Ana içeriğe geç
Sözlük

girmek ile cümle

girmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenFor vel ingen, undtagen Grete nogensinde ville stole på sig selv at indtaste et rum, hvor
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenen반드시 들어 Grete 제외하고 아무도에 방을를 입력 스스로를 신뢰하지 것이다
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenMert bizonyára senki sem, kivéve Grete valaha bizalmat magukat be egy szobába, ahol
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenNa pewno nikt z wyjątkiem Grete nigdy zaufania się wejść do pokoju, w którym
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenPerché sicuramente nessuno tranne Grete avrebbe mai si affida a entrare in una stanza in cui
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenPois certamente ninguém, exceto Grete jamais confiar-se a entrar em uma sala em que
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenPorque seguramente nadie más que a Grete jamás confiar en sí mismos para entrar en una habitación en la que
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenPre určite nikto, okrem Grete nikdy veriť sami do miestnosti, v ktorej
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenPro jistě nikdo, kromě Grete nikdy věřit sami do místnosti, v níž
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenSillä varmastikaan kukaan paitsi Grete koskaan luottaa itse tulla huoneeseen, jossa
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenWant zeker niemand behalve Grete ooit vertrouwen in zichzelf naar een kamer waarin de in te voeren
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenZa gotovo ne bi nihče, razen Grete kdaj se zaupajo za vstop v sobo, v kateri
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenΓια σίγουρα κανείς εκτός Grete θα εμπιστεύονται οι ίδιοι ποτέ να μπει σε ένα δωμάτιο στο οποίο
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenДля безумовно, ніхто, крім Грете ніколи не довіряти собі, щоб увійти в кімнату, в якій
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenДля безусловно, никто, кроме Грете никогда не доверять себе, чтобы войти в комнату, в которой
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenСъс сигурност никой освен Грете някога ще се доверие, за да влезе в стаята, в която
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenשהרי אף אחד מלבד גרטה לעולם לא לסמוך על עצמם להיכנס לחדר שבו
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenلبالتأكيد لا يمكن لأحد إلا أنفسهم غريت الثقة من أي وقت مضى لدخول الغرفة التي
Grete dışında hiç kimse için kesinlikle bir odaya girmek için kendine güvenenグレゴールは、すべて自分で空の壁を支配した。
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?¿a qué clase de escuela los adolescentes desearían pertenecer, en lugar de mantenerse al margen?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?În ce fel de şcoli s-ar lupta adolescenţii să intre în loc să le ocolească?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?Jaka szkoła nie kusiłaby nastolatków by z niej wiać, a wręcz przeciwnie?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?학생들이 도망치려고 안간힘을 쓰는 학교가 아니고 다니고 싶어 안달을 내는 학교일까라는 질문을 던졌습니다.
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?Loại trường học nào mà các thanh thiếu niên đang ganh đua nhau để thi vào, và loại nào không muốn thi vào?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?Sekolah apa yang akan membuat para remaja berebutan untuk masuk, bukan berebutan untuk tidak masuk?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?Welche Art von Schule würde Teenager darum kämpfen lassen, drin zu sein statt draussen zu bleiben?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?Τι είδους σχολείου θα ήθελαν οι έφηβοι προκειμένου να συμμετέχουν με λαχτάρα και όχι να το αποφεύγουν;
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?До якої школи підлітки прагнули-б потрапити, замість силуватись лишатись подалі?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?לאיזה סוג של בית ספר ילדים ילחמו להתקבל, לא ילחמו להשאר בחוץ?
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?ما نوع المدارس التي ستصارع من اجل ابقاء المراهقين، و ليس من اجل اخراجهم؟
Hangi okul tipi gençlerin girmek için birbirleriyle savaştığı ve uzak durmak için çabalamadığı okuldur?争って入学し、退学しなくなるのかを いくども討論を重ねました
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Après l'avoir déposé à l'hôpital, il avait encore le temps d'y retourner, mais il a choisi de ne pas y aller.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Dopo che l'ha lasciata all'ospedale aveva ancora un sacco di tempo per andare, ma ha deciso di non farlo.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Nachdem er, sie zum Krankenhaus gebracht hat, hatte viel Zeit zurück zu gehen, aber er tat es nicht.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Po tym jak po tym jak ją odwiózł do szpitala miał jeszcze szansę żeby zdążyć, ale postanowił nie iść.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Sau khi nó để con bé lại bệnh viện nó vẫn còn nhiều thời gian để đi thi, nhưng thằng bé đã chọn cách ở lại.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Setelah mengantarnya ke rumah sakit dia masih ada waktu untuk pergi, tapi dia memilih untuk gak pergi.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.Είχε αρκετό χρόνο να πάει όταν την άφησε το νοσοκομείο, αλλά επέλεξε να μην πάει.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.После того как он отвёз её в больницу, у него ещё оставалось куча времени, но он решил не идти.
Ha Ni'yi hastaneye bıraktıktan sonra sınava girmek için yeterince zamanı vardı ancak gitmemeyi kendisi seçti.След като я закара в болницата, имаше достатъчно време да иде на изпит, но не пожела.
Hapse girmekten korkuyordum.Ero terrorizzata di dover andare in carcere se mi avessero sequestrato il computer.
Hapse girmekten korkuyordum.Estaba muy asustada de ir a la cárcel por haber revisado mi computadora.
Hapse girmekten korkuyordum.Et j'avais peur d'aller en prison si mon ordinateur était saisi.
Hapse girmekten korkuyordum.Jeg var så bange for at komme i fængsel hvis min computer blev beslaglagt.
Hapse girmekten korkuyordum.Měla jsem velký strach z toho, že půjdu do vězení, až mi zabaví počítač.
Hapse girmekten korkuyordum.Φοβόμουν οτι θα πάω φυλακή αν κατασχεθεί.
Hapse girmekten korkuyordum.Бях толкова изплашена, че ще отида в затвора заради конфискацията на компютъра ми.
Hapse girmekten korkuyordum.Я был так напуган, чтобы идти в тюрьму из-за мой компьютер изымается.
Hapse girmekten korkuyordum.بسبب احتجاز حاسوبي
Hapse girmekten korkuyordum.前職で私のラップトップには情報源からの 機密情報を所持していたので、
Hayır, hayır. İğneleri paylaşıyoruz çünkü hapse girmek istemiyoruz."우리가 주사기를 나눠쓰는 이유는 감옥에 가기 싫어서에요."
Hayır, hayır. İğneleri paylaşıyoruz çünkü hapse girmek istemiyoruz."Nie - dzielimy się igłami, bo nie chcemy iść do więzienia."
Hayır, hayır. İğneleri paylaşıyoruz çünkü hapse girmek istemiyoruz."Usiamo lo stesso ago, semplicemente perché non vogliamo finire in prigione."
Hayır, hayır. İğneleri paylaşıyoruz çünkü hapse girmek istemiyoruz."אתה רוצה להשתמש במברשת שיניים של מישהו שישנת איתו.
Hayır, hayır. İğneleri paylaşıyoruz çünkü hapse girmek istemiyoruz."ولكنه أجاب .. لا ليس الامر هكذا .. نحن نتشارك الإبر لاننا لا نريد دخول السجن
Hayır, hayır. İğneleri paylaşıyoruz çünkü hapse girmek istemiyoruz."そう インドネシアでは当時
Hemşirelik bölümüne girmek için mi hazırlanıyorsun?Ai inceput sa inveti pentru scoala de asistente medicale ?
Hemşirelik bölümüne girmek için mi hazırlanıyorsun?Ali se boš učila za vstopni program zdravstvene nege ?
Hemşirelik bölümüne girmek için mi hazırlanıyorsun?Będziesz się przygotowywać do programu pielęgniarskiego?
Hemşirelik bölümüne girmek için mi hazırlanıyorsun?Con đi học để thi vào khoa y tá sao?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod