modifikovali.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.그렇지만 시스템이 차근차근 개선되면서 결국 이 일을 해낼 수 있으리라 확신했습니다.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Namun kami sangat yakin kami dapat berhasil dengan menyelipkan perubahan perubahan kecil pada sistem ini.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Pero estábamos tan convencidos de que lo lograríamos que hicimos ajustes enormes al sistema.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Але ми були настільки впевнені, що зможемо реалізувати задумане, що поступово вносили зміни до системи.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.אבל היינו כה משוכנעים שאנו יכולים לגרום לזה לעבוד שהתקדמנו עם שינויים מצטברים למערכת הזאת.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.ولكننا كنا مؤمنين اننا يمكن ان ننجح بهذا الامر ان استطعنا ان نقوم بتعديلات بسيطة لهذا النظام
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.信じていたので 少しずつこの装置を 改良していきました これが現在の検出器です
-- ama deniyoruz. Ve gittikçe daha da yakınlaşmayı deniyoruz.도전하죠. 그리고 그 법칙에 가까워지려 노력합니다.
-- ama deniyoruz. Ve gittikçe daha da yakınlaşmayı deniyoruz.אך אנו מנסים להתקרב יותר ויותר.
-- ama deniyoruz. Ve gittikçe daha da yakınlaşmayı deniyoruz.-- لكننا نحاول. ونحاول الإقتراب أكثر وأكثر.
-- ama deniyoruz. Ve gittikçe daha da yakınlaşmayı deniyoruz.いつか人類は 素粒子と力に関する基本的な統一理論を見つけるでしょう
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod