gittiği ile cümle

gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.Vous le savez tous en fait, quand vous allez acheter une télévision.
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.Všetci to vlastne poznáte.
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.Všichni to znáte ze situace, kdy jdete kupovat televizi.
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.Είναι κάτι που γνωρίζουμε όλοι μας όπως όταν πάμε να αγοράσουμε μια τηλεόραση.
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.Всички от вас знаят това от опита ви, когато отивате да купите телевизор.
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.Вы все об этом знаете, если хоть раз покупали телевизор.
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.כולכם מכירים את זה שאתם הולכים לקנות טלוויזיה
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.جميعكم يعرف ذلك حقاً عندما تذهب لتشتري جهاز تلفزيون
Aslında bunu hepiniz televizyon satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.テレビを買いに行くときの経験から 薄型テレビの列の奥のほうには
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.De fapt, credeam ca totul va fi bine intre Ha Ni si Seung Jo
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Egentligen, jag trodde allting skulle bli okej mellan Ha Ni och Seung Jo.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Eigentlich,habe ich gedacht das zwischen Ha Ni und Seung Jo alles gut läuft.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Ik dacht eigenlijk dat alles wel goed zou gaan tussen Ha Ni en Seung Jo.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.In realtà, credevo che tutto stesse andando bene fra Ha Ni e Seung Jo.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Myslela som si, že medzi Ha Ni a Seung Jo-m je všetko v poriadku.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Sebenarnya, semula saya pikir semuanya berjalan baik antara Ha Ni dan Seung Jo.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Thực ra, cháu còn tưởng Ha Ni và Seung Jo đang tiến triển tốt đẹp nữa chứ.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Właściwie, to wydawało mi się że wszystko będzie już między nimi dobrze.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Στην πραγματικότητα. πίστευα πως όλα θα ήταν καλά μεταξύ στην Χα Νι και τον Σουνγκ Τζο.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Вообще-то, я думала, что всё будет хорошо между ними.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.Всъщност, аз си мислех, че всичко ще е наред между Ха Ни и Сънг Джо.
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum..האמת, חשבתי שהכל יהיה בסדר עם הו האני וסונג ג'ו
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.في الواقع ، أعتقد كل شيء سيكون على ما يرام بين هاني و سيونغ جوو..ـ
Aslında, Ha Ni ve Seung Jo arasında her şeyin yolunda gittiğini sanıyordum.私も そう思ってたんです 考えてみてください
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?남편의 운전시간은 평소보다 20분이 적습니다
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Beh, essenzialmente viaggia 20 minuti in meno di una giornata normale, giusto?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Cóż, on właściwie podróżuje 20 minut mniej niż robi to zwykle, zgadza się?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Dan pikt hij haar op, en wat doe thij?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Eles vão chegar 20 minutos mais cedo.
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Han kører 20 minutter mindre, end han plejer.
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Nos, lényegében 20 perccel utazik kevesebbet, mint egy normál napon, igaz?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Vieme, že cestoval o 20 minút menej než inokedy, áno?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Víme, že cestoval o 20 minut méně než jiný den, ano?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Ами, той по същество пътува с 20 минути по-малко отколкото в нормален ден, нали?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Муж вынужденно проезжает на 20 минут меньше, чем обычно, так?
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?いいですか? 彼が 20 分早く帰ります。
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Bart abschneiden, wenn wir in Atlanta sind. Sie hat ihn nie wirklich gemocht.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Con bé không thích bộ râu lắm.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Elle ne l'a jamais beaucoup aimée.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.잘라주는 장면입니다. 제 수염을 별로 좋아하지 않았죠.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.lei poteva riscuotere... poteva tagliarmi la barba. Non le è mai piaciuta molto.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Niciodată nu i-a plăcut.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Nigdy jej nie lubiła.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Nunca le gustó mucho.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Quando chegássemos a Atlanta ela podia cortar-me a barba.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Ze vond hem maar niks.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Ποτέ δεν της άρεσε.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Ей она никогда особо не нравилась.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.Тя никога не я е харесвала много.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.היא תוכל לגזור את הזקן שלי. היא אף פעם לא מאד אהבה אותו.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.أنها ستأخذ من -- تحلق لي لحيتي. لم تكن تحبها كثيرا.
Atlanta'ya gittiğimde sakalımı kesebiliyor. sakalımdan hiç hazetmedi zaten.彼女はわたしのひげがどうしても好きではありませんでした 彼女は3ヶ月英語を学びました
"Ay'a gittiğimizde, odağımız tamamen Ay'daydı. Dünya'ya dönüp bakma kısmını düşünmemiştik.كان تركيزنا منصبا على القمر ولم نكن نفكر بالنظر إلى كوكب الأرض خلفنا
"Ay'a gittiğimizde, odağımız tamamen Ay'daydı."Když jsme letěli k Měsíci, soustředili jsme se jen na něj.
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?Ani se nemůžeš obléknout, tak kam si myslíš, že jdeš?
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?Còn không mang giày xong, muốn đi đâu nữa chứ.
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?Még a cipőjét sem tudja felhúzni, hová akar menni?
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?Nici macar nu poti sa te incalti si vrei sa mergi?
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?Ni siquiera puedes ponerte tus zapatos, ¿a dónde vas a ir?
Ayakkabılarını bile giyemiyorsun. Nereye gittiğini sanıyorsun?Non riesci neanche a metterti le scarpe, dove pensi di andare?

İlgili Sayfalar