Bir gitarım yok.I don't own a guitar.
Gitarı çok iyi çalamam.I can't play guitar very well.
Tom'un gitar çalmasını istediler.They asked Tom to play the guitar.
Senin gitar çalmada çok iyi olduğun hakkında benim hiç fikrim yoktu.I had no idea you were so good at playing the guitar.
Gitarımla pratik yapıyorum.I've been practicing my guitar.
Tom'un bandosuyla gitar çaldığını gördüm.I've seen Tom play guitar with his band.
Gitarımı ofisinde bıraktım.I left my guitar in your office.
Bu gitara 300 dolar verdim.I paid 300 dollars for this guitar.
Bu gitara 300 dolar para verdim.I paid 300 dollars for this guitar.
Bu gitara 300 dolar ödedim.I paid 300 dollars for this guitar.
Küçük bir gitar çalarım.I play a little guitar.
Bir caz orkestrasında bas gitar çalıyorum.I play bass in a jazz band.
Yanında gitarın olduğunu görüyorum. Bizim için bir şey çalmayı planlıyor musun?I see you have your guitar with you. Are you planning on playing something for us?
Bugün gitarımı sattım.I sold my guitar today.
O, gitar çalar.He plays the guitar.
O gitar çalar, o piyano çalar.She plays the guitar, he plays the piano.
Babanın gitarını satarsan pişman olacağını düşünüyorum.I think you'll regret it if you sell your father's guitar.
On üç yaşından beri gitar çalıyorum.I've been playing the guitar since I was thirteen.
Tom bana nasıl gitar çalınacağını öğretti.Tom taught me how to play the guitar.
Ben gerçekten çok gitarist değilim.I'm really not much of a guitarist.
Gitarımı arabanın arkasına koyacağım.I'll put my guitar back in the car.
Gitarını getirdiğini sandım.I thought you brought your guitar.
Tom yeni gitarı ile mutlu.Tom is happy with his new guitar.
Tom gitar çalar.Tom plays the guitar.
O, bas gitar çalar.He plays bass guitar.
Tom bizim grupta bas gitar çalıyor.Tom plays the bass guitar in our band.
Tom gitarını aldı ve sahneye doğru gitti.Tom picked up his guitar and headed for the stage.
Tom gitarını aldı ve kapıya doğru gitti.Tom grabbed his guitar and headed for the door.
Tom gitarını çalarken ateşin yanında oturdu.Tom sat near the fire, playing his guitar.
Nasıl gitar çalınacağını kendim öğrettim.I taught myself how to play the guitar.
Tom gitarlarından birini Mary'ye verdi.Tom gave Mary one of his guitars.
Tom gitarının fişini çekti.Tom unplugged his guitar.
Tom gitarını çaldı.Tom strummed his guitar.
Tom gitarını ayarladı.Tom tuned his guitar.
Tom'un yatak odasında gitar çaldığını duyabiliyorum.I can hear Tom playing guitar in his bedroom.
Gitarımdaki bir tel kırıldı.A string on my guitar broke.
Gitarımdaki bir tel koptu.A string on my guitar broke.
Gitar çalmaktan hoşlanırım.I like to play guitar.
Bu gitarı sana kim verdi?Who gave you that guitar?
Gitar çaldığını duymak istiyorum.I want to hear you play guitar.
Bob sadece gitar değil fakat aynı zamanda flüt de çalar.Not only does Bob play the guitar, but also the flute.
Tom sadece mızıka çalmaz, gitar da çalar.Not only does Tom play the harmonica, he plays the guitar, too.
Tom'un kaç tane gitarı var?How many guitars does Tom have?
Şimdiye kadar kaç tane gitar dersleri aldın?How many guitar lessons have you had so far?
Kaç tane gitarın var?How many guitars do you own?
Amcam gitar çalar.My uncle plays guitar.
Gitar çalan çocuğun adını biliyor musun?Do you know the name of the boy who's playing the guitar?
Tom'un gitar çalmada ne kadar iyi olduğunu hatırlıyor musun?Do you remember how good Tom was at playing the guitar?
Tom'un gitarını çaldığını ve trilli şarkı söylediğini duyabiliyordum.I could hear Tom playing his guitar and yodeling.
Gitar çalışması yaparak çok zaman harcarım.I spend a lot of time practicing the guitar.
Kendime gitar çalmayı öğretiyorum.I'm teaching myself to play the guitar.
Çocuklar Tom'un oturduğu yerde toplandılar ve onun gitar çalmasını izlediler.The children gathered around where Tom was seated and watched him play his guitar.
Tom benden gitarına yeni kenar süsleri koymasına yardımcı olmamı istedi.Tom asked me to help him put new frets on his guitar.
Tom Noel için kendine yeni bir gitar aldı.Tom bought himself a new guitar for Christmas.
Tom benden daha iyi gitar çalabilir.Tom can play the guitar better than I can.
Tom sadece gitar öğretmez, o sık sık konserler verir.Tom doesn't only teach the guitar, he often gives concerts.
Tom burada gitar çalabilen tek kişidir.Tom is the only one here who can play the guitar.
Tom gitar kutusunu yere bıraktı böylece Mary'ye sarılabildi.Tom put the guitar case down so he could hug Mary.
Tom Mary'ye sarılabilmek için gitar kutusunu yere bıraktı.Tom put the guitar case down so he could hug Mary.
Tom gitar tıngırdatırken bir ağacın altında oturdu.Tom sat under a tree, strumming his ukulele.