gittiği ile cümle

gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Ik heb dit het meest intens ervaren toen ik naar afgelegen dorpen reisde om er de armoede te bestuderen.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Jag upplevde detta som något mycket känslomässigt när jag reste till avlägsna byar för att studera fattigdom.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.저는 빈곤에 대해 연구하러 멀리 떨어진 마을을 여행했을 때, 이런 말로 설명하기 힘든 심정을 경험해 본 적이 있습니다.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.L'ho vissuto in maniera viscerale viaggiando in villaggi remoti per studiare la povertà.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Tôi đã trải nghiệm điều này hết sức sâu sắc khi đến thăm những làng vùng sâu để nghiên cứu về nghèo đói.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Uderzyło mnie to najbardziej, kiedy badałem ubóstwo w odległych wioskach.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Κι αυτό το βίωσα με τον πιο φρικιαστικό τρόπο όταν ταξίδεψα σε απομακρυσμένα χωριά για να μελετήσω τη φτώχεια.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Почувствах това интуитивно, когато пътувах до отдалечени села, за да изучавам бедността.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Я відчув щось подібне, коли подорожував віддаленими та важкодоступними селами, досліджуючи бідність.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Я на себе испытал это, когда путешествовал по отдалённым селениям, изучая бедность.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.חוויתי זאת באופן מאוד מוחשי כאשר נסעתי לכפרים מרוחקים כדי לחקור עוני.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.و قد مرت بي تجربة مماثلة هزت وجداني، عند تجوالي في القرى النائية لدراسة الفقر.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.貧困を研究するために 田舎の村を訪ねた時です 村から村をまわっていた時
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Daca stiam ca vrei sa o filmezi tu, as fi renuntat.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Gdybym wiedział, że ty to robisz, <br />nawet nie próbował bym się za to zabierać.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Seandainya saja aku tahu itu kamu yang ambil, Aku akan tolak mereka.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Se avessi saputo che tu stavi per farlo, <br />gli avrei detto che non ho intenzione di farlo.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Si j'avais su qu'il te la proposerai, j'aurais dit oui tout de suite.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Wenn ich gewusst hätte, dass du es tun willst,<br />hätte ich ihnen gesagt, dass ich es nicht mache.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Αν ήξερα πως ήθελες να το κάνεις, θα τους έλεγα πως δεν θα το κάνω.
Ben bunu yapmak için gittiğini bilseydim,<br />Ben bunu yapmak için gitmiyorum söylerdim.Если бы я знал, что ты хочешь там сниматься, я бы отказался
Ben gittiğimde şansın geldi.Dein Glück war, dass ich ging.
Ben gittiğimde şansın geldi.Jouw geluk kwam toen ik wegging.
Ben gittiğimde şansın geldi.Norocul tău a venit după plecarea mea.
Ben gittiğimde şansın geldi.Szerencséd volt, hogy elmentem.
Ben gittiğimde şansın geldi.- Tu suerte fue que yo me marchara.
Ben gittiğimde şansın geldi.Tvoje štěstí se vrátilo, když jsem odjel.
Ben gittiğimde şansın geldi.Η τύχη σου ήρθε μόλις έφυγα.
Ben gittiğimde şansın geldi.Твоят късмет дойде, когато си тръгнах.
Ben gittiğimde şansın geldi.Твоя удача была в том, что я ушел.
Ben hacca gittiğimde,순례 했을 때
Benim gittiğim her yere geliyor.Cô bé đi cùng tôi đến mọi nơi.
Benim gittiğim her yere geliyor.Dia mengikuti saya kemanapun saya pergi
Benim gittiğim her yere geliyor.E' con me ovunque io vada.
Benim gittiğim her yere geliyor.Ella va conmigo dondequiera que vaya.
Benim gittiğim her yere geliyor.Elle me suis partout où je vais.
Benim gittiğim her yere geliyor.Jazdí so mnou všade.
Benim gittiğim her yere geliyor.Jezdí se mnou všude.
Benim gittiğim her yere geliyor.제가 어딜 가든 이 소녀의 이야기는 빠지지 않습니다.
Benim gittiğim her yere geliyor.Merge cu mine oriunde mă duc.
Benim gittiğim her yere geliyor.Ő mindenhová velem jön.
Benim gittiğim her yere geliyor.Sie ist bei mir, wo immer ich auch hingehe.
Benim gittiğim her yere geliyor.Wszędzie ją zabieram.
Benim gittiğim her yere geliyor.Ze volgt me waar ik ook ga.
Benim gittiğim her yere geliyor.Με συνοδεύει όπου πάω.
Benim gittiğim her yere geliyor.Она всегда со мной, куда бы я не пошла. .
Benim gittiğim her yere geliyor.Тя ме следва, където и да отида.
Benim gittiğim her yere geliyor.היא הולכת איתי לכל מקום שאני הולכת
Benim gittiğim her yere geliyor.وهي ترافقني في كل مكان اذهب اليه
Benim gittiğim her yere geliyor.私は必ず彼女の話をします。
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.By zrobić to, co trzeba.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.Ca să fac treaba, să văd că e făcută bine.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.Để bảo đảm công việc sẽ được thực hiện!
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.For at sikre, alt gik efter planen.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.Para agir correctamente. Para o trabalho ser feito.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.Para hacer lo correcto. Para ver que se hiciera.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.Per controllare che il lavoro sia fatto bene.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek.Pour que le travail soit bien fait.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek. Tanrı aşkına.-Abych udělal správnou věc.
Benim görevim, işlerin yolunda gittiğini görmek. Tanrı aşkına.För att se till att det blev rätt gjort.

İlgili Sayfalar