gitmez ile cümle
gitmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çok iyi uçarlar ama fazla uzağa gitmezler.しかしこいつは例外です
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.(48:18) ибо умирая не возьмет ничего; не пойдет за ним слава его;
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.(49:18) Car il n`emporte rien en mourant, Ses trésors ne descendent point après lui.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Älä pelkää, jos joku rikastuu, jos hänen talonsa komeus karttuu.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.căci nu ia nimic cu el cînd moare: vistieriile lui nu se pogoară după el.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Denn er wird nichts in seinem Sterben mitnehmen, und seine Herrlichkeit wird ihm nicht nachfahren.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Frukta icke, när en man bliver rik, när hans hus växer till i härlighet.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Frykt ikke når en mann blir rik, når hans huses herlighet blir stor!
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Ker ob smrti ne vzame nič tega s seboj, za njim ne pojde slava njegova.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.저가 죽으매 가져가는 것이없고 그 영광이 저를 따라 내려가지 못함이로다
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Maak u niet druk als iemand rijk wordt en zijn bezittingen alleen maar toenemen.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Neboj sa, keď niekto bohatne, keď sa množí sláva jeho domu!
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Neboj se, když by někdo zbohatl, a když by se rozmnožila sláva domu jeho.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Ne félj, ha valaki meggazdagszik, ha megöregbül házának dicsõsége;
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Nie bójże się, gdy się kto zbogaci, a gdy się rozmnoży sława domu jego.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Pois, quando morrer, nada levará consigo; a sua glória não descerá após ele.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Porque al morir no llevará nada, ni descenderá tras él su gloria
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Sebab waktu mati ia tak dapat membawa apa-apa, hartanya tak akan turun ke kubur bersama dia
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Se vedi un uomo arricchirsi, non temere, se aumenta la gloria della sua casa
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.thi intet tager han med i Døden, hans Herlighed følger ham ikke.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Vì khi người chết chẳng đem đi gì được , Sự vinh_hiển người cũng không theo người xuống mồ_mả đâu .
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Vì khi người chết chẳng đem đi gì được, Sự vinh hiển người cũng không theo người xuống mồ mả đâu.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.διοτι εν τω θανατω αυτου, δεν θελει συμπαραλαβει ουδεν, ουδε θελει καταβη κατοπιν αυτου η δοξα αυτου.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.Защото, когато умре няма да вземе със себе си нищо, Нито ще мине славата му на друг подир него,
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.כי לא במותו יקח הכל לא ירד אחריו כבודו׃
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.لانه عند موته كله لا يأخذ. لا ينزل وراءه مجده.
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.因 為 他 死 的 時 候 、 甚 麼 也 不 能 帶 去 . 他 的 榮 耀 不 能 隨 他 下 去
Çünkü ölünce hiçbir şey götüremez, Görkemi onunla mezara gitmez.因為 他 死的時候 、 甚麼 也 不 能 帶去 . 他 的 榮耀 不 能 隨 他 下去
Daha ben gider gitmez, baţkasýný bulmuţ.Θα μείνω για πάντα.
Daha ben gider gitmez, baţkasýný bulmuţ.Завинаги.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Hiter je v teku svojem po površju vodá; njih delež je proklet na zemlji; ne hodi več po poti proti vinogradom.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.그들은 물 위에 빨리 흘러가고 그 산업은 세상에서 저주를 받나니 그들이 다시는 포도원 길로 행치 못할 것이라
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Könnyen siklik tova a víz színén, birtoka átkozott a földön, nem tér a szõlõkbe vivõ útra.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Ľahký je na povrchu vody; ich diel je zlorečený na zemi; neobráti sa viacej na cestu viníc.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Lehcí jsou na svrchku vody, zlořečené jest jmění jejich na zemi, aniž odcházejí cestou svobodnou.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Lekkimi są na wodach; przeklęty dział ich na ziemi; nie patrzą na drogę wolną.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Over Vandfladen jages han hen, hans Arvelod i Landet forbandes, han færdes ikke på Vejen til Vingården.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Бърже се отдалечат по лицето на водата; Делът им е проклет на земята; Не се обръщат вече към пътя за лозята.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.Легок такой на поверхности воды, проклята часть его на земле, и не смотрит он на дорогу садов виноградных.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.קל הוא על פני מים תקלל חלקתם בארץ לא יפנה דרך כרמים׃
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.خفيف هو على وجه المياه. ملعون نصيبهم في الارض. لا يتوجه الى طريق الكروم.
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.這 些 惡 人 猶 如 浮 萍 快 快 飄 去 . 他 們 所 得 的 分 在 世 上 被 咒 詛 . 他 們 不 得 再 走 葡 萄 園 的 路
‹‹Diyorsunuz ki, ‹Suyun üstündeki köpüktür onlar, Lanetlidir ülkedeki payları, Kimse bağlara gitmez.這些惡人猶 如 浮萍 快快 飄去 . 他 們所得 的 分在 世上 被 咒詛 . 他 們不得 再 走 葡萄園 的 路
Dışarı çıktığınızda tüm bloktaki ışıklar açık olurdu, çocuklar derslere katılmazdı, okula gitmezdi.그래서 우리는 밖에 나가고 싶어했는데, 동네 전체에 불이 켜져 있었고 아이들의 출석률이 낮아졌어요. 아이들이 학교에 가질 않았어요.
Dışarı çıktığınızda tüm bloktaki ışıklar açık olurdu, çocuklar derslere katılmazdı, okula gitmezdi.Ми бачили, що в усіх будинках кварталу горіло світло. Діти теж вболівали, навіть не ходили до школи.
Dışarı çıktığınızda tüm bloktaki ışıklar açık olurdu, çocuklar derslere katılmazdı, okula gitmezdi.Стоим отвън и всички лампи светят в целия блок и децата, публиката е на училище, а децата не са.
Dışarı çıktığınızda tüm bloktaki ışıklar açık olurdu, çocuklar derslere katılmazdı, okula gitmezdi.近所中です 学校の出席率も下がったとか 学校を休んでしまう子も多かった でも良いんです レッドソックスだから
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Če ne greš, bo vsega konec.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Dacă nu te duci, totul se va termina.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Ga uit de weg, Hyo. Als jij niet gaat is alles voorbij.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Jeżeli tam pójdziesz, wszystko będzie skończone.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Jika kamu tidak pergi, semuanya akan berakhir.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Nếu anh không đi, mọi thứ sẽ kết thúc.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Pokud nepůjdeš, všechno skončí.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.- Reste et tout s'arrangera.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Si te quedas aquí, todo habrá acabado.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek.Ако не отидеш там, всичко ще свърши.
Eğer gitmezsen, her şey sona erecek..אם לא תלך, הכל יסתיים
Eğer işler düşündüğümüz gibi gitmezse, bunu nasıl açıklarsınız?하지만 세상이 우리가 가정하는대로 되지 않으면 뭐라고 설명하죠?
Eğer işler düşündüğümüz gibi gitmezse, bunu nasıl açıklarsınız?Mais alors comment expliquer les moments où les choses ne se passent pas comme prévu ?