Ana içeriğe geç
Sözlük

gitmesi ile cümle

gitmesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Sabah başka bir yere seyahat etmek için bir randevuya gitmesi gerekiyordu.Musel zařídit tuto cestu na jiné místo, brzy ráno.
Sabah başka bir yere seyahat etmek için bir randevuya gitmesi gerekiyordu."O am această programarea, am făcut această programere."
Sabah başka bir yere seyahat etmek için bir randevuya gitmesi gerekiyordu.Tenía que concertar esta cita para viajar a otro lugar en la mañana.
Sabah çete lideri geldi, Sudhir'i kontrol edip bir tehlike olmadığına karar vererek gitmesine izin verdi.A la mañana, llegó el líder de la banda, revisó a Sudhir, decidió que no era una amenaza y lo dejó ir.
Sabah çete lideri geldi, Sudhir'i kontrol edip bir tehlike olmadığına karar vererek gitmesine izin verdi.Reggelre megérkezett a bandavezér, megnézte Sudhirt, úgy döntött, hogy nem veszélyes, és hazaengedték.
Sabah çete lideri geldi, Sudhir'i kontrol edip bir tehlike olmadığına karar vererek gitmesine izin verdi.Ранно сутринта шефът на бандата пристигна, проучи Судир, реши, че не е заплаха и го пуснаха да си отиде вкъщи.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Außer der dünnen Leine hier, die es davon abhält sich aus dem Feld zu bewegen.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Doar că există aici o ușoară priponire care o împiedică să iasă din limitele câmpului.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.여기 묶어놓은 것을 제외하고 말이죠. 자기장의 영역을 넘어가는 것을 방지하기 위해 묶어놨죠.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Ngoại trừ một dây nối mảnh ở đây, giữ nó khỏi bay vọt lên.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Salvo que tiene una ligera atadura por aquí que le impide traspasar la cima de su campo.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Sauf qu'il y a une petite longe ici, qui l'empêche sortir de son champ.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Só que há aqui uma ligeira corrente, que a impede de sair para fora do topo do seu campo.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Tranne per una catenella qui, che le impedisce di andare al di fuori del suo campo.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Tu jest mała linka, która utrzymuje to w polu magnetycznym.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Εκτός του ότι υπάρχει ένα μικρό σχοινάκι εδώ που το συγκρατεί από το να πηγαίνει στην κορυφή του πεδίου
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Кроме этого, здесь есть небольшая привязь, которая держит его внутри поля.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.Освен че тук има лека свръзка, която го пази да не се издигне над края на полето си.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.אלא שיש כאן ריסון קל, ששומר עליו שלא יזוז מתוך השדה.
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.إلا أن هناك حبل صغير هنا، والذى يمنعه من تخطي مجاله المغناطيسي
Sadece burada onun alanın en üst noktasından gitmesini engelleyen bir urgan bulunuyor.磁場を離れないように付けられています 磁場の波頭を
- Sadece delik. Kaç kişinin gitmesini planladınız?¿A cuántos hombres va a mandar?
- Sadece delik. Kaç kişinin gitmesini planladınız?- Hány emberre van szüksége?
- Sadece delik. Kaç kişinin gitmesini planladınız? İki mekik, iki ekip gönderiyoruz.אנחנו מכנים אותו ככה .כי הוא תמיד חרמן
- Sadece delik. Kaç kişinin gitmesini planladınız?-Jenom vrtání.
- Sadece delik. Kaç kişinin gitmesini planladınız?- Vous avez prévu combien d'hommes ?
Sadece her şeyin yolunda gitmesine çalışıyordum.- Estar sana por el camino.
Sadece her şeyin yolunda gitmesine çalışıyordum.[Marry Allan] Solo tenere le cose sulla strada giusa.
Sadece her şeyin yolunda gitmesine çalışıyordum.Просто спазването на графика.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.A učiníš podľa svojej múdrosti a nedáš jeho šedinám sostúpiť v pokoji do hrobu.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Con hãy cứ sự khôn ngoan con mà cư xử, chớ để đầu bạc nó xuống âm phủ cách bình yên.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Con hãy cứ sự khôn_ngoan con mà cư_xử , chớ để đầu bạc nó xuống âm_phủ cách bình_yên .
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Cselekedjél a te bölcseséged szerint, és ne engedd, hogy megõszülvén, békességgel menjen a koporsóba.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Fă după înţelepciunea ta, şi să nu laşi ca perii lui cei albi să se pogoare în pace în locuinţa morţilor.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Faze, pois, segundo a tua sabedoria, e não permitas que suas cãs desçam � sepultura em paz.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Gjør derfor som din visdom lærer dig, og la ikke hans grå hår fare med fred ned i dødsriket.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.gør derfor, som din Klogskab tilsiger dig, og lad ikke hans grå Hår stige ned i Dødsriget med Fred.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Je bent een wijs man en weet wat je te doen staat; laat hem niet in vrede sterven.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.네 지혜대로 행하여 그 백발로 평안히 음부에 내려가지 못하게 하라
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Niin tee nyt viisautesi mukaan äläkä anna hänen harmaiden hapsiensa rauhassa mennä alas tuonelaan.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Protož zachováš se podlé moudrosti své, a nedáš sstoupiti šedinám jeho v pokoji do hrobu.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Så gör nu efter din vishet, och låt icke hans grå hår få med frid fara ned i dödsriket.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Stóri torej ž njim po modrosti svoji in ne pústi sivi glavi njegovi, da gre v grob [Hebr. šeol.] v miru.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Tu agirai con saggezza, ma non permetterai che la sua vecchiaia scenda in pace agli inferi
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Tue nach deiner Weisheit, daß du seine grauen Haare nicht mit Frieden hinunter in die Grube bringst.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Tú harás conforme a tu sabiduría; no dejarás que sus canas desciendan en paz al Seol
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Uczynisz tedy według mądrości twojej, a nie dopuścisz zejść sędziwości jego w pokoju do grobu.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Καμε λοιπον κατα την σοφιαν σου, και η πολια αυτου ας μη καταβη εις τον αδην εν ειρηνη.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.поступи по мудрости твоей, чтобы не отпустить седины его мирно в преисподнюю.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Постъпвай, прочее, според мъдростта си, и не оставяй белите му коси да слязат с мир в гроба.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.ועשית כחכמתך ולא תורד שיבתו בשלם שאל׃
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.فافعل حسب حكمتك ولا تدع شيبته تنحدر بسلام الى الهاوية.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.所 以 你 要 照 你 的 智 慧 行 、 不 容 他 白 頭 安 然 下 陰 間
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.所以 你 要 照 你 的 智慧 行 、 不 容 他 白 頭 安然 下 陰間
" Sence de eve gitmesinde bir sakınca yok değil mi?""האם לדעתך זה בסדר שהיא תלך הביתה?"
" Sence de eve gitmesinde bir sakınca yok değil mi?""Chị nghĩ cho bà ấy xuất viện có ổn không?"
" Sence de eve gitmesinde bir sakınca yok değil mi?""¿Crees que está bien si se va a su casa?"
" Sence de eve gitmesinde bir sakınca yok değil mi?""Denk je dat het oké is als ze naar huis gaat?
" Sence de eve gitmesinde bir sakınca yok değil mi?"자신이 없었지요.
" Sence de eve gitmesinde bir sakınca yok değil mi?""Myślisz ,że może iść do domu?"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod